'Organik bir hikayemiz var'

Yaz sezonunda da devam eden “Kalk Gidelim” dizisinin Nurcan’ı Ayça Varlıer, “Dizimiz organik bir hikayeye sahip. Seyirci hem dizinin hem de Muğla’nın doğallığına hayran kalıyor. Ben de her anın keyfini çıkarmaya çalışıyorum” diyor.

'Organik bir hikayemiz var'

Tiyatro izleyicisinin “Leyla’nın Evi”, “Sil Baştan”, “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ve “Fosforlu Cevriye”deki karakterleriyle beğenisini kazanan Ayça Varlıer, dizilerin de sevilen oyuncularından. İlk çıkışını “Gümüş” dizisiyle yapan oyuncu, kariyerine TRT’de yayınlanan komedi türündeki “Kalk Gidelim” dizisiyle devam ediyor. Kısa bir molanın ardından dün akşam yayınlanan bölümle yaz sezonunda devam eden dizide Nurcan karakterini canlandıran Varlıer’le oyunculuktan kitesurf tutkusuna keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

- “Kalk Gidelim” oyunculuk kariyerinizin ilk komedi dizisi. Bu projeyi diğerlerinden ayıran ne oldu?

“Kalk Gidelim”de modern hayatın insanlara getirdiği rahatlık ve lüksün yanında ailevi ilişkiler, sevgi, sadakat, yardımlaşma, manevi değerler gibi konular karşılaştırılmalı işleniyor ve her karakterin hikayesi bu olgular üzerinden komedi diliyle kurgulanıyor. Dizimiz organik bir hikayeye sahip ve seyirci de hikayemizi sahiplendi. Gülümsetmek çok kıymetli. Benim için en büyük fark ve motive edici unsur bu.

Organik bir hikayemiz var

- Kısa sürede yayından kalkan projeleri düşününce yaz sezonunda da devam ediyor olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle dizimizin mayası tuttu. Muğla’nın muhteşem doğasından şahane görüntüler veriyoruz. Seyirci hem dizinin hem de bu yörenin doğallığına hayran kalıyor. O açıdan başardık. Ben de her anın keyfini çıkarmaya çalışıyorum.

“Muğla ikinci yuvam”

- Çekimler Muğla’da yapılıyor. Şehrin karmaşasından uzakta kalmaya alıştınız mı?

Setten önce yine aynı bölgede bulunmuştum. Doğasına, havasına aşık olmuş ve burada dizi çekilsin diye dua etmiştim. Dualarım kabul oldu. Dolayısıyla alışmanın ötesinde ikinci yuvam gibi oldu. Buradaki huzur hiçbir yerde yok.

- Nurcan karakteri İstanbul’dan taşınıp, köy hayatı yaşıyor. Siz kendiniz için böyle bir karar verir misiniz?

Rolümü, ekip arkadaşlarımı çok sevdiğim için her sabah mutlulukla uyanıp işime gidiyorum. Sahne çalışmalarım devam ettiği için kışın burada yaşamazdım sanırım. Daha ileri yaşlarda kalabileceğim bir bölge.

- Müzikaller de hayatınızın önemli bir parçası. Dokuz yıldır izleyici karşısına çıktığınız “Leyla’nın Evi” önümüzdeki sezon devam edecek mi?

Müzikaller benim için çok özeldir. Daha 12 yaşındayken yurt dışında müzikal tiyatro okuyacağımı söylemiştim. Bu hayalimi gerçekleştirdim. Kendimi geliştirdiğim, yenilediğim ve sınırlarımı zorladığım sürece her platformda oyunculuk yapacağım. “Leyla’nın Evi”ne son bir oyunla veda edeceğiz. Yeni sezonda “Tahir ile Zühre” müzikalini hayata geçirebiliriz. Ailece bunun üzerine çalışıyoruz.

- Fırat Tanış’la rol aldığınız “Mavi Gece” filminden sonra beyazperdede göremedik sizi. Bunun özel bir nedeni var mı?

“Mavi Gece”, eğlenceli bir filmdi. Artık daha çok dünya çapında bir festival filminde oynamayı hedefliyorum. Kendimi geliştirebileceğim global yapımlarda çalışmak istiyorum.

- Beş yıl önce ‘Elif’ adında bir albüm hazırlamıştınız. Yenisi gelir mi?

Müzik, hayatımın her yerinde, ondan kopamam. Ama dizi çekimleri çok yoğun. Daha sonraki yıllarda neler olur bilemiyorum, yakınlarda böyle bir çalışma görünmüyor.

“Tutku kadınıyım”

- Sosyal medyada sizin için “Pozitif, enerji veren bir yapısı var” gibi yorumlar yapılmış. Gerçekten böyle biri misiniz?

Hayatı çok seviyorum. Sağlıklı beslenmeye ve iyi insanlarla dostluklar kurmaya çalışıyorum. Her sabah şükrederek kalkıyorum. Bu enerji de dışarıya yansıyordur. Zaten yapı gereği yaptığım işi çok sevmem lazım. Tutku kadınıyım. Hedeflerim mutluluğa dair.

- Bir röportajınızda “Genç gösteriyorum, çünkü evlenmedim” demişsiniz. Evlilik insanı yaşlandırıyor mu sizce?

Biraz espriyle karışık cevap vermiştim. Örnek çiftlerim, annem-babam ve ablamla kocasıdır. Üstelik hiç de yaşlarını göstermiyorlar. Ben sadece henüz evlenilecek adamla karşılaşmadım.

“Kitesurfle arınmış hissediyorum”

Organik bir hikayemiz var

- Kitesurf merakınız ne zaman başladı?

Geçen sene Türkiye Şampiyonu Taner Aykurt’un Kitextreme okuluna giderek derslere başlamıştım. Akyaka’da o ve ekibi sayesinde kendimi çok ilerlettim. Kitesurf, muhteşem bir terapi benim için.
Bu şekilde kendimi arınmış ve özgür hissediyorum.
Adrenalin, hız ve rüzgar var. Şimdilik sadece hobi niyetindeyim ama belki ileride slalom yarışlarına katılabilirim. Heyecan yaşamak çok güzel.

- Türkiye’de bu sporun yeterince tanındığını düşünüyor musunuz?

Maalesef, Türkiye’de bir tek kitesurf değil yelken dahil tüm su sporlarının yeterince bilinmediğini ve önemsenmediğini düşünüyorum. Kitesurf, her geçen sene popülerliğini artırıyor. Ülkemizin spor içinrüzgarı yeterli olan başka sahillerinde de yapılıyor.
Umarım bu ilgi her yıl katlanarak artar.

16 Eylül 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber