Örnek bir girişim

Ayvalık Ticaret Odası geliştirdiği coğrafi işaretleme sistemiyle önemli bir ilke imza attı. Ayvalıklı zeytinyağı üreticisi artık odaya başvurup mahsulü için her yıl bir tasdik belgesi alacak

vmilorster@gmail.com İleride bunu da yaparız inşallah. Ancak şu anda ben Türk mutfağı açısından alarm zillerinin çaldığını görüyorum. Hızla dibe vuruyoruz. Neden mi?Standartlaşma yüzünden. Malzeme kalitesinde standartlaşma. Kötüye doğru standartlaşma ama. İyi olanın standart hale gelmesi değil. Kötü olanın giderek yaygınlaşıp standart hale gelmesi ve benim, senin, bizim, hepimizin, lokantacılarımızın bunu kanıksayışı.Örnek mi? Baklagillerden pirince ve bulgura, domatesten elmaya, peynirlerden kıyma ve kuzu eti kalitesine, hatta baş "nimet" günlük ekmeğimize kadar tükettiğimiz malzeme kalitesinde düşüş var. Sanki birileri bir yerlerde sinsice ve haince planlar yapıyor Türk milletini lezzetsiz, sağlıksız yemek yiyen bir toplum haline getirmek için.Halbuki, bilge kişinin dediği gibi "İnsan ne yerse odur". Aflatoksinli bulgur, bayat fasulye, boyalı mercimek, süt tozundan beyazpeynir, cilalı elma, hormonlu domates ve fabrikasyon ekmek yerse insan Allah'ın her günü, ürünlerdeki sahtelik, hilekarlık ve bozukluk insanın kanına geçer. Kötü ürün yiyen insan sağlıksız ve hoşnutsuz olur, etrafa negatif enerji yayar. Yeni yıl şöyle bir geriye bakıp bir bilanço çıkarmak ve ileriye dönük temennilerde bulunmak demek. İsterdim ki ben bu dönüm noktasında kara düşüncelere dalmak yerine 2008 ile ilgili trendlerden bahsedeyim size. Ne "in", ne "out" gibi. Öyle ya da böyle bu süreç değişmeli. Yeme-içme alanında bir devrim gerek. Ben bu devrime farklılaştırma diyorum. İyi ile kötü ayrılmalı birbirinden. Tüketici (ve lokantacı) sapla samanı birbirinden ayırt etmeli.Şu anda durum ümitsiz. Kaliteli bazı ürünleri alın ele. Ne bileyim İspir fasulyesi, Kızıltepe mercimeği, Gönen baldo pirinci, Ezine beyazpeyniri, Amasya elması falan. Bir zamanlar şahane olan ürünler bunlar. Şimdi bulabiliyor muyuz? Hayır çünkü inanılmaz bir sahtekarlık hüküm sürüyor ülkemizde. Üretici, tüccar, toptancı istediği ürünü istediği etiketle satıyor. Gerçek baldo pirinç ne kadar üretilir? 60 bin ton. Türkiye'deki satışı nedir? 160 bin ton!Ne marketler yapabiliyor gerekli denetimi ne devlet ne de belediyeler. Sahtekar insanlar para kazanıyor, aradaki üç-beş dürüst üretici ve tüccar da hilekar insanların daha başarılı olduğunu görünce devamlı vicdan muhasebesi yapıyor.Lokantaların çoğunda da aynı adamsendecilik ve hilekarlık var. Uzakdoğu'dan gelmiş dondurulmuş sübyeleri "Taze kalamar, abi" diye satanlar, ucuz olduğu zaman balığı toptan alıp şoklayan ve sonra bazen satılmayınca tekrar dipfrize atanlar, bayat ve özensiz mezeleri tokuşturanlar, tarator diye mayonez kakalayanlar, "Mikrodalga sen çok yaşa" diyenler... Çok az müşteri lokantada kötü yemekleri geri gönderiyor.Değişim süreci için birinin, birilerinin farklılaştırma işini başlatması lazım. Bu açıdan Ayvalık Ticaret Odası çok önemli bir ilke imza atmış durumda. Coğrafi işaretleme sistemini geliştiriyorlar.Bu şu demek. Ayvalıklı zeytinyağı üreticisi Ayvalık Ticaret Odası'na başvurup her sene o yılki mahsulü için "Bu zeytinyağı Ayvalık zeytinyağıdır" gibi bir tasdik belgesi, bir sertifika alacak. Bu sertifika zeytinyağı şişesinin üstüne hologramlı etiket olarak yansıyacak.Ayvalık Ticaret Odası bu sertifikaların verilişinde çok dikkatli. Türkiye gerçeklerine uygun bir denetleme ve kontrol mekanizması oluşturmuşlar hilekarlık olmaması için. İnanılmaz bir sahtekarlık Benim için önemli olan, bu denetlemenin otomatik sağlanacak olması. Nasıl mı? "Üretici baskısı" yoluyla. Bu şu demek: Ayvalık zeytinyağı kalite açısından dünya çapında. Coğrafi işaret Ayvalık logosu yardımıyla onu farklılaştırıyor ve üretici hak ettiği fiyatı piyasadan isteyecek.Diyelim, bir sahtekar, odanın Denetleme Komisyonu'na iyi numune verdi ve sonra kalitesiz zeytinyağı sürdü piyasaya Ayvalık logosuyla. Bu durumda onun yakasına ilk yapışacak olan diğer üreticilerdir çünkü kendi imajları ve tabii ki kârları zarar görür bu durumdan.Şimdi bu ayrımlaştırma işinin genelleştiğini düşünün. Ayvalık örneği başarılı olursa diğer ticaret odalarının bu örneği izlememesi için bir neden yok. Kendilerine has ürün ve üreticilerini destekleyip bu ürünler için sertifika verebilirler.Bir de lokantalarda bu farklılaştırma işinin olduğunu düşünün. Örneğin İtalya'da olduğu gibi dondurulmuş ürünlerini bir asterisk koyarak işaretleseler. Yetiştirme balıkla deniz ürünü ayırt edilse. Lokantacılar tarımsal mirasımızı devam ettiren küçük üreticilerle direkt ilişki kurup onların doğal ürünlerini yemeklerinde kullansalar. Bu üreticilerin adları bilinse ve ürünleri bir kalite garantisi olarak aranır hale gelse.Yeni yıl için çok fazla şey mi istiyorum? Hepinizin yeni yılını kutlar, sevdiklerinizle beraber lezzetli nice yemekler yemenizi dilerim.Haftaya zeytinyağı ve farklılaştırma konusuna devam edeceğim. Üretici baskısının rolü

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber