Parfüm kokar(dı) mektuplar

Parfüm kokar(dı) mektuplar

Parfüm kokar(dı) mektuplar





Olmasa mektubun..." diye başlar Yeni Türkü şarkılarından biri. Sözler Murathan Mungan’ındır. Devamı da girişi kadar etkilidir: "Yazdıkların olmasa / Kim inanır senle ayrıldığımıza..." Artık bu cümleleri kuracak çok kişi yok. Belki hızımızından, teknolojinin hayatımıza kattıklarından... Belki aşkların, aşk acılarının azalmasından... Aşklar devam etse bile artık mektup göndermiyoruz. Daha doğrusu az gönderiyoruz. Aşk acıları da hayatın diğer iyileri ve kötüleriyle birlikte başka yollarla, başkalarına ulaşıyor. E-postayla, messenger’larla, cep telefonlarıyla...
Posta ve Telgraf Teşkilatı’nın yaptığı bir araştırmaya göre mektup gönderimi azaldı. Çok değil beş yıl öncesine kadar 1 milyar 31 milyon 205 bin olan mektup sayısı 2002’de yarı yarıya indi. Bu senenin eylül ayında ulaşılan sayı sadece 540 milyon 980 bin. Rakamlar böyle söyleyince PTT Genel Müdürlüğü mektup yazımını teşvik etmek amacıyla bir kampanya başlattı. Bu kampanya için hazırlanan broşür ev ve işyerlerine dağıtıldı, postanelere asıldı. Sağ üst köşesi gülle süslenen "Mektup" adlı adlı pembe broşür duygusal sözlerle başlıyor:
"Bazıları içerisinde bir gül yaprağı taşır.
Parfüm kokar bazıları.
Kiminin ucunu yakmıştır gönderen."
Devamı ise şöyle: "Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin mektubun yeri ayrıdır.
Postacının getirdiği o gizemli zarfı açmak, içerisinden çıkan sevdiğimizin el yazısını, kokusunu taşıyan, yıllarca saklanabilen bir anı haline gelen mektup bir kültürdür.
En son ne zaman bir yakınınıza mektup yazarak onu sevindirdiniz?
Daha geçen gün telefonla aradım demeyin. Unutmayın, mektubunuz yıllar yılı tekrar tekrar okunabilir.
Haydi bir mektup yazın, sevdiklerinizi sevindirin."
PTT’nin aslında yıllardır mektupla ilgili çalışmaları var. Örneğin her yıl ilköğretim öğrencileri arasında bir mektup yazma yarışması düzenleniyor. Bu yılki yarışmanın konusu "Sana nasıl daha iyi bir gelecek sağlayabileceğimizi anlatmak için yazıyorum". Yarışmaya son başvuru tarihi ise 26 Şubat 2003.

2023’e mektuplar
PTT Genel Müdürlüğü’nün konuyla ilgili projeleri arasında "2023 Cumhuriyetimizin 100. Yılına Mektup" da bulunuyor. 29 Ekim 2002 tarihine kadar PTT’ye ulaştırılan mektuplar 29 Ekim 2023’ten itibaren sahiplerine teslim edilmeye başlanacak.
PTT’nin yeni kampanyası başarılı olacak mı zaman gösterecek. Ama ne diyordu broşürde? "Daha geçen gün telefonla aradım demeyin. Bir mektup yazın, sevdiklerinizi sevindirin."

Aşkların mektup kültüründe önemli bir yeri var. Kimi zaman umutsuz kimi zaman coşkulu aşklarını "zarflayan" birçok ünlü şahsiyet bulunuyor. Onlardan biri Franz Kafka. Milena evli, Kafka nişanlıdır ama üç yıl boyunca mektuplaşırlar. "Sevgili Milena" adıyla kitaplaşan mektuplarda şöyle der Kafka:
"Yarım saattir iki mektubunla kartını okuyorum (Zarfı da; nasıl oluyor da postacılar adresleri okuyabiliyor, şaşırıyorum!), gülerek okuduğumun neden sonra farkına vardım. Hangi kral benim kadar mutlu olmuştur? Odama geliyorum, masanın üstünde üç mektup beni bekliyor, bütün işim açıp okumak onları -ellerim ne ağır iş görürmüş meğer- yaslanıyorum koltuğa bu mutluluğa erdiğime inanamıyorum..." (Sayfa 127)
"Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan, çok güç bunun karşılığını vermek Milena, mektupla hiç verilemez hele... Yalnız n’olursun, çağırma beni Viyana’ya, yazma bu konuda; gelmeyeceğim, ama bu konuda ettiğin her söz, etime batan kızgın bir şiş sanki, yakıyor, geçmiyor acısı, gün geçtikçe daha da yakıyor...
Demek çiçek gönderdiler sana? Üzüldüm... Odanda duruyor, öyle mi? Dediğim gibi, odandaki dolap olsaydım, güpegündüz, birdenbire çıkıverirdim odandan... O çiçekler soluncaya değin dışarda dururdum hiç değilse. Hoşuma gitmedi. Her şey o kadar uzak ki..." (Sayfa 129)

Franz, hayır, F. değil, Senin. O da değil. Yeter: Sessiz, derin orman sadece.

"Bana gelen mektupları saklarım"
Mektup yazıp yollamama özürlüyümdür. E-posta da göndermiyorum. Çok hızlı bir çağdayız, o yüzden mektup geçmişe dair bir hoşluk olarak kaldı. Bu duygunun kaybedilmiş olması üzücü. Hayran mektupları alıyorum, çok hoşuma gidiyor. Aşk mektubu almışlığım da var. Bütün mektupları saklıyorum, zaman zaman açıp okuyorum. Oğluma mektuplar yazdım doğumundan bu yana. Mektubun en güzel yanı beklemek. Sevdiğiniz birinden geldiğinde hediye paketi gibi. İçinden ne çıkacağını bilmiyorsunuz. Elinin kağıda değdiğini biliyorsunuz, el yazısını görüyorsunuz. Çok duygusal bir şey.

"Hep aşk mektubu aldım"
Mektup yazdım ama hiç mektup arkadaşım olmadı. Benim gönderdiğim ve bana gönderilen mektupların hepsi aşk mektubuydu. En son beş ay önce eski sevgilimden aldım. Genel anlamda mektup güzeldir. Tabii size açılmış bir davayı ya da borçlarınızı ödemenizi içeren bir mektup değilse. Ben bugüne kadar hep aşk mektupları yazdığım için gelen mektuplar da beni heyecanlandırıyordu pek tabii. Mektup almak güzel ama gelişen teknolojiyle artık o da bir nostaljiye dönüşüyor. Tabii teknolojinin getirdiği nimetleri de asla göz ardı edemem.

"Kağıdın kokusu güzeldir"
Çok uzun zamandır mektup yazmıyorum. İnternet çok hızlı, böylece özlemi daha kısa zamanda giderebiliyorsunuz. Geçenlerde ben de "Mektup neden hayatımızdan çıktı?" diye düşündüm. Çünkü insanın kendini kağıda aktarması, kağıdın kokusu; istediğin zaman, istediğin yerde mektubu okuyabilmek güzel şeylerdir. Yazdığın zaman daha da keyifli olur. Ama maalesef o durumdan çok uzaklaştık. Deliler gibi mektuplaşacağım arkadaşım da yok şu sıralar. Hayranlarımdan aşk mektupları alıyorum ama ben aşk mektubu yazmadım.

"Hayatımda hiç mektup yazmadım, hiç almadım. Mektup uzaktaki insanlara yazılır diye düşünüyorum, benimse uzakta arkadaşım yok. Ayrıca mektup yazmak bana nostaljik geliyor, pek sevmiyorum. E-mail de fazla göndermem. Arkadaşlarımla ICQ’da konuşmayı tercih ediyorum. Karşımdakinin hemen cevap vermesi hoşuma gidiyor."

"Ortaokuldayken yazlıktan arkadaşımla mektuplaşıyorduk. Telefon yerine mektup yollamayı tercih ediyorduk. En son 1997 yılında o arkadaşımdan mektup aldım ancak cevap veremedim. Mektubun artık zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. Geç ulaşıyor. Postaneye gitmek gibi bir külfeti var. E-mail’i oturduğunuz yerden yolluyorsunuz."

"En son lise arkadaşım bana mektup atmıştı. Çok hoşuma gitti. Ben de iki ay önce anneme ve sevgilime kartpostal gönderdim. Mektup kağıdı bulmak, yazmak ve postaneye gitmek zor. Bilgisayardan e-mail yollamak çok daha kolay. Eskiden insanlar birbirinin adresini alırdı. Şimdi e-mail adresleri alınıyor."

• 1998: 1 milyar 31 milyon 205 bin n 1999: 1 milyar 45 milyon 234 bin
• 2000: 1 milyar 24 milyon 963 bin n 2001: 858 milyon 190 bin
• 2002: 540 milyon 980 bin (Eylül ayı itibarıyla)
Mektup fiyatı yurtiçi 500, yurdışı için 700 bin lira (20 grama kadar).


































21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber