“Partinin adını duyan kahkaha atıyor”

Hollanda meclisinde iki sandalyesi olan hayvan partisinin milletvekillerinden Marianne Thieme, partisinin 10 yıllık mücadelesini anlatan belgeselin gösterimi için İstanbul’daydı. Thieme partisine gelen ilginç tepkileri anlattı

“Partinin adını duyan kahkaha atıyor”

Konuşurken gözlerini kocaman açıyor ve ellerini bir şeyi kavrıyormuş gibi yapıyor. Uzaktan onu böyle gören biri dünyanın en önemli şeyinden bahsettiğini düşünebilir. Yaklaşıp kulak verirse de sahiden dünyanın en önemli şeyinden, gezegenimizden bahsettiğini anlar.
Marianne Thieme, Hollanda meclisinde iki sandalyesi bulunan Hayvanlar İçin Parti’nin milletvekillerinden biri. Türkiye’de de 2011’de kurulan hayvan partisinin bir etkinliği için İstanbul’daydı. Partisinin 10 yıllık mücadelesini anlatan “Maratondaki Tavşan” belgeselinin gösterimine katıldı. Onunla ertesi günkü konferanstan sonra tanışma fırsatı buldum.
“Partiyi kurduğumuz günlerdi. Büyük bir heyecanla çalışıyorduk. Bir gün 90 yaşında bir kadın aradı. Bir feminist... ‘Tarihe adınızı yazdıracak bir şey yapıyorsunuz. Kölelere özgürlük, çocuk hakları, kadın hakları... Bunlar için mücadele edenler de bir zamanlar sizin şimdi olduğunuz gibiydiler. Siz de başaracaksınız’ dedi. O an ne kadar önemli bir iş yaptığımızı anladım” diye anlatıyor Thieme.
Söz konusu partinin adında hayvan kelimesi geçince her tepki bu kadar cesaret verici olmuyor elbette. Thieme olumsuz yorumlardan etkilenecek birine pek benzemiyor. Yine de merak edip soruyorum. “Eleştirilere neredeyse hiç kızmıyorum” diyor. “Hayvanlar için parti mi?” deyip kahkaha atmaya başlayanlardan tutun da “Sırada ne var, bisikletler için parti mi?”ye uzanan çeşitlilikteki tepkileri sıralıyor. “Bunlara takılmıyoruz. 50 yaşında hayatında ilk defa bize oy verebilmek için sandığa gittiğini söyleyen de var çünkü” diyor.

“En Seksi Politikacı”
Sadece hayvan aktivistleri ya da vejetaryenler değil bu partiye oy verenler. Merhameti ve sürdürülebilir politikaları önemseyen herkes destekçi. Henüz Türk göçmenlerden oy alıp almadıklarına dair bir araştırma yapmamışlar ama Müslümanlardan epey oy alıyorlarmış. “Sadece hükümete kızdığı için oy verenler de olduğunun farkındayız” diyor.
Üç seçimdir iki sandalye kazanıyorlar. “Bu bir istikrar mı yoksa ‘duraklama dönemi’ mi?” diyorum. “Son seçimlerde oy oranımızı yüzde 40 artırdık. Üçüncü bir sandalye için sadece 400 oya daha ihtiyacımız vardı” diyor Thieme. İki sandalyeleri olmasına rağmen mecliste oldukça güçlü olduklarını söylüyor. “Meclisteki iki partinin sandalye sayıları birbirine yakın. O nedenle bir karar çıkacağı zaman bizim eğilimimiz sonucu belirliyor.” Genç politikacıyı 2006’da ülkesinde popüler bir dergi “En Seksi Politikacı” seçmişti. Bunun oyları nasıl etkilendiğini soruyorum. “Pozitif etkisi varsa da her şeyi buna bağlayamayız”
diyor gülerek.

Ya iktidara gelirlerse?
Peki ekonomi, dış politika? Bir gün iktidara gelirse ne olacak? “Biz bir düşünce tarzını savunuyoruz. İnsanı merkeze koymaktan kaçınan, merhameti, sürdürülebilirliği ön plana çıkaran bir düşünce tarzını... Bir gün iktidara gelirsek belki o zaman bir hayvan partisine ihtiyaç kalmamış olur, biz de ismimizi değiştiririz. Aynı düşünce tarzıyla başka sorunları ele alırız” diyor Thieme.
Sohbetimiz bittikten sonra kucağında bebeğiyle Taksim’in kalabalığına karışıyor, vejetaryen lokantaların en ünlüsü
Zencefil’e doğru yol alıyor.

“Partinin adını duyan kahkaha atıyor”

“Bizim logoda inek var çünkü Hollanda’da en çok acı çeken hayvanlar inekler. Sizin hayvan partinizin logosunu da çok beğendim. Çünkü eşek benim en sevdiğim hayvan. İnatçı oldukları söylenir oysa bence çok akıllı ve çok güçlüler.”

“Partinin adını duyan kahkaha atıyor”

Thieme’in 1 yaşındaki bebeği Amelie de bir vegan. Yani hiçbir hayvansal gıda tüketmiyor. Anne sütü ve soya sütü içiyor.

“Partinin adını duyan kahkaha atıyor”

Thieme, her yıl meclisin ilk günü değişik bir kostüm giyiyor ve denizleri koruyun ya da en azından haftanın bir günü et yemeyin gibi mesajlar veriyor.

“Yüzde 10’luk baraj umudunuzu kırmasın”

“Dünyada 12 ülkede hayvan partisi var. Bunlardan yalnızca bizimki ve bir Portekiz adası olan Madeira’daki hayvan partisi mecliste. Yakında Hollanda’da bütün hayvan partilerini bir araya getirecek bir konferans olacak. Türkiye de katılacak” diyor Thieme. Bizim hayvan partisini nasıl bulduğunu soruyorum. “Bence başarılılar. Sadece sahip oldukları gücün daha çok farkına varmalılar. Seçim barajı bizde yüzde 0.7, sizde yüzde 10! Yine de umutlarını yitirmemeliler, meclise giremeseler bile diğer partileri hayvan hakları için bir şeyler yapmak zorunda bırakmak da bir şeydir” diye cevap veriyor.

“Okşamak yetmez, saygı da duymalı”

ThIeme, “Annem kucağındaki kediye bakar ve ‘Çok hızlı arabalar, çok muhteşem bilgisayarlar yapabiliyoruz
ama böyle bir şey yapamıyoruz işte’ derdi. Bana çok küçük yaşta onun sadece okşanacak değil, aynı zamanda saygı da duyulacak bir canlı olduğu bilincini vermişti” diye anlatıyor.

Türkiye Hayvan Partisi sözcüsü Demet Esra Köse:

“Belediye başkanı adayı çıkarabiliriz”

“Parti kurmak için 41 ilde örgütlenmek gerekiyor. O nedenle şimdilik kendimizi Hayvan Partisi Girişimi olarak tanımlıyoruz. Yüzde 10’luk baraj nedeniyle bu seçimlere katılmayacağız ama belki bir belediye başkan adayı çıkarabiliriz.”

6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber