Geri Dön

“Popüler kültüre aşırı saldırı var”

“Medcezir” dizisinin yönetmeni Ali Bilgin ilk uzun metrajlı filmi “Delibal”ı çekti. Bilgin “Popüler kültüre aşırı bir saldırı var, gençlere yönelik film yapmanın nesi eleştiriliyor, anlamıyorum” diyor

“Popüler kültüre aşırı saldırı var”

Uçurum” ve “20 Dakika” dizilerinden sonra adını “Medcezir” dizisiyle duyurdu yönetmen Ali Bilgin. Geçtiğimiz haftalarda ise ilk uzun metrajlı filmi “Delibal” vizyona girdi. İki haftada Çağatay Ulusoy ve “Medcezir” fanları tarafından büyük ilgi gören film hakkında konuşmak üzere Cezayir Restaurant’da buluştuk genç yönetmenle. Baba olmak için gün sayan Bilgin’le çocukluğundan sinemaya ve dizilere kadar birçok konu hakkında konuştuk. “Bazı mecralar popüler kültüre hitap eden filmleri çok eleştirse bile mesaj vermek isteyenler için asıl güç burada diyor” Bilgin ve ekliyor: “Çok büyük bir kitleye ulaştığımızın ve bu kitlenin gençler olduğunun farkındayız. Sorumluluğumuz büyük ve hata yapmamak için çok dikkat ediyoruz.”

-“Medcezir” dizisi ve “Delibal” filminin yönetmeni olarak sizi ismen tanısak da hakkınızda çok bilgiye sahip değiliz. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Evet, internette de ismimi aratınca İzmirli olduğum yazıyor ama aslında Elazığlıyım. Gaziantep’te doğdum. Annem Adıyamanlı, karışık bir durum. Babam emniyette çalışıyordu, o yüzden çok şehir dolaştık. Güneydoğu’da ve Doğu’da geçti çocukluğum. Avantajları oldu benim için tabii, bunları şimdi anlıyorum ama çok okul değiştirmekten ötürü dezavantajları da olmuştu o yıllarda. En son ailemle İzmir’e gittik. Ege Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdim orada.

-Çocukluğunuzdan beri yönetmen olmak gibi bir hayaliniz var mıydı?

Hayır, yoktu. Yönetmen nasıl olunur, kim yönetmendir, bilmiyorsun aslında. Ben bir mesleğim olsun diye üniversiteye gittim. Sinema televizyon bölümü de eğlenceli geldi. Okurken kısa film filan çektim, ödül aldım ama asıl mezun olduktan sonra yönetmen olabileceğimi anladım ve istedim.

“Üniversiteden mezun olduğumuzda yönetmen olmuyoruz”

“Sektöre dahil olmama Ali Sunal vesile oldu”

-Okulda öğretilenle dışarısı çok farklı mı hakikaten?

Evet farklı. Hukuk okursanız mezun olduğunuzda avukat olursunuz mesela ama biz üniversiteden mezun olduğumuzda yönetmen olmuyoruz. Zaten kimse ciddiye almıyor, para vermiyor. Sektörde çalışmak gerekiyor. Bir kere okullarda asistan olmayı öğretmeleri gerekiyor. Yönetmenlik öğretilerek olunacak bir şey değil. Okullara seminerlere gittiğimde de anlatıyorum bunu.

-Siz sektöre nasıl dahil oldunuz?

Ali Sunal vesile oldu aslında benim sektöre girmeme. Üniversitede etkinliklerde aktif olarak çalışıyordum. Kemal Sunal öldükten sonraki ilk doğum günü etkinliğini düzenledik ve Sunal Ailesi’ni davet ettik. Ali Sunal’la da sohbet etmiştik. Numarasını verdi bana “İstanbul’a gelirsen ara” dedi. Gelince aradım ben de. Ali Sunal o dönem “Ayrılsak da Beraberiz” dizisinin ortak yapımcısıydı. Stajyer olarak o projede çalışmaya başladım. 1 ay içinde birinci asistanlığa yükseldim. O zaman aslında “Ben yönetmen olabilirim” dedim.

-“Delibal” ilk uzun metrajlı sinema filminiz ve popüler kültüre hitap ediyor...

“Delibal”ın popüler kültüre hitap etmesinden çok bir aşk filmi yapma fikri ve hikayesinde bir derinlik olması beni çok cezbetti. Hikayenin peşine takıldık ve öncelikle iyi bir film yapmayı hedefledik. Ancak popüler kültüre bazı mecralardan aşırı bir saldırı var. Popüler olana karşı bir negatiflik var. Ben böyle düşünmüyorum. Filmi beğenmezsin orası ayrı ama gençlere yönelik aşk filmi yapmanın nesini eleştiriyorlar anlamıyorum. “Sarmaşık”la “Delibal”ı kıyaslamak kadar saçma bir şey yok. Gençlere yönelik aşk filmleriyle mukayese etmelerini anlarım hatta sevinirim de.

-Vermek istediğiniz mesajları bu filmlerle aslında daha çok kişiye ulaştırmıyor musunuz?

Tabii ki. Bağımsız bir film çektiğiniz zaman onu izleyen kitle zaten mesajların farkında oluyor. Mesela “Medcezir” de popüler kültür işiydi. Çok daha fazla kişiye ulaşıyordu mesajlarımız. Daha büyük bir güç oluyor elinizde aslında.

-Diziden sonra sinema filmi çekmek nasıl bir histi?

Açıkçası filmden sonra yeniden dizi çekmeye korkuyorum. Dizide çalışmaya devam eden arkadaşlarım var, görüşemiyoruz onlarla ve “Biz bu kadar yoğun mu çalışıyorduk?” diyorum. Yine de önümüzdeki sezon iyi bir hikaye olursa yeniden dizi tabii ki çekmek isterim.

“Popüler kültüre aşırı saldırı var”
“Hassas bir kitleye hitap ediyoruz”

-“Delibal”da da küçük küçük mesajlar veriyorsunuz.

Evet. Maço olmayan bir erkek. Aşkını itiraf edebilen, ağlamayı bilen bir erkek görüyoruz. Hedef kitlemiz olan gençlere iyi örnek olacağını düşünüyoruz. Tabii yine de hassas bir kitle bizimkisi. Gösterdiğimiz her şeyin gerçek olduğuna inanıyorlar, o yüzden yanlış bir şey yapmamaya çok dikkat ettik.

-Filmde alışılagelmiş kalıpların dışına çıkarak izleyiciyi şaşırtıyorsunuz. Özellikle son sahnede...

Evet, sonunu sizden farklı tahmin edenler de duydum. Çok seviniyorum tabii buna, demek ki istediğimizi yapabilmişiz. Ancak filmi 115 dakikaya indirmek için attığımız bazı sahneler oldu. O yüzden DVD’sini kesilmemiş haliyle çıkaracağım. Çok emek veriyorsun, atmak çok zor oluyor. 145 dakikadan 115’e indirdik. Ben kendimden çok oyuncuların emeğine üzülüyorum.

29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber