“Sanki transferin sorumlusu biziz!”

Transfer dönemleri futbola gönül verenler için sezon kadar heyecanlı; “Kim gelecek?”, “Kim gidecek?” soruları bu işin mutfağında çalışan muhabirleri tüm gün meşgul ediyor. Fakat sosyal medya bazen rayından çıkabiliyor

“Sanki transferin sorumlusu biziz!”

Herkes tuttuğu takımda dünya yıldızlarının oynadığını hayal eder. Bu hayallerin zirve yaptığı zaman ise transfer dönemleridir... Birçok futbolsever de bu dönemi merak içinde geçirir. Gözler telefonlarda, kulaklar ise spor haberlerinde beklerler. Fakat aşırı heyecanlı taraftarlar bu dönemde raydan çıkabiliyor. İstedikleri futbolcu takıma katılmayınca hakareti
yiyen spor muhabirleri oluyor. Milliyet Spor Servisi’nin üç usta muhabiri, Serdar Sarıdağ (@serdarsaridag; 56 bin takipçi), Senad Ok (@senadok; 27.5 bin takipçi) ve Nevzat Dindar (@nevzatdindar; 58.5 bin takipçi) bize transfer döneminde yaşadıklarını anlattı...

“En üzücüsü aileye edilen küfürler”

Serdar Sarıdağ (Beşiktaş)

Transfer dönemi bizim mesleğin en hareketli dönemidir. Uykuyla aramızın iyi olmadığı günler yaşarız. Yine de benim için eğlenceli bir dönem. Çocukluğumdan beri gizemli konuların işlendiği film ve kitaplara merakım olduğu için yeni transferleri bulmaktan zevk alıyorum.

“Taraftara şifreler veriyorum”

Haberler yöneticilerden kolay kolay gelmez çünkü rakip kulüplerin, transfer çalışmalarını bozma ihtimalini düşünürler. O nedenle yöneticiler, transferlerin gizli kalmasını isterler. Menajerler ise çeşitli nedenlerden dolayı kimi zaman bilgi kirliliğine neden olurlar. Ben daha farklı bir yöntemle bu haberlere ulaşıyorum. O da benim meslek sırrım.

Taraftarlar sosyal medyada transferin tüm detaylarını öğrenebiliyor. Kimi zaman insanların istemediği bilgileri de yazmak zorunda kalıyoruz. Bu nedenle hakaret edenler oluyor ama onlarla ben değil avukatım ilgileniyor. Beni en çok üzen şey ise aile değerlerine edilen küfürler.

Elimden geldiği kadar takipçilerime bilgi aktarımı yapıyorum. Bazı zamanlar transferlerle ilgili onlara şifreler veriyorum. Onları da bu işin içine dahil ediyorum. Taraftara üstten bakarak onları dışlamak yerine, transferleri hep birlikte çözüyoruz. Örneğin Manchester United’da oynayan Juan Mata ismi gündeme gelmişti. Bu transferle ilgili “İyi Kötü ve Çirkin” filminin mezarlık sahnesini şifre olarak vermiştim. Çünkü o sahne İspanya’nın Burgos şehrinde çekilmişti ve Burgos, Mata’nın doğduğu yerdi.

“Biz muhabirlerin 7/24 çalışması gerekiyor”

Senad Ok (Fenerbahçe)

Kulüp muhabirliğinde 7/24 çalışmamız gerekiyor. Tabii ki transfer döneminde iş daha yoğun oluyor çünkü sabah 11.00’de aldığınız bir bilgi, gece 11.00’de bambaşka bir hale gelebilir.

“Paylaştığınız bir bilgi daha sonra değişebilir”

Transfer haberlerinin kaynağı hakkında konuşmak çok zor. Ben 2005’ten beri hiçbir yöneticiden “Biz bu oyuncuyu düşünüyoruz” sözünü duymadım. Fakat pozisyon bilgisi olabiliyor. Kendi kaynaklarımızdan öğrenmeye çalışıyoruz. Somutlaşan isimleri yetkililere soruyoruz.

Sosyal medya önemli bir iletişim aracı. Ben Twitter’ı, meslektaşlarıma gören en az kullanan biriyim. Bunun sebeplerinden biri yoğunluk. İkincisi de anlık paylaşımın doğru çıkmama ihtimali. Takipçiler de transfer süreçlerini biz yönetiyormuşuz gibi davranıyor. Bazı taraftarlar sürecin farkında, bazıları ise “Kim geliyor?” haberini hemen almak istiyor.

Her gün bilgi paylaşımı yapma taraftarı değilim. Biriktirip genel değerlendirme yazmak istiyorum. Fakat insanlar mutlaka paylaşımda bulunmamızı istiyor. Fakat bu da işimizin zevkli taraflarından biri. Milliyet Spor Servisi’nde Tayfun Bayındır’la çalışmak da bizim için büyük bir avantaj çünkü bizim servisimizde “Bu haber bizde neden yok?” durumu yaşanmıyor. Biz doğru haberi yayımlamak istiyoruz. Haber atlama baskısını hissetmiyoruz bu nedenle.

Avrupa’nın takip ettiği adam

İtalyan Sky Sport kanalının muhabiri Gianluca Di Marzio, Avrupa futbolunu dikkatle izleyenlerin takip ettiği bir kaynak. Birçok transfer haberini ilk kez duyurarak adından söz ettiren Di Marzio’yu Twitter’da da 800 bine yakın kişi takip ediyor. Di Marzio’yu takip eden Türklerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. İtalyan gazeteci, Hollandalı futbolcu Robin Van Persie’nin Fenerbahçe’ye transfer olacağını Türkçe bir tweet’le duyurmuş, böylece Türk takipçi sayısını da katlamıştı. İtalyancasına güvenenler kendisini takip edebilirler.

“Gazetecilik bir meslek değil yaşam tarzıdır”

Nevzat Dindar (Galatasaray)

“Gazetecilik bir meslek değil yaşam tarzıdır”... Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde hocalarım bunu bana söylediğinde ilk başta çok anlamamıştım. Ancak içine girince, hele de spor servisinde olunca anladım. Bu işi yapıyorsanız bir gün size 24 saat değildir!

l Kimse haberi fısıldamaz kulağınıza.. Siz habere gidersiniz. Bu bazen bir yönetici, bazen bir menajer, bazen bir futbol adamı, bazen de hiç tahmin edemeyeceğiniz bir kaynak olur. Haber serseri bir mayın gerçekten, nerede patlayacağı belli olmuyor.

“Çağa ayak uydurmak lazım”

Sosyal medyada var olmam işimin bir parçası. Çağa ayak uyduramayanlar maalesef unutulup gider. Burayı doğru ve etkili kullandığımız zaman daha fazla bir kitleye ulaşabiliriz. Yalnız bunu yaparken gazetemizi temsil ettiğimizin farkındayız. Transfer dönemi bizim en fazla takip edildiğimiz dönemler. Uçakların
geciktiği süreçte çok tepki alıyordum. Sanki transferin sorumlusu benim!
Benim işim ilgi var mı yok mu, transfer oluyor mu olmuyor mu? Bu soruların cevapları... Dün tepki gösterenler bugün Sir veya Reis diyor.

Eskiden yazılanları okur ve kafama takardım ama artık değil. Küfür olmadığı sürece eleştiri olmalı.

Canlı yayında gözaltına alındıEsra Erol'un programında gerçekler ortaya çıkarak, bir genç kızın daha hayatı kurtuldu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber