Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

“Ufak Tefek Cinayetler” dizisinin erkek başrol oyuncularıyla dizide canlandırdıkları karakterler üzerinden erkek olma hallerini masaya yatırdık...

Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

Sezonun ilgi gören dizilerinden “Ufak Tefek Cinayetler”in başrollerindeki Sarmaşık adlı sitede yaşayan dört kadın karakter çok konuşuldu, karakterleri sırasıyla masaya yatırıldı. Peki ya dizinin erkekleri? Star TV’de yayınlanan dizinin erkek başrolleri Ferit Aktuğ, Mert Fırat, Selim Bayraktar ve Yıldıray Şahinler’le karakterlerini ve onlar üzerinden erkeklik hallerini konuştuk.

Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

FERİT AKTUĞ

“Hep lafta, icraatta bir şey göremiyoruz”

- Patavatsızlıklarını izlemeyi seviyoruz Taylan’ın. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Taylan sosyal çevresinde politik bir karakter değil. Ağzına geldiği gibi konuşan, kasmayan, rahat bir tip. Eğlenceli bir adam olma peşinde ama eşinin yanındayken tam tersi; her hareketini kontrol eden, eşinin dominantlığına sığınmış, zaman zaman bundan sıkılan ama keyfine de bakan bir adam. Çok severek oynuyorum açıkçası.

- Oynarken onu bugüne getiren nasıl bir geçmiş kuruyorsunuz zihninizde?
Herkes beni sevsin, benden hoşlansın kafasında bir adam. Hâlâ Oya’nın ondan hoşlandığından neredeyse emin. Pelin’den ayrılsa nefis bir hayat yaşayacağını düşünüyor ama ayrılmaya cesareti yok, çünkü bir düzen oturtmuş ve bozulsun istemiyor. Yani çelişkilerle dolu, kafasında gelgiti bol bir karakter. Yıllar önce Oya tarafından aldatıldığını düşündüğü için ayrılamıyor olabilir. Pelin onu aldatmaz, çünkü çok seviyor. ‘96’daki aldatılma olayı Taylan’ı çok etkilemiş. Onun için en önemli şey erkeklik gururu, bunu eski sevgilisinin Serhan’la yakınlaşma ihtimali karşısında bile gördük. Ayıp Taylan ayıp....

- Lokmasına bile karışıyor eşi. Neden rahatsız olmuyor Taylan? “Düzenim bozulmasın, nasılsa beni bırakamaz” güveni mi bunun arkasındaki?
Düzenini bozacak cesareti yok. Eşini seviyor, Pelin’in onu kıskanması, sahiplenmesi erkeklik gururunu okşuyor. Bu, Taylan tipi erkekler için yeterli bir mutluluk seviyesi. Sevildiğinden emin, çoçuğu, eşi ve işiyle kendini dört dörtlük görüyor. Evlilik kavramından sıkılmış, bu da onu sosyal ortamlarda daha eğlenceli olmaya, mutluluğu dışarıda aramaya itmiş. Evde bir tek oğluyla oynarken mutlu ama bunun pek farkında değil. Bu arada kendi söylevleri de hep lafta, icraatta bir şeyini göremiyoruz.

Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

YILDIRAY ŞAHİNLER

“Mehmet kurtulmasın, bocalasın dursun”

- Mehmet eşini genç bir kadınla aldatıyor. Ama boşanma sonrasında pişmanlıklar yaşadığını görüyoruz.
Mehmet bir seçim yapmıyor aslında, sadece bir heyecana kapılıp sürükleniyor. Ruh eşini bulduğu falan yok. Bu sürüklenme hali o konuda ilkelerini oturtmamış olduğundan. Hayatını bir düzene koymanın yeterli olduğunu sanmış. Bence eşiyle ilişkisini oturup eni konu konuşmuşluğu bile yok. O yüzden ezberini bozan en küçük bir cazibe onu kolayca sürükleyebilmiş. Bir erkek olarak kadınında aradığının ne olduğunu kendine sormamış, eşiyle de paylaşmamışken bir heyecana yakalanıyor ve sürükleniyor.

- Erkekler için bir ders niteliği taşıyor mu sizce Mehmet’in yaşadıkları? Bu tip yorumlar aldınız mı?
Ben sadakat gibi, hayat yoldaşlığı gibi kavramlara inanırım ve bunlara bağlıyım. Bu konuda bana benzeyen ve benzemeyen çok erkek tanıdım. Bence esas sorun toplumda “ilke (prensip)” denen şeyin ne kadar önemli ve anlamlı bulunduğu. Eğer insan trafikte ilkesizse, aile yaşamında da ilkesiz olması şaşırtıcı değil.

- Sizce Mehmet nasıl kurtulur?
Bence Mehmet’in yaptığı büyük hata, her trajedi kahramanı gibi onu da değiştirdi. Bu büyük değişimin bedelleri de çok büyük ama yine de Mehmet’i olgunlaştırdığını, dünyayı daha derin bir yerden algılamaya başlamasına neden olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla bir oyuncu olarak hayatı yolunda giden mutlu aile babasını oynamaktan da aptal aşığı oynamaktan da daha cazip hale geldi. O yüzden kurtulmasın, çatışsın, bocalasın dursun bence...

Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

MERT FIRAT

“İzleyici Serhan’a daha toleranslı”

- Aslında Mehmet’ten çok farklı değil durumu. Serhan’a neden daha toleranslı seyirci?
Serhan, Mehmet’e göre daha şeffaf bir karakter. Merve’ye mutsuzluğunu belli ediyor, herhangi bir şey saklamıyor. Bir baba ve eş olarak, onlarla geçirebileceği zamandan çalıp bu anları Oya’yla geçirmiyor. Oya, aslında Serhan’ın biraz da “keşke”si. Değerli bir yerde duruyor ama sınırını çok iyi biliyor. Mehmet adeta ikinci bir hayat kuruyor ve bunu bir, bir buçuk yıl sürdürüyor. Bunların ışığında yine de Serhan’ı da savunmuyorum, ama dediğiniz gibi izleyici ona bir tık daha toleranslı.

- Sevgiden yoksun büyümüş Serhan. Sevgisizlik sizce nelere sebep oluyor günümüzde?
Aslında her gün isyan ettiğimiz tüm olayların kaynağı sevgisizlik. Kadın cinayetleri, trafikte cinnet anı, iletişimsizlikten kaynaklanan kavgalar ve diğer tüm şiddet olayları sevgisizlik yüzünden gerçekleşiyor. Yalnız sevgisizliği, yeri geldiğinde bağlılık olarak algılıyoruz. Bu da insanı uç noktalara götürebiliyor. İnsanlar sevgi zannettikleri alışkanlıkları koyuyorlar sevgisizliklerin yerine. Bazıları işlerini, bazıları da aşkını koyuyor. Ben de işkoliğim ama bir kaçış değil bu benim için. Planlı bir tercih. Bence öncelikli şey, mutlu ve sevgi dolu insanlar yetiştirmek.

- Güvenilirliği ve maddi gücünü kaybetti son bölümlerde. Bu tip bir erkeğin çöktüğü dipten yüzeye çıkacağı konusundaki inancınız nedir?
Yatırımcı/girişimciyseniz zaten düştüğünüz yerden çıkmak için varsınızdır. O anda analitik düşünür ve hızlıca sorunu çözmeye odaklanırsınız. Bilirsiniz ki bu durum sosyal hayatınızda nüfuzunuzu sarsacaktır. Bir de bu herkes için geçerli; ne kadar dibe çökerseniz ikinci çıkışınız o kadar kuvvetli olacaktır. En azından o yüksekliğe erişmek için ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz. Murathan Mungan’ın sevdiğim bir sözü vardır: “Türkiye’de her şey olabilirsiniz, rezil olamazsınız.” Haksızlığa uğradığınızda kendinizi doğru anlatabilirseniz durumu avantajınıza da çevirebilirsiniz. Kriz anında çözmenizden çok, nasıl çözdüğünüz önemli. Serhan da yeniden güveni sağlayarak bu durumun içinden çıkıyor.

Sarmaşık’ın erkekleri anlatıyor

SELİM BAYRAKTAR

“Edip’in intikamı aşk ve sevgi temelli bir intikam olmalı”

- Edip bu kadınlar dolayısıyla işinden, düzeninden olmuş. Oya’ya uzak durmasını söylese de o da kopamıyor, daha da içlerine karışıyor üstelik. Edip’i düşündüğünüzde siz nasıl görüyorsunuz bu çıkmazı?
İktidardan pay almak değil elbet Edip’in derdi. Onun tek çıkmazı Oya. Her zorluğa ve sıkıntıya ya da bir çatışmaya ancak Oya için girebileceğini biliyor. Edip; Oya’ya verdiği emeğin, ona duyduğu karşılıksız aşkın çaresiz savaşçısı. Belki de aşkın kandırmacalarının aşkın kendisiyle pek ilgisi yoktur. Belki de bu, insanın kendi iç mücadelelerinden kurtulmak için bir başkasının sevgisini zorlama girişimidir...

- İntikam almak hafifletir mi sizce bu durumdaki insanı? Nasıl mutlu olur Edip’in yerindeki biri?
Kendi içine giden yoldan saptıkça artacaktır bu intikam alma hırsı. Ancak dışarıdaki “gerçek” dünyanın ikiyüzlülüğüne katlanamadığı için kendi iç dünyasında kalmaya çalışacaktır. Fakat çoğunlukla kurbanlardan nefret ederiz. İçimizde büyük bir huzursuzluk yaratırlar, kendi içimizdeki kurbandan nefret ettigimiz için duygudaşlık göstermekten utanç duyarız. Nefret, bir zamanlar boyun eğerek kendimizi kurban durumuna sokmuş olmaktan duyduğumuz utancın sonucudur. Bu sebepten dolayı Edip intikam almak isteyecektir. Ancak aşk ve sevgi temelli bir intikam olmalı...

- Benzer yollardan geçmiş, aynı acıları yaşamış olmak ne derece etkili insanları konumlandırdığımız yerlerde sizce? Ya da birini en iyi anlayan kişi, o kişi için doğru insan mıdır, Oya ve Edip üzerinden düşünürsek?
Empati, insanlar arası ilişkilerdeki ilk ve temel yolumuzdur. Ama birini anlamak karşı taraf için doğru insan olma yeterliliğini sağlamaz bence. Edip ve Oya’nın yan yana olmaları bir emek ve bir iftiraya maruz kalmış iki kurban olmanın duygu ve kader özdeşliği. Belki bu Edip için böyle değil. Şimdilerde Edip’in her ne kadar aşık olduğunu düşünsek de, aslında o Oya’ya verdiği emeğin, bağlılığının ya da bağımlılığının esiri.

“Ufak Tefek Cinayetler”in erkek başrolleri:

Mert Fırat (Serhan)

Sekiz başrol olsak da kadınlar üzerinden hareketle ilerleyen bir hikaye var dizide. Haliyle de ailelerde kadınlar daha etkin. Erkekler de bu durumun farkında ve sosyal hayatın içinde onların ne kadar dominant olduklarını biliyorlar. Aslında erkeklerin hayatlarını neredeyse kadınların yönettiklerini söyleyebiliriz. Serhan, diğer erkeklere göre biraz daha sivri ama dördüne genel olarak baktığımızda hepsi ipleri eşlerinin, sevdikleri kadınların ellerine vermişler.

Selim Bayraktar (Edip)

Dört erkeğin en temel ihtiyacı tabii ki hayatlarında erk yerleşimi ihtiyacı. Aslında insanı insan yapan iki şey vardır: Biri tutku, diğeri de önemsenme, yani değerlilik. Bu ikisini de elinde tutmak ister ve orada var olur. Sanırım bu dört erkek de dört kadın ya da diğer insanlar gibi, bu iki kavramın çevresinde hayatlarını yaşamaya ve var olmaya çabalıyorlar.

Ferit Aktuğ (Taylan)

Edip huzuru ve sükuneti temsil ediyor, büyük bir haksızlığa uğramış ve bunu bir şekilde sineye çekebilmiş, en azından şu ana kadar. Serhan daha atak, heyecan verici bir karakter. İstek ve arzularının farkında. Taylan şımarık ve eğlenceli bir adam, gelgitleri meşhur bir arkadaşımız. Ve Mehmet de zaaflarına yenik düşebilen, yanlış yöne sapabilen bir karakter olarak geliyor bana.

Yıldıray Şahinler (Mehmet)

İnsanın ilkeleri varsa ve bunlara bağılılık gösteriyorsa sağlam bir kişilikten söz edebiliriz. Burada gördüğümüz dört adamdan Taylan hariç üçü aslında ilkelerine bağlı davranmaya çalışıyorlar. Ama her biri kadınlar konusunda başarısız ve tutarsız. Mehmet de Serhan da çocuklarına çok bağlı ve dışarıdan bakıldığında çok iyi iki baba. Ama çocuklarının anneleriyle ilişkilerinde bu kadar çuvallayınca “çok iyi baba” olunuyor mu? İşte kadınlar konusundaki bu başarısızlıkları onlara bir genelleme yapmamıza ve ortak bir sıfat takmamıza izin veriyor belki: “Sürüklenenler”.

12 Kasım 2019 Magazin Bülteni12 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber