Servet bıraktılar sevgiyi arattılar

Geçen hafta yitirdiğimiz Kadir Has "Babam beni hiç öpmedi. Bu hep içime dert oldu" diye yazmıştı. Diğer işadamlarının anılarında da aynı yakınma var: Geçen yüzyılın zengin babaları, haleflerini sevgiden çok disiplinle yetiştirdi. Ve onlara sıcak anılar yerine dev fabrikalar bıraktılar

Varsılların dünyasında baba sevgisi yoksunluğu can.dundar@e-kolay.net Soruyu kışkırtan, rahmetlinin babasıyla ilgili yazdıkları oldu:Kadir Has'ın babası sert mizaçlıydı. Çocuklarına karşı mesafeliydi."Bizi huzuruna çağırdığı zaman korkudan tir tir titrerdik" diyordu."Hep içimde üzüntü kaynağı olmuştur" diye söz ettiği bir ayrıntı ise yürek burkuyordu: "Babamın beni öptüğünü hiç hatırlamıyorum." Türkiye'nin zenginleri nasıl bir çocukluktan geliyorlar? Dün toprağa verilen işadamı Kadir Has'ın "Vatan Borcu Ödüyorum" (Editör: Hulusi Turgut, Kadir Has Vakfı Kültür Yayınları, 2002) başlıklı anılarını okurken bu soru takıldı kafama... Bu ifadenin benzerlerini, başka işadamlarından da duymuştum.En sonuncusu, daha geçen ay bize Ankara Etlik'teki bağevinde geçen çocukluk günlerini anlatan Rahmi Koç'tu. Şöyle demişti:"Babamla ilişkimiz gayet mesafeli, disiplinliydi. 'Konuş' demeden konuşmazdık. Babanın karşısında ayak ayak üstüne atılmaz, el cebe gitmez. Öyle sigara içmek filan hak getire...""İşten başka zevki yoktu. Sabah erkenden giderdi; ya görür ya görmezdik. Akşam da eve iş getirirdi. Yemekte onlar konuşurdu, biz dinlerdik. Bizim konuşmamız, gülüşmemiz ayıplanırdı." Vehbi beyin kızı Semahat Arsel de desteklemişti bu sözleri:"Babam çok seyahat ederdi, çok misafiri olurdu, kafası tamamıyla dışarıdaydı. O zamanki Ankara usulüne göre babalar çocuklarla pek yüz göz olmazmış. Annemin ya da babamın gelip iki yanağımdan şapır şupur öptüğünü hatırlamıyorum ben... Ama esirgendiğimizi, korunduğumuzu, ilgilenildiğimizi hissederdik." Koç da şapur şupur öpmezdi Üç yıl önce Nejat Eczacıbaşı'nın hayatını belgeselleştirirken de, benzer cümleler işitmiştim. Faruk Eczacıbaşı şöyle anlatmıştı babasını:"Korkardık babamızdan; hem saygı hem korku hem sevgi, üçü bir aradaydı. Korkardım ama hata yaptıysam gizlememeye çalışırdım. Bunun bedelinin pek hoş olmayacağını biliyordum. (...) En sinirlendiği şey ihmaldi. Yapılması gereken işi yapmadıysanız birinci defada ikaz edilirsiniz ama ikinci defa bunun bedeli size rahatsızlık verirdi. Üçüncü defa da pek olmazdı, zannedersem." Korku ile saygı bir arada Biyografi okumayı severim. Orada insanları var eden ortamların, ailelerin, çevrelerin izi vardır. O izlerden sadece kişisel değil, toplumsal sonuçlar da çıkar.Kadir Has kitabından sonra kütüphanemdeki diğer işadamı otobiyografilerine göz attım.Art arda bakınca aralarındaki hayret verici benzerliği fark ettim.Çoğu, hatta hemen hepsi, babaları tarafından doyasıya sevilmeden büyümüşlerdi. Bazısı bunu hicranla anımsıyor, bazısı doğal karşılıyordu.Çünkü "adet böyle"ydi.Geçen yüzyılın babalarına, kokusunu burnuna çeke çeke evlat sevmek adeta yasaklanmıştı. Onları engelleyen, belki akıllarındaki baba saygısıydı, belki "Otoritem sarsılır" kaygısı ama her ne ise, geride sevememiş babalar, sevilmemiş evlatlar bırakmıştı.Sevenler de çocukları şımartmamak adına dişlerini sıktılar, bağırlarına taş bastılar; sarılmadılar.Bir kuşak, böyle yetiştirildi."Devlet baba" gibi, gönül değil, kural koydu; sevgisinden çok öfkesini gösterdi. Evlat sevmek yasak İşadamlarına gelince: Onların zaten vakitleri de yoktu pek; işleri, çocuklarına ağır bastı çoğu kez...Ayrıca sadece bir evlat değil, işlerini, servetlerini devralacak mirasçıları, yani haleflerini de yetiştiriyorlardı.Selçuk Yaşar, "Hayatım" kitabında (2006) bunun önemini şöyle vurguluyor:"Evlatlarda veya ailedeki kopukluk iş hayatını olumsuz etkiler. Bugün dünyanın birçok ülkesinde birinci nesilden, ikinci, üçüncü nesle geçerken, yüzde yüz aile şirketi olan işyerlerinde aile payları yüzde 7,5'a düşmektedir. Yani 100 aileden ancak 7'sinde eserlerin, kurulan işin, sanayinin veya holdingin yaşaması mümkün oluyor. Bu, tamamen evlilikle, evlatların yetiştirilmesiyle ilgilidir ve anne babanın büyük rolü olan bir olaydır."Dağılma kaygısıyla çocuklarla ilişkilerinde daha da disiplinli oldular; otorite tesis etme yolunu samimiyetten çok, ciddiyette buldular.En önemli günlerinde yanlarında olamayınca "Ben onlar için çalışıyorum" mazeretine sığındılar.O kadar ki, Kadir Has, kendisini bir kez olsun öpmeyen babasının evlat sevgisine kanıt olarak "Genç yaşta servetinin büyük kısmını çocuklarına bölüştürmüş olmasını" gösterdi. Sevgi mi servet mi? Daha sonra çoğu, bu eksiği torunlarda kapatmaya çalıştı.Peki böyle babalardan yetişen çocuklar nasıl babalar oldular?Tıpkı babaları gibi olan da çıktı; çocuklarıyla sıcak ilişki kuran da... "Çocuklarına düşkünlüğünü otoriter yapısının altında gizlemeyi tercih eden bir baba"dan dünyaya gelen Saffet Ulusoy'un anılarından("Aklımda Kalanlar", Esen Ofset, İst., 2005) okuyalım:"Henüz 3 aylık evliyken eşimi bırakıp İstanbul-Ankara arasında sefer yapan otobüsümüzde aralıksız olarak 7 ay çalıştım. İnanması güç değil mi? Ama durup dururken Saffet Ulusoy olunmuyor. Kişisel çıkarlarından ödün vereceksin, çok çalışacaksın, küçük hesaplar yapmayacaksın. Gerekirse 3 aylık evliyken 7 ay sürecek işlere başlayacaksın. Ben de öyle yaptım. Bu yüzden çocuklarımın doğumlarında bile bulunamadım."Belki de varsıllığın bir bedelidir bu sevgi yoksunluğu...Bunun başarıya mani olmadığı ortada...Ya mutluluğa? "Küçük hesaplar!" "Babamız bize karşı daima mesafeli davranırdı. İnanır mısınız babamın beni ve kardeşlerimi öptüğünü hiç hatırlamıyorum. Aramıza sürekli mesafe koyardı. Ama zaman zaman da bizimle şakalaştığı olurdu.Babamın beni öpmemesi, içimde hep üzüntü kaynağı olmuştur. Tabii bunu biraz egoistçe düşünüyorum, sonra da diyorum ki; 'Kardeşlerimi öptü mü ki?'Babam çok prensip sahibi idi. İşte o prensiplerinin içerisinde bunlar da vardı. Aslında bizleri deli gibi seviyordu. Bunu, 5 kardeş çok iyi hissediyorduk. Ama bazen hissetmek yeterli olmuyor; gönül, bu hissedilenleri görmek de istiyordu. Ne çare ki babamızın, duygularını belli etmeyen bir tabiatı vardı. (...) Babam çok zengin oldu. Bu, dillere destan bir zenginlik... Sonra ne yaptı bilir misiniz? Genç yaşta iken, servetinin çok büyük kısmını bizlere bölüştürdü. Bu, evlat sevgisi değil de nedir?" "Beni öptüğünü hiç hatırlamıyorum" "Bizim jenerasyondan insanların babalarından tokat yememeleri pek nadir görülür. Ama ben babamdan hiç sopa yemedim. Annemden yedim, hem de çok yedim. Fakat babamdan yemedim. Babamla ilgili hatıralarımda yalnızca olumlu şeyler, güzellikler vardır.O yıllarda babaların çocuklarını kucaklarına almaları, sevmeleri, öpüp okşamaları olacak şey değildi. Ayıplanırdı. Biz de öyle gördük, öyle yetiştik. Babamın beni kucağına aldığını, öyle sarılıp sevdiğini hatırlamam. Ama çok derin bir sevgisi vardı. Bunu hep hissettim." "Sevip okşamak ayıplanırdı" ("Babama Söz Verdim", Nurol Matbaacılık, İst., 2006) "İlişkilerimiz kendi babasıyla olan ilişkilerden farklıydı. Bugün kendi çocuklarımızla olan ilişkiden de çok farklıydı. Bir küçük örnek vermek gerekirse, biz babamıza 'Siz' diye hitap ederdik. Bunun adına 'Pederşahi' mi dersiniz, nasıl nitelendirirsiniz bilmiyorum ama Nejat Bey, otoriter bir baba figürü idi mutlaka; o tartışılmaz." "'Siz' diye hitap ederdik" ("Bir Yaşam İksiri", Can Dündar, İş Bankası Yayınları, 2003) "Babam devamlı gergin, sinirli, hırçın bir adamdı. Şeker hastalığı vardı, öfkesi kontrolden çıktığında evde veya dışarıda çok kırıcı olabilirdi. Sonra hemen pişmanlık duyardı. Hiçbir zaman ve hiçbir kimseye 'Özür dilerim', 'Kusura bakma' demeyi bilmezdi. Ama başka yollardan gönül almak için çalışırdı.Güneş doğmadan kalkar, evden çıkardı; onu görmezdik bile... Annem der ki, 'Baban öyle işinin mecnunuydu ki, varsa yoksa çalışmayı düşünürdü. Oğlum oldu, çocuğu kucağıma alayım, seveyim, elinden tutup gezdireyim... Bunlarla hiç işi olmadı'.Babamdan çekinirdik. Kolay yaklaşamazdık. Ama bizden hoşnutluğunu sezerdik. Ben annemi babamdan çok sevmişimdir." "Onu görmezdik bile..." ("Hayatım", Doğan Kitap, İst., 2004)

Şarkıcı Linet’ten çıplak ayak dans şovBostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye çıkan Linet, kalça dansıyla kendisini dinlemeye gelenlerden tam not aldı. Linet'in dans gösterisi dakikalarca alkışlandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber