“Sevdanın kuralı, şekli yok”

Show TV’nin yeni dizisi “Bir Deli Sevda”nın Bahar’ı Cansu Tosun: “Her sevdanın kendine göre bir deli hali vardır. Yaşadığın kişiyle, bulunduğun durumla, yaşla, birçok şeyle değişir”

“Sevdanın kuralı,  şekli yok”

Eylülde “Familya” dizisiyle karşımıza çıkan Cansu Tosun, sezon daha bitmeden bambaşka bir rol ile tekrar karşımızda. “Bir Deli Sevda” dizisinde daha önce canlandırdığı karakterlere göre daha farklı; güçlü, özgüvenli ve hırçın bir kız olan Bahar’ı canlandıracak Tosun ile Karaköy’de buluşuyoruz. Yeni dizisi için çok heyecanlı ve mutlu olan Tosun ile havanın güzel olmasının da pozitif enerjisiyle çaylarımızı söyleyip sohbete başlıyoruz.

“Bir Deli Sevda” başladı. Diziden ve karakteriniz Bahar’dan bahsedebilir misiniz?

Bahar, Tellikavak mahallesinde büyümüş, annesiyle çocukluğundan beri hayatta kalmaya, yaşamaya direnmiş bir karakter. Büro yönetimi mezunu fakat daha sürekliliği olan bir iş bulamamış. İş bulup annesini bodrum katındaki rutubetli, güneş görmeyen evlerinden kurtarmak istiyor. Ayrı zamanda güçlü, özgüvenli, hırçın ama bir o kadar da yufka yürekli bir kız.

Senaryoda Bahar’ı okuduğunuzda kabul etmenizi sağlayan neden neydi?

Sürekli hayatta kalma mücadelesi veren bir insan olduğu için Bahar’ı ilk okuduğumda, zorlu hayatlarında her şeye rağmen güçlü duruşu ve bir amacı, hayali olan biri olması beni etkiledi diyebilirim.

“Sevdanın kuralı,  şekli yok”

“Haksızlığa karşı dua ederim”

Karakteriniz babasız büyümüş, annesine zaafı olan biri. Babası tarafından terk edilmiş bir çocuk olarak büyümenin yansıması nasıl olur kişinin hayatına sizce?

Gerçek hayatta böyle bir tecrübem olmadığı için çok keskin şeyler söyleyemem tabii ki ama herhalde büyük bir güven sorunu yaratır insanda. Herkese, her şeye karşı kendini koruma güdüsü geliştirir insan. Bir taraftan da o kişiyi çok güçlü kılar, hayatta hep dik durmasını sağlar diye düşünüyorum.

Aynı zamanda haksızlığa da gelemiyor belli ki. Sizin haksızlık karşısındaki tavrınız, duruşunuz nedir hayatta?

Ben dua ederim ve Allah’a bırakırım. Gün gelir size o duyguları, acıyı, üzüntüyü yaşatan kişinin de başına benzer bir durum gelir ve belki de o zaman o da hatasının farkına varır.

Dizinin adından yola çıkarsak; bir deli sevda nasıl olur? Nedir sevdanın deli hali?

Her sevdanın kendine göre bir deli hali vardır. Yaşadığın kişiyle, bulunduğun durumla, yaşla, birçok şeyle değişir... Kuralı, şekli şemali yoktur bence.

Partneriniz gerçekte de sevgiliniz olan Erkan Kolçak Köstendil. Nasıl bir durum insanın sevgilisiyle karşılıklı oynaması?

Bu konularda konuşmayı tercih etmiyorum. Sadece şu kadarını söyleyebilirim. Erkan oyunculuğunu beğendiğim biri. Bundan önceki projemizde (“Familya”) ilk kez birlikte rol almıştık. “Bir Deli Sevda”da yine birlikte oynayışımız tesadüf oldu aslında. Onunla çalışmaktan dolayı mutluyum.

Erkan bey dışındaki isimler de çok başarılı, usta isimler; Erkan Can, Zafer Algöz, Itır Esen... Kısa süre de olsa neler öğrendiniz onlardan?

Dediğiniz gibi usta isimlerle bir arada çalışıyoruz. Bu da benim için çok büyük bir şans ve mutluluk. Her birinden farklı farklı şeyler öğreniyorum, hem çekimlerde hem de çekim aralarında. Hepsinin bana kattığı bir şeyler oluyor mutlaka. Mesela Erkan Can’dan zor set şartlarına rağmen her zaman güler yüzlü olmayı, sakinliği ve ruhu dinç tutabilmeyi öğrendim.

“Set eğlenceli geçiyor”

Bu dizideki usta isimlerin dışında Nazan Kesal, Vahide Perçin, Talat Bulut gibi isimlerle de çalışma fırsatı buldunuz. Şanslı mısınız biraz?

Evet, biraz şanslıyım galiba bu konuda. Ve gerçekten her birinden bambaşka şeyler öğrendim, hâlâ da öğreniyorum. An geliyor bir sahneyi nasıl yorumlasam diye düşündüğümde yol gösteriyorlar, an geliyor sadece onlarla sohbet etmek, onları dinlemek insana bir şeyler öğretiyor. Genel olarak işime ve hayata dair çok şey kazanıyorum.

Set araları nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz? Erkan Can’ın, Zafer Algöz’ün komik olduğunu söylerler. Eğlenceli anlar oluyor mu?

Eğlenceli anlar olmaz mı, genel olarak çok eğlenceli geçiyor set aralarımız. Erkan ve Zafer abiler yan yana geldiklerinde öyle tatlı ve komik oluyorlar ki hepimiz durup onları izliyoruz.

“Almanya ikinci evim”

Set dışında, çalışmadığınız anlarda neler yapıyorsunuz bu aralar?

Mümkün olduğunca kendime ve sevdiklerime zaman ayırıyorum. Onun dışında kick boksa ve dansa gidiyorum. Meditasyon yapıyorum. Fırsat buldukça yeni tiyatro oyunlarına, filmlere gitmeye çalışıyorum.

Birkaç ay önce Almanya, Hollanda, Cunda derken bayağı gezdiniz bir de değil mi, sosyal medyada gördük. Nasıl geçti? En çok nerede keyif aldınız?

Her yerin ayrı tadı var aslında. Amsterdam’a ilk kez gittim ve çok sevdim. İnsanların hayata bakış açıları, mutlulukları, rahatlıkları ve bir o kadar da disiplinli oluşlarının yanı sıra şehrin güzelliği, renkleri, mimarisi de çok güzel ve çok etkileyici. Bir önceki dizimi, “Familya”yı Ayvalık’ta çekmiştik. Dolayısıyla o dönem çok fazla Ayvalık taraflarına gidip geldim, etrafını gezdim. Oralar da çok güzeldi. Almanya derseniz orası zaten sürekli gidip geldiğim bir yer, ikinci evim.

“Tekrar dansa başlayacağım”

Dans etmeyi sevdiğinizi biliyorum. Hâlâ devam ediyor musunuz dans çalışmalarına?

Geçen sene Dans Fabrikası’nda Ömer Yeşilbaş’la dersler yapmıştık, Ayvalık’ta dizi çekimleri olunca da ara vermiştim dansa. Şimdi yakın zamanda Paris’ten Yaman Okur gelecek; oyuncu, dansçı arkadaşım. Onunla tekrar başlamayı düşünüyorum.

Müzikal isteğiniz vardı diye hatırlıyorum... Ona ya da tiyatroya yönelik bir çalışmanız olacak mı?

Müzikal isteğim var evet, umarım bir gün gerçekleşir. Şimdilik tiyatroya yönelik bir çalışmam yok ama ileride olmasını çok isterim.

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber