“Siyaset, spor, din esprisi asla yapmam”

Bugünlerde karşımıza TV’de jüri üyesi olarak çıkan Seyfi Dursunoğlu sivri diline rağmen şimdiye kadar hiç tepkiyle karşılaşmadığını söylüyor. “O dozu ayarlayabilmek için Allah’ın sana bir şey bahşetmiş olması lazım” diyor: “Ama siyaset, spor ve din konusunda asla espri yapmam. Bunun üçünün münakaşası olmaz ülkemizde. O seviyede değiliz”

“Siyaset, spor, din esprisi asla yapmam”

Seyfi Bey bana telefonda “Artık 80 küsur yaşıma geldim kızım, yoruluyorum” dediği için mi şartlanmıştım bilmem, onu karşımda her zamanki gibi dinç ve muzip görünce kalakaldım. Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük şov yıldızlarından
biri Seyfi Dursunoğlu. Zekasına, hazırcevaplılığına, doğaçlama yeteneğine ezelden beri hayranım.
Şimdi Çengelköy’de, bir malikanenin önündeyim. Bahçe kapısından girişte sizi, renk renk güllerin süslediği çok bakımlı bir bahçe karşılıyor. Seyfi Bey, ikiz merdivenlerin başında, o malikanenin kralı ve kraliçesi olduğu her halinden belli, karşılıyor beni.
Çok özlemişim. Arayı kapatıyoruz. Dertleşiyor, biraz dedikodu da yapıyoruz. Yardımcısı çay ve yiyecek bir şeyler hazırlarken hayranlıkla evin tüm detaylarını inceliyorum. Şahane deniz manzarasını çerçeveleyen geniş camlarıyla insanın içini ısıtan bir salondayız..
Seyfi Bey, vaktinin büyük bölümünü evinde geçiriyor. Evin her yeri pırıl pırıl. Koltuk döşemesinin artan kumaşlarını saklamış, overlok yaptırmış, başka kumaşlarla birleştirerek onlardan yeni puf ve sandalye yüzleri dikmiş. Pencerelerin hepsinde -ki onlardan onlarca var-kısa ve fistolu perdeler... Pembe, beyaz, kemik rengi.. Başka renkler de varmış. Bunlar temizlenirken onlar asılırmış. Nereye dönsem, ev sahibimizin elinden çıkma bir obje var. “Bir de mavi odadaki yatak örtüsüne bak” diyor. O süslü yatak örtüsü, adeta sanat eseri. Resmen kadınlığımdan utanıyorum. 6 ay oldu yeni evime taşınalı. Daha perdem yok. “Olsun” diyor, “Sen çalışan kadınsın”. Gülüyorum...
Sanki o çalışmıyor!
Foto muhabiri arkadaşım Ercan Aslan’ın her istediğini uslu ve profesyonel şekilde yaparken genç bir adam gibi oradan
oraya hızlı hızlı yürüyor, hiç yorulmuyor. Arada Ercan’a takılmadan da durmuyor tabii. Kendinden çok ille de gülleri, çiçekleri çıksın istiyor fotoğraflarda.
Yaşıtları yürümekte zorlanırken
o gençlere taş çıkartırcasına gülüyor, muziplik yapıyor, çalışıyor. Hele o Türkçe’si yok mu... Bir insan bu kadar mı iyi kullanır dili. “Nasıl bu kadar iyi görünüyorsunuz, bu kafayı, bu bedeni nasıl böyle korudunuz?” diyorum. “Sen bu yüzü nasıl koruduysan öyle. Kaç yaşında oldun sen bakayım? Nee? 30 bile durmuyorsun” diyor, karşılıklı övgülerle gülüşüyoruz. Ercan’a ve bana tavsiyesi “Neyi hayatta uzun süre yapmak istiyorsan -yeme, içme, seks ya da sigara- az az yapacaksın.” “Benzemez Kimse Sana”nın en eğlenceli, en sivri dilli jüri üyesi Seyfi Dursunoğlu hem kendini hem Huysuz Virjin’i anlattı.

Ekranda yine rüzgar gibi esiyorsunuz. Seyfi Dursunoğlu olarak ekrana çıkıyorsunuz artık. Huysuz Virjin’i hiç mi göremeyeceğiz?

Hayır, fasılalı şekilde Huysuz olacağım. İlk bölümde de çıkmıştım. Benim de işime geliyor. Yani, insanlar Seyfi Dursunoğlu’nu da seviyorlar Huysuz kadar. Hatta hayranlarımın sayısı çoğaldı diyebilirim. Bütün genç kızlar e-posta atıyor. Bir tane kötü e-posta gelmiyor. Ondan çok büyük memnuniyet duyuyorum. Artık Defne’ciğim 81 yaşında bir canlı, erkek olarak çıksa n’olur, kadın olarak çıksa n’olur. Eskiden çok güzel kadın oluyordum. Bacaklarım, gerdanım... E şimdi artık bana da zor geliyor Huysuz olmak. Ama böyle çok fasılalı olarak çıkacağımı zannediyorum.

Geçenlerde ‘hayvan’ demişsiniz Murat Başoğlu’na...

O çok içimden gelen bir şeydi. (Kahkahalar) Murat da dünya tatlısı bir çocuk... Ayrıca o da biliyor ki benimle çalışmanın ona artısı var. Ben onun dedesi yaşındayım. Ona programda olacak bütün mizansenleri ben hazırlayıp götürüyorum. Onun sevilmesine neden oluyorum.

“Cem Yılmaz’ı seyretmedim ama ona şapka çıkarıyorum”

Televizyonda beğendiğiniz biri var mı?

Bizim televizyonlarımızda benim dışımda doğaçlama yok. Tekst veriliyor eline... Onun için komedi programlarında gülemiyorum çünkü o onun fikri değil.

Cem Yılmaz’a gülüyor musunuz?

Hiç seyredemedim onu biliyor musun...

Niçin?

Olmadı, denk gelmedi. O çalışırken ben de çalışıyorum. Ama her röportajımda söylüyorum; ben o adama şapka çıkarıyorum.

Niçin?

Siyah bir perde, siyah bir koltuk. Önünde yakışıklı olmayan bir adam ve insanları saatlerce güldürebiliyor. Ama onu hazırlayan bir büyük ekip var.

Var mı bir ekip, kendi yazıyor diye biliyorum.

Tabii. Kendisi de dahil oluyor işin içine. Güzel olan tarafı onu doğaçlama gibi sunabiliyor. Arada bilmiyorum, benden esinlenerek seyirciye laf atılıyor, orada gezen olursa laf atılıyor. Yani ben bir faydam olduğunu düşünerek mutlu oluyorum.

“Eğer o yeteneğin yoksa başına her şey gelebilir”

Esprilerinizle, karşınızdakinin bazen erkekliğini sorgulatır laflar söylüyorsunuz. Türkiye’de çoğu erkek için bunlar kendini aşağılanmış hissetmesi için bir nedendir.

İşte o dozu öyle ayarlayabilmek için Allah’ın sana bir şey bahşetmiş olması lazım. Bir yetenek... Onu kullanabilirsin.
Eğer o yeteneği bahşetmemişse ve böyle bir olay yapıyorsan başına her şey gelebilir.

Hiç olmadı mı? Başınıza dert açmadınız mı?

Hayır. Bir tek üzüldüğüm bir şey oldu.
En ön masa. Belli ki en zengin masa. Şişman, saçsız bir adam. Ama yanında bir kadın, olmaz böyle güzel bir şey, bir içim su diyebileceğin kadar güzel bir kadın. “Ayy ne kadar güzel bir kadınsınız, beyefendi kocanız mı?” dedim, “Evet” dedi. “Ayy, armudun iyisini ayılar yiyor” dedim. Söyledikten sonra dedim ki “Seyfi, bu bir terbiyesizliktir” Artık o adama öyle bir iltifat ettim, evirdim, çevirdim. “Demek ki güzel bir kadının evet diyebileyeceği kadar sevilen yönleriniz var ama yatmadan anlayamam tabii!” dedim.

Yıllarca sahneye çıktınız.

Sizi izlemeye gelenler arasında politikacılar da olmuştur.
Olmaz mı? Performansımın doruklarındaki bir geceye rahmetli
Rauf Denktaş geldi. Bir hafta evvel de Turgut Özal vardı. “Ayol” dedim, “Bütün reisicumhurlar kısa kalın mıdır,
hiç bunun uzun incesi yok mu?”

Siyasi şakalar yapar mıydınız?

Asla. Siyaset hayır. Din hayır. Spor hayır. Bunun üçünün münakaşası, münazarası bizim ülkede yapılamaz. O seviyede değiliz. Orada her şey olabilir, yapmam.

“81 yaşında adamım, bana iş gelmesi anormal aslında”

Bu yaşınızda en büyük kanallardan teklif üzerine teklif alıyor; prime-time’ın göbeğindeki programlarda lokomotif olarak siz seçiliyorsunuz. Böyle bir talep gelmese kendinizi kötü hisseder misiniz?

Kesinlikle hayır. Bana iş gelmesi anormal. Gelmemesi normal, kızım. 81 yaşında bir adam. Ben bunu hükümete de söylüyorum rahatlıkla. Geçen gün 360 bin lira vergi ödedim. Bu, reklamın vergisi. Tamamı değil, bölüm bu. Ee, 81 yaşında bir adam böyle vergi veriyorsa, bu emsal teşkil etmeli. İngiltere’de kraliçe, komedi yapan sanatçıları saraya çağırıp çay ikram ediyor, “moral veriyorsunuz” diye. Hayır bunu beklemiyorum. Ne bir baloya çağrılmışımdır, ne de yemeğe.

Hiçbir hükümet döneminde mi, yoksa özellikle bu hükümet döneminde mi? Cumhuriyet balosuna filan?

Bilmiyorum, hiç bir hükümet döneminde çağrılmadım. Şimdi o işlerle ilgilenen tabii ki cumhurbaşkanı değil, birileri ayarlıyor. Herhalde ben oraya Huysuz Virjin kılığında gidecek değilim. Çağrılmadım ama çağrılsam gider miydim o da ayrı bir konu.

Ekranda kadın kıyafetiyle program yapmanızda ne gibi bir sakınca olabilir? Yani insanları kötü etkileyebileceğiniz şekilde bir korku mu yaratıldı?

Öyle bir korku var.
Bana da telefonlar geliyor. “Çocukluğumdan beri sizi seyrediyorum. Büyük bir hayranlık duyuyorum. 50 yaşına geldim. Evliyim, 3 çocuğum var” bilmem ne. E şimdi beni seyredenlerin hepsi “acayip işler” yapacaklarsa, bu gelen telefonlar ne? Böyle şey olur mu canım!

Nasıl etkilenecekler sizden ekranda? Eşcinselliğe mi özenmiş olacaklar?

Ben de bilmiyorum esas düşüncelerinin ne olduğunu.
Ama yasağı biliyorum.

Size nasıl, ne şekilde tebliğ edildi?

Bana hiçbir zaman tebligat yok. Benim elimde hiçbir zaman yazılı bir şey yok. Ancak, The Economist dergisinde, “Türkiye Avrupa Birliği’ne girmek istiyor, ancak Seyfi Dursunoğlu adlı bir sanatçı kadın kılığına girdi diye ona televizyon ve sahne yasağı koyuyor?” diye bir yazı çıktı. Ondan sonra bir toparlanma oldu. Çok etkisi oldu.

“Zeki Müren ona rakip olmamdan korktu”

“İçimde bir ukde kaldı çok iyi ses sanatçısı olabilirdim” demiştiniz. Olabilirdiniz, niye olmadı?

Zeki Müren bana “Sakın sanatçı olma, şarkıcı olma” dedi, “Ekrem Kongar gibi bir sesin var” dedi. Ekrem Kongar da Ankara radyosundan, bö bö bö diye okuyan bir ses. Ama şimdi bakıyorum, 81 yaşında bu sesi çıkarıyorsam demek ki ona rakip olmamdan korktu. Ve benim çıkmama mani oldu.

Zeki Müren hevesinizi kırmış demek. Kaç yaşındaydınız?

Memurdum. 25-30 filan. Fizik olarak o kadar farklıyız ki. Ben heykel gibi. O gene yakışıklı bir insan değildi.

Tanışıklık neredendi peki?

Okuldan. Ben orta sondaydım, o 10’uncu sınıfa geldi. Boğaziçi Lisesi, Bursa’da. Aramızda üç yaş vardır. Orada otomatikman arkadaş olduk. Çayhane vardı. Orada Zeki’ye “şarkı söyle” derlerdi, beni çıkarttırırdı dışarı.

Niye?

İstemezdi, ne bileyim.

O zaman ünlü müydü?

Ünlü olmak için teşebbüsleri vardı. Gazetecilere giderdi.

“Kendinden evvel niye güzel birini çıkarsın ki sahneye?”

Siz ünlü olduktan sonra nasıl devam etti iletişiminiz?

Benimle hiçbir zaman çalışmadı. Ben de şöyle düşünüyorum: Şimdi komedyenler assolistlerden önce çıkarlar. Ben de kadın makyajı yapıyorum, o da kadın makyajı yapıyor. Ama ben öyle bir kadın oluyorum ki. Çok güzel... Oralarım buralarım güzel, bacaklarım güzel, belim incecik falan filan. Kendinden evvel böyle güzel bir mahluku neden çıkarsın? Haklı. Ben de çıkarmam.

Zeki Müren hiç sizi izlemeye geldi mi?

Geldi. Böyle oturdu.

Güldü mü peki esprilerinize?

Güler gibi yaptı. Çok gülebilmesinin imkanı yok çünkü ben Ermeniyim ya ve hata yapıyorum şarkıların sözlerini söylerken. Bir şarkısını söyleyeceğim dedim. “Zehretme hayatı bana cananım. Erkeklerle doldu benim her anım...” Mikrofonu aldı. “Arada kadınlar da oldu canım” dedi. Alkış aldı. “İstisnalar kaideyi bozmaz hayatım” dedim. Ondan sonra bir daha gelmedi.

Ama hoş bir atışma olmuş.

Yani onun için beni fazla sevmemesini hoş karşılarım.

20 Ekim 2019 Magazin Bülteni20 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber