Tekne misafirliğinde dikkat!

En iyi tekne arkadaş teknesidir derler. Doğrudur. Bakım masrafı ve zahmeti yok. Ancak bir tekneye davet edildiğinizde, filmlerde izlediğiniz jet sosyete türü bir hayata gitmediğinizin bilincinde olun. Hele yelkenli teknede olanaklar epey kıt

Tekne misafirliğinde dikkat!

Bir tekneye davet aldığınızda yapmanız gereken ilk iş, nasıl bir çanta hazırlayacağınızdır. Sizi davet eden arkadaşınıza, kaç günlük bir gezi olduğunu ve yanınıza almanız gereken eşyalar için önerilerini sorun. Öncelikle valiziniz sert olmasın. Katlanabilir, yumuşak bir çanta kullanmalısınız. Sosyetik davetler olmayacağı için spor kıyafetler seçin. Mevsimine göre, tişört, şort, en az iki mayo, geceler için de uzun kollu bir kazak ve rüzgarlık almalısınız. Gece dışarı çıkılacaksa spor bir kıyafet olmalı.
Tekneye altı kösele ayakkabı ile girilmez. Mutlaka altı lastik iki çift ayakkabı getirin. Birini karada giyeceksiniz, diğerini de teknede giymek için kullanacaksınız. Bu ayakkabının altı temiz olacak, iz yapmayacak ve suda kaymayacak. Ayrıca bir çift lastik terlik olmalı. Bunların yanında kişisel bakım ürünleri, güneş yağı vs. gibi seyahat çantasının demirbaşları elbette olacak. Üç-beş valizle gidip, sizi davet eden arkadaşınızı pişman etmeyin.

Su ve elektrik kısıtlı
Tekne sahibi kibarlıktan ya da tecrübesizlikten size bazı konuları anlatmayabilir. Şu noktalara dikkat edin. Teknenin detaylarını öğrenin. Tekne tuvaletleri, evdeki sistemler gibi çalışmaz. Kesinlikle tuvalet kağıdı dahil, hiçbir şey atmayın. Aksi takdirde tatil zehir olur. Teknede kullandığınız tatlı su, Terkos gölünden gelmiyor. Kısıtlı bir deposu var. Denizden çıktıktan sonra bol sulu ve şampuanlı duşu unutun. Teknenin elektriğini TEK vermiyor. Akülerden karşılanıyor. Buzdolaplarını zırt pırt açmayın. Sigara içmeyin. İlle de içiyorsanız, rüzgar üstünde değil, rüzgar altında için. Bunun için önce, rüzgar üstü ve rüzgar altı ne demek onu öğrenin. Seyir esnasında güvertede dolaşmayın, mutlaka size gösterilen yerde oturun. Tekne sahibinin söylediklerine harfiyen uyun.

Mideniz bulanırsa
Tekneye giderken iki tür hediye götürün. Birincisi teknenin hanımına yönelik olmalı: Örneğin şık bir masa örtüsü ya da tekne mutfağı ile ilgili ama hacimli olmayan küçük bir hediye... Kaptan için ise bir düdük, suya dayanıklı bir el feneri, klasik batı müziği ya da Latin ritminde bir müzik CD’si, viski, konyak gibi bir içki makbule geçebilir.
Bir de şöyle bir tüyo vereyim. Denizde mideniz bulanırsa dert etmeyin. Derin nefes alın, denizde ufuk çizgisine bakın. Ya da tekne sahibine dümen tutmak istediğinizi söyleyin. Bulantınız anında geçecektir.


KAPTANIN MUTFAĞINDAN

Sirke soslu uskumru
Yağı azalmış uskumru çiroz tarih oldu. Yerine başka mezeler uydurmaya çalışıyorum. Bunlardan biri de sirke soslu uskumru. Norveç’ten gelen bu balık epey yağlı. Temizleyip soğuk suyla kanını iyice akıtana kadar yıkayın. Soğuk suya atıp haşlayın. Kaynadıktan sonra köpüğünü alın. Suyunu makarna ya da çorbada kullanmak üzere stok suyu olarak ayırın.
Balığın derisini ve kılçıklarını ayıklayın. Sirke, sarmısak, limon, çok az tuz ve taze çekilmiş karabiber ve zeytinyağından bir sos hazırlayın. Üzerine ince kıyılmış dere otu ile servis yapın. Harika bir mezedir...
Yağlı ithal uskumruyu meze olarak değil de ana yemek olarak yiyecekseniz, fırına koyun. 10-12 dakika pişirin. Fırın konumundan çıkarıp ızgara konumuna getirin, ikişer dakika da çevirerek pişirin. Çok yağlı ve lezzetli olduğu için başka hiçbir işleme gerek yoktur.


“Macellan’ın İzinde / Mardek’in Seyir Defteri”
Dünya turu yapan Türk denizcilerin sayısı son yıllarda giderek artıyor. Hakan Öge’nin gerçekleştirdiği dünya turu, diğerlerinden farklı oldu. Klasik rota olan Panama Kanalı’nı geçip Pasifik Okyanusu’na çıkmak yerine, dünyanın en belalı denizlerinin olduğu Macellan Boğazı’nı geçerek (Şili’nin güneyi, namı diğer Patagonya ile Antartika arası) Pasifik Okyanusu’na çıktı. Buradaki denizlerin zorluğu için şöyle bir tanımlama da yapılır: Ateş yerine buzulların olduğu cehennem... Ancak tüm bu zorluklara rağmen, korunaklı koyları, buzulları ve el değmemiş doğası
ile de aynı zamanda cennettir de...
Atlas dergisi için yola çıkan ve bu dergide anı ve fotoğraflarını yayımlayan Hakan Öge, tek başına başladığı bu yolculuğu Atlas Okyanusu’nun ortasında bir denizkızı gibi teknesine gelen Sophie ile birlikte tamamladı. Üstelik Türk bayraklı, Türk yapımı Mardek böyle bir yolculuğa göre üretilmiş bir yelkenli de değildi... Mardek’in seyir defterini yalnız bir deniz macerasını değil, engin denizlerde başlayan ve evlilikle noktalanan bir aşkın hikayesi olarak da okuyacaksınız. Üstelik, ikisi de profesyonel fotoğrafçı olan Sophie ve Hakan Öge çiftinin inanılmaz fotoğrafları eşliğinde... (Naviga Yayınları, 441 sayfa, 35 TL)

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber