“Tiyatronun milliyeti olmaz”

Ölümünün 400. yılında bir Shakespeare oyununu sahneye koyan Emre Kınay: “Shakespeare sadece İngilizlere ait değil, bütün dünyaya ait. Duygunun milliyeti yok çünkü, tiyatronun zaten milliyeti olmaz”

“Tiyatronun milliyeti olmaz”

Emre Kınay tam bir tiyatro aşığı. Her ne kadar artık yorulduğunu söylese de açıkçası tiyatro yapmayı bırakacağına, vazgeçeceğine inandıramıyor. Tiyatrodan konuşurken gözlerindeki ışık, sesindeki heyecan, sözleri buna inanmanızı mümkün kılmıyor çünkü... Kınay’la sanat yönetmenliğini yaptığı yeni oyunu “Verona’lı İki Centilmen” için buluştuk, hem oyunu hem tiyatro tutkusunu konuştuk.

- “Verona’lı İki Centilmen” nasıl bir oyun?

Önemli bir şey yaptık. Özel tiyatroların büyük prodüksiyon yapmaya korktuğu bu dönemde 20 kişilik dev kadroyla müzikli bir oyun oldu. Üstelik tiyatro okullarından mezun, seçilmiş arkadaşlarla yaptık. Bugünün dünyasında Shakespeare’i anlatmaya çalışıyoruz. Modern bir şekilde sahneliyoruz, orkestra canlı. Ayrıca eğitimli bir köpek oyuncumuz var. Geçen gün kaşesini de konuştuk. Tek bir talebi oldu: Özel yapım kemik.

- Oyunu yapmaya nasıl karar verdiniz?

Shakespeare’in ölümünün 400. yılında Londra’daydım, Hakan’a (Çimenser) biz niye Shakespeare yapmıyoruz dedim. Shakespeare hiç yapmadık biz. Duru Tiyatro’nun da 10. yılını kutlamak gerekiyordu. Biz de çok genç, dinamik bir kadro kurduk, yeniden başlamış gibiyiz.

- Neden Shakespeare peki?

Çünkü daha iyi bir yazar yok! Çünkü o 1500’lerden bu yana insanla ilgili bütün meseleleri, duyguları okuduğunuzda dehşete kapılacağınız kadar bire bir anlatan neredeyse ilk ve tek yazar. 400 yıllık bir mirastan bahsediyoruz. Artık Shakespeare sadece İngilizlere değil, bütün dünyaya ait. Duygunun milliyeti yok çünkü, tiyatronun zaten milliyeti olmaz.

- Böyle geniş kadrolu oyunlar pek yapmıyorsunuz sanırım.

Yapamıyoruz. Biraz riskli çünkü destek almıyoruz devletten. Devletin yapacağı en büyük katkı tiyatro biletinin üzerinden gelir edinme kaygısından vazgeçip bakanlar kurulu kararıyla bunu kaldırmasıdır. Böylece kimse devletten para da istemez, herkes de vergisini bir kerede öder zaten. Bizim belimizi büken o. 40 liralık biletten tüm vergiler ve diğer şeyleri çıkardığınızda tiyatroya kalan para 3.90 lira. Emeğin ne kadar gayri maddi kaygılarla verildiğini anlayın yani.

“Tiyatro iyileştirir, kalbi güzelleştirir”

- Duru Tiyatro kurulalı 10 sene oldu. Hayal ettiğiniz yerde misiniz şu an?

“Tiyatronun milliyeti olmaz”

Bunu söylerken canım acıyor ama burada yapmaya çalıştığımı dünyanın başka bir yerinde “Türk dilinde, o toplumdaki Türklere hitaben” yapsaydım bugüne kadarkinin 10 katını yapardım. Öyle hayalim var; nasıl ki ben Shakespeare eserleri oynuyorum, İngilizler de misal Keşanlı Ali Destanı’nı oynasınlar istiyorum. Bu talebimi onlara ilettiğimde “Yapabileceğimiz hiçbir şey yok, sadece prova alanı ve salon verebiliriz. Elektrik, su, telefon ücretlerini karşılayabiliriz; biletten de vergi alamayız” dediler. Hiçbir şey yok dedikleri bu yani! Bu, insanın gözünü dolduran bir şey.

- Her şeye rağmen tiyatro yapmak için bu gücü nereden alıyorsunuz?

Çok kötü bir zamanlama bu soru için aslında çünkü gücüm yok artık. Ama ben düştüğümde Hakan tutuyor, o düştüğünde ben kaldırıyorum... Kendimizi gaza getiriyoruz. İyileşmek istiyoruz, herkes de iyileşsin istiyoruz. Çünkü biliyorum ki tiyatro iyileştirir, kalbi güzelleştirir. Anlatılan hikayeler seni mutlu eder; huzur verir tiyatro.

- Kızınız Duru’yla birlikte nasıl zaman geçiriyorsunuz? O da ilgili mi sanata?

Arkadaşım gibi. Çok düşkünüz birbirimize. Çok keyif alıyoruz beraber film veya oyun izlemekten, yemek yapmak ve yemekten, yeni yerler gezmekten. Çok da olgun, zaman zaman benden büyük. Meslek olarak yapar mı bilmiyorum ama sanata ilgili. Bu iş biraz egoistçe yapılması gereken bir iş. Yapacaksa da daha az idealist, daha bireysel bakmasını söylüyorum.

“Evrim ile çok yakın arkadaşız”

“Tiyatronun milliyeti olmaz”

- Bora Öztoprak’la sahneye çıkıyor, şarkı söylüyorsunuz. O nasıl başladı?

Ben şarkı söylemeyi severim -ki kariyerimin başlangıcı da öyledir. Hayatımda sahneden kazandığım ilk parayı şarkı söyleyerek kazandım. Tek seferlik diye başladık. Arkadaşlarımız “Hadi bir daha” dediler, devamı geldi, iş büyüdü.

- Evrim Alasya ile yeni bir oyuna başlıyorsunuz sanırım. Bahsedebilir misiniz?

“İki Bekar”, Sam Bobrick’in oyunu. Bir düğünde yolları kesişen, gerçek aşkı arayan iki şehir insanının komik, zaman zaman da absürt öyküsü. Uzlaşmaz bir çiftin denk gelemeyen aşkının komedisi. Bu sene yüz güldüren şeyler yapalım derdindeyim. Yoruldum çünkü drama oynamaktan. Bir ay sonra da sahnede olacak.

- Evrim hanımla enerjiniz çok tuttu sanki. Daha önce tanışıyor muydunuz?

“Güneşin Kızları”nda tanıştık ama çok sevdik birbirimizi. Çok yakın iki arkadaşız, çok da iyi partneriz bence. İnsanlar sahnede ne yapacağını tahmin edebileceği, oynarken seni yalnız bırakmayacağını bildiği kişilerle oynamak ister. Evrim de onlardan.

- Televizyon projeniz var mı?

Şu an tek projemiz oyun ama teklifler geliyor. Hatta yine Evrim’le birlikte bir projede olmak istiyoruz. Yıllarca “Türkan Şoray filmi olsun, Ediz Hun ile olsun” derlerdi, önceki filmini de onunla çekti denmezdi. Biz de öyle diyoruz. -

“Köpekle çalışmak çok zevkliydi”

“Tiyatronun milliyeti olmaz”

Hakan Çimenser (Oyunun yönetmeni)

- Emre böyle bir şeyi talep ederken özel bir tiyatronun kalabalık bir kadroyla bu işi yapabileceğini göstermek istiyordu. Çok zor bir şey, müthiş bir hayal gücü ve inanç gerektiriyor. Emre tiyatroya olan sevgisiyle beni de ikna etti ve başardık. “Veronalı İki Centilmen” Shakespeare’in bilinen ilk oyunu. Çok gençken yazmış ama çok da devrimci bir oyun. Mesela 1594’te oyuncu olarak bir köpek yazmış. Bizde de gerçekten bir köpek oynuyor.

- Köpekle çalışmak çok zevkliydi, ilginçti. Hakikaten bir oyuncu gibi, öğrendiği şeyi bir sonraki sefer aynı cümlede yine yapıyor. İki ayrı oyuncuya aynı davranmıyor; hangisiyle ne yapması gerekiyorsa öyle davranıyor. Bütün oyuncularla bir bağı olan, sırasını bekleyen bir köpek. Devlet Tiyatroları’nda yönetmenim, 40’tan fazla oyun yaptım, ödüller aldım fakat ilk defa bu kadar keyif alarak bir çalışma yaptım.

23 Ekim 2019 Magazin Bülteni23 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber