Tracy Anderson’la 4 günlük kamp

Gwyneth Paltrow’dan Madonna’ya, Jennifer Aniston’dan Jennifer Lopez’e birçok yıldızı baştan yarattı. Tracy Anderson ile Los Angeles’ta buluştum, hızlandırılmış programında ben de kan ter içinde kaldım

Tracy Anderson’la 4 günlük kamp

Başka bir şey isteseymişim olacakmış. En çok tanışmak istediğim kadınlardan biriydi Tracy Anderson. Kendisi önce Gwyneth Paltrow’u müthiş bir fiziğe kavuşturarak tanındı sonra Madonna’dan Kim Kardashian’a, Jennifer Aniston’dan Shakira’ya birçok yıldızı baştan yarattı.

Klişelerle anlatıyorum sanmayın, Tracy Anderson’ın yaptığı tam da bu. Kendisi bir spor hocasından çok, sağlıklı yaşam ve fitness konusunda Joseph Pilates’ten sonra çıkan ve çığır açan son isim. Kendi adını taşıyan metodu daha şimdiden efsane olmuş durumda.

Ölmek var, dönmek yok

“Gerçek bir mucize, imkansız olduğunu düşündüğünüz sonuçlar elde ediyorsunuz” diyor Gwyneth Paltrow onun için ve hemen kendisine ortak oluyor, Tracy Anderson stüdyolarını birlikte açıyorlar. “Başka hiçbir sporun değiştiremeyeceği kadar vücudunuzu değiştiriyor. Olağanüstü sonuçlar, kadınsı ve seksi bir vücudunuz olacak” diyor Courtney Cox. “Tracy’nin her kadını değiştirebileceğine inanıyorum” diyor Shakira. Boşuna “Metamorfoz” adını taşıyan DVD’leri yok Anderson’ın, gerçekten de farklı vücut tiplerini değiştirebileceğini iddia ediyor.

İstanbul’da Tracy Anderson metodunu uygulayan tek bir hoca var. O da artık belli bir çevrede o kadar kulaktan kulağa yayıldı ve popüler oldu ki astronomik paralar alıyor grup dersleri karşılığında. Anderson bu rakamları duysa, ağzı açık kalır. Peki ama değer mi? İmkanınız varsa evet. Çünkü örneklerle sabit, hiç olmadığı kadar fit oluyor insan. Üstelik bunu yaparken, kan ter içinde kalırken, zar zor yürür hale gelirken garip bir şekilde eğleniyorsunuz.

İşte o yüzden Los Angeles’a gitmişken Anderson’ın peşine düştüm. Sonunda dört günlük bir kampına katılma fırsatım oldu. Malum, askeri eğitimden farksız oluyor bu kamplar.

Programa kaydımı yaptırırken soru bombardımanına tutuyorum görevlileri, günde üç saat ne yapacağız diye. Hayatımda günde aralıksız üç saat spor yapmışlığım yok. Bırakın koreografi takip etmeyi, koordinasyonum bile yok. Ama olsun buraya kadar geldim, artık ölmek var, dönmek yok.

“İçindeki popstarı özgür bırak”

Gelelim ilk derse. Ayağında bir karış topuklarla geliyor ve kalbimi kazanıyor. 1.50 metre boyunda. Karın kasları ve kollarından gözlerinizi alamıyorsunuz. Önce bu dört günün nasıl geçeceğini anlatıyor. İlk bir saatte beslenme ve spor hakkında konuşuyor. Sonra da soruları yanıtlıyor. Değişimin ne kadar mümkün olduğunu örneklerle anlatıyor. Kendisi üniversitede dans eğitimi alırken nasıl yanlış beslenmeyle, “yağsız” ve “yağ oranı düşük” yiyeceklerle 15 kilo aldığını ve sonra nasıl zayıfladığını anlatıyor.

“Kadın dergilerinde yazanlara sakın inanmayın, herkesin metabolizması farklı” diyor. “50 squad ya da mekikle kaç kalori yakacağınızı söyleyemem çünkü hepinizin yakacağı kalori farklı” diye vurguluyor. “Herkes bir popstar fitliğinde olmak zorunda değil” diye konuşuyor bir yandan, bir yandan da “İçinizdeki popstarı özgür bırakın” diyor, hatta son DVD’sinin adı da bu.

O sabırlı ama ben değilim. “Peki ama sadede gelelim, haftada kaç gün spor yapmak gerekiyor?” diye soruyorum. “Haftada altı gün” diyor. Hemen arkasından da ekliyor: “Bana kalsa yedi derim ama herkes bir günlük tatil istiyor.” Peki ama günde kaç saat? “Bir saat yeterli” diyor. “Ama bikiniyle dergilere poz verecek bir vücudum olsun, bunu yaparken de istediğimi yiyeyim diyorsanız günde iki saatinizi ayırmanız gerekiyor.”

Bir saatlik konuşmanın sonunda topuklular çıkıyor, Anderson üstünü değiştiriyor ve birdenbire karşımdaki küçük kadın sahnedeki popstarlar gibi devleşiyor.

Salonlardaki havluların ne işe yaradığını anladım

Şimdiye kadar spor salonlarındaki havluların işlevlerini anlamayan ve nasıl havlulara ihtiyaç duyacak kadar terlenebilir diyen ben, daha 20’nci dakikada dördüncü havluya geçmiş durumdayım. Hayatımda terlemediğim kadar terliyorum bu 20 dakikada. “Sadece hareketten değil,
adrenalinden de” diyor Anderson.

İlk derste kaslar çalıştırılıyor, el ve ayak bileklerine hafif ağırlıklar takılarak. Bir yer hareketleri yaptırıyor Anderson, aldığı pozisyona girene kadar zaten akla karayı seçiyorsunuz. Elinizi, kolunuzu nereye koyacağınızı, o şekilde nasıl duracağınızı bilmiyorsunuz. Bir süre sonra kendinizi hayatta yapamam dediğiniz şeyleri yaparken buluyorsunuz. Nasıl müthiş bir gurur kaplıyor içinizi, kelimelerle anlatmak mümkün değil.

Kan ter içinde bir saatin sonunda sıra geliyor kardiyoya. Kardiyo denince bizde koşu bandı, eliptik, bisiklet gibi aletler gelir akla. Anderson’ın kardiyo anlayışı tamamen danstan oluşuyor. Kendinden geçerek dans ediyor, siz de arkasında o ne yaparsa onu yapmaya çalışıyorsunuz.

Kendinizi Madonna’nın ya da Lady Gaga’nın arkasındaki dansçılar gibi hissediyorsunuz. Deli gibi terliyorsunuz. İlk derste tavana asılı pilates bantlarından destek almanıza izin veriyor. Sonraki derslerde izin vermeyeceğinden habersiziz şimdilik.

3 saatin sonunda kas gevşetici sprey hediye

Birinci günün sonunda kas gevşetici spreyler hediye edip bizi eve yolluyor. Spreylere ve ağrı kesicilere rağmen oturamıyorum, kalkamıyorum, yürüyemiyorum. Los Angeles’ta kısıtlı zamanım var. Arkadaşım hadi yemeğe gidelim diyor, yok evden çıkmayalım diyebiliyorum sadece. Ağrılarımı geçirmek için hemen yatıyorum.

Doğrusu kendime güvenmiyorum, ikinci günü çıkarabilecek miyim belli değil. Yine de azimliyim, 12.00’de stüdyoda hazırım. Anderson geliyor, ağrı durumumuzu soruyor, çok fenayız deyince “İyi” diyor gülerek: “Öyle olmanız lazım.”

Metodunu anlatmaya devam ediyor: “Yaşlanan popstarları da düşünmek zorundayım. O yüzden her yaşta yapılabilir hareketler bunlar.”

Popstarsanız belki ama sıradan bir ölümlü için bu hareketler kolay değil. Anderson her gün hareketleri değiştiriyor. Zaten ona göre, 10 günde bir programınızı değiştirmeniz gerekiyor. Bizde spor hocaların yaptırdığı 12-15 tekrarı Anderson hiçe sayıyor. 50 tekrardan aşağı yapmıyorsunuz hareketleri ama hafif ağırlıklarla, 1.5 kilonun üstünde ağırlıkla çalıştırmıyor. Kadın vücuduna özel bir program bu. Kasların ince ve uzun olması için planlanmış. Bu ay Anderson erkeklere özel yeni bir ders programı da tanıtıyor ama asıl uzmanlığı kadınlar.

Yıkılmadım, ayaktayım!

İkinci günün üçüncü saatinin sonunda “30 dakika daha devam edeceğim, acelesi olan çıksın ama kalırsanız sevinirim” diyor. Delirmiş, 30 dakika daha kardiyo yapılacak. Sınıftan tek bir kişi bile çıkmıyor. Artık bacaklarımı hissetmiyorum, hâlâ nasıl yıkılmadım ayaktayım bilmiyorum. Ama ders sonrası kendimi arabaya bir atışım var, olacak iş değil.

Üçüncü gün ne kas gevşetici spreyler ne ağrı kesiciler işe yarıyor. Ama tuhaf bir enerjisi var Anderson’ın. Tıpış tıpış gidiyor ve o stüdyodan içeri girince açılıyorsunuz. Üç saatliğine de olsa... Üçüncü günün sonunda anlıyorum, dördüncü gün dersten çıkıp havaalanına gitmeyi planlamama rağmen bunun mümkün olmadığını. İkinci kez uçak biletimi değiştiriyorum. Çünkü uçağa yetişmek için son dersten 30 dakika erken çıkmam gerekiyor ve o 30 dakika giderek daha kıymetli oluyor.

“Kontrol edemeyeceğim stüdyoyu açmam”

Tracy Anderson metodu dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yakında daha da yaygınlaşacak. “İstanbul’da bir stüdyo açmayı düşünür müsünüz?” diyorum. “New York ve Los Angeles arasında gidip gelirken
bile uykularım kaçıyor,
ya stüdyolardan birinde yanlış bir şeyler oluyorsa diye. Kontrol edemediğim stüdyoyu açmam, adımı vermem” diyor kendinden emin.
Amerika’da bile başka okul açmaya niyeti yok. Haklı da, onun kadar hem ruhu hem disiplini hem de kondisyonu olan böyle kaç hoca çıkabilir ki? “Peki ama senin metodunu yapmak isteyenler ne yapacak?” diye soruyorum.
“Bu yüzden DVD’ler için bu kadar çok çalışıyorum, bir DVD fiyatına evde en iyi spor salonuna gitmiş kadar olacaksınız” diyor.

Hadise'den Demet Akalın'a '10 milyon' göndermesiSon dönemin en çok konuşulan isimlerinden biri olan Hadise'den 10 milyon takipçili gönderme geldi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber