'Türkçeyi kültür çantama eklemek istiyorum'

Fenerbahçe Beko’nun İtalyan basketbolcusu Luigi Datome “Türkçe, kültür çantama eklemek istediğim bir dil. Beni ağırlayan, bana mutluluk ve sevgi veren bu ülkeye saygı göstermenin bir yolu sadece. Çok zor ama hoşuma gidiyor” diyor.

'Türkçeyi kültür çantama eklemek istiyorum'

Türkçeyi kültür çantama eklemek istiyorum
Fenerbahçe Beko Basketbol takımının yıldızı ve İtalya Milli Takımı’nın kaptanı Luigi Datome; sakalı, kritik anlardaki sakinliği ve yeteneğiyle basketbol dünyasının nevi şahsına münhasır oyuncularından. Sosyal medyada yüzbinlerce takipçisi olan bir fenomen ayrıca. Taraftarların “ressam” lakaplı oyuncusu Datome ile Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da bir araya geldik; hâlâ rüyalarına giren uzun saçlarını, karşı koyamadığı Türk yemeklerini, Bukowski’ye olan hayranlığını ve Türkçe derslerinin nasıl gittiğini konuştuk. Şimdilik İngilizce!

- Real Madrid karşısında galibiyeti getiren basketiniz günlerce konuşuldu. İnsanlar sizin için Rönesans döneminde yaşasa Mona Lisa’yı çizerdi diyor. Yaptığınız işin bu kadar sanatsal bulunması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Real Madrid maçında son topta bana bu şekilde oynamam konusunda güven verdikleri için koça, takıma çok teşekkür ediyorum. Sanata gelince, sanatı çok seviyorum. Sanat hakkında çok fazla bilgiye sahip değilim tam da bu sebeple oldukça ilgiliyim ve öğrenmeye çalışıyorum. Taraftarlarımızın beni “ressam” diye çağırdıklarını biliyorum. Bana duydukları sevgiyi ve saygıyı bu şekilde göstermeleri çok güzel.

- Fenerbahçe Beko’nun sokak basketboluna yaklaşır tarzda keyif veren oyunu son dönemlerde gözlemlediğimiz bir değişiklik. Bunun hakkında ne söylersiniz?

Basketbol genel olarak değişiyor. Yaptığımız her şey elbette koçun yönlendirmeleri doğrultusunda. Onun dediklerini yapmak zorundayız. Koç da kendini güncelliyor. Bu yüzden sahada olan şeyler tesadüf değil bilinçli ve hazırlanan şekilde yapılıyor. Biz de değişiyoruz. Uzun zamandır bir arada oynadığımız için birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Bu da hem keyif almamızı sağlıyor hem de işleri kolaylaştırıyor.

Türkçeyi kültür çantama eklemek istiyorum

- Koç Zeljko Obradovic’in molalarda yüzünün rengini gördükçe biz TV başında bir parça ürküyoruz, sizler ne hissediyorsunuz?

Biz oldukça alışkınız. İnsanlar koçu haftada iki kez görüyor, bizler her gün. Bu onun sahip olduğu tutkuyu, oyunu ve oyuncularını ne kadar önemsediğinin göstergesi. Renk değişimini minimumda tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. Herkes koçun kariyerinde neleri başardığını biliyor. Beni ilk etkileyen yanı daha fazlasını başarmak konusunda sahip olduğu tutku olmuştu. Bunca yıl içinde onu daha iyi tanıma fırsatı bulduğum için minnettarım.

- Instagram’daki ilk paylaşımınızı 2012’de yapmışsınız. O kareyi ve şimdiki zamandan bir kareyi birleştirerek “Gelecek kim bilir neler getirecek” yazmışsınız. Gelecek Datome için ne ifade ediyor?

O fotoğraftan bu yana o zaman hayalini kuramadığım pek çok iyi şey oldu. Kötü şeyler de yaşandı ama bunlar hayatın bir parçası. O fotoğraftan sonra Roma’daki en iyi sezonumu geçirdim, NBA’e gittim, Fenerbahçe’ye geldim. Euroleague’i ve pek çok kupayı kazandım. Gelecek beni heyecanlandırıyor. Sürprizlerle dolu olmasını diliyorum. Çünkü monoton şeyleri sevmiyorum. Rutinin dışına çıkmayı istiyorum. Dileğim geleceğin kendim ve sevdiklerim için sağlık getirmesi. Yapmakta olduğum şeyleri aynı tutku ve merakla yapmaya devam etmeyi diliyorum.

- Uzun saçlarınızla özdeşleşmiştiniz, kestirdiğiniz için pişman mısınız?

Bu halimle daha efendi ve “iyi çocuk” gibi göründüğümü biliyorum ama uzun saçlarımı özlüyorum. Hâlâ rüyalarımda uzun saçlı halimi görüyorum. Euroleague şampiyonluğu saçımı kestirmek için en iyi fırsattı. Ama öyle bir hâl aldı ki adeta şampiyonluktan daha fazla konuşuldu. Eğlenceli bir andı.

- Yeni şeyleri keşfetmeyi seven biri olarak bir değişim var mı kafanızda?

Hayat bu her şey olabilir. Bir yerde bir yıldan fazla kalmak istediğimde hep hayal kırıklıklarıyla karşılaştım. O yüzden kötü sürprizlere karşı her zaman senelik planlar yaparım. Elbette burada uzun yıllar kalmak isterim. Her yılın başında odaklandığım şey sezon boyunca en iyisini yapmak. Herkesin bildiği gibi burada oldukça mutluyum. Ama her zaman her şeye hazırlıklı olmak zorundayız.

- Bildiğim kadarıyla gitar çalıyorsunuz. Müzikle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?

Gitar çalmaya başladığımda içinde bulunduğum durumdan uzaklaşıp tamamen başka bir şeye odaklanmak ve yeni bir şey öğrenmekti amacım. Öğrenirken beynimin kullanmadığım bölümünü kullanmaya başladığımı fark ettim. Bir şeye yoğunlaştığınızda sorunlarınızı, hayatınızda kötü giden şeyleri unutabiliyorsunuz. Gitar bana kendi dünyamdan uzaklaşıp bambaşka bir şeye odaklanma fırsatı sunuyor.

“Bukowski’nin düşünme şeklini seviyorum”

- Bu yoğunluğun içinde kitap okuyacak zamanı nasıl yaratıyorsunuz?

Genelde deplasmanlara giderken ya da kamplarda okuyorum. Bilmediğim konular hakkında okumayı daha çok seviyorum. Yeni ve merak ettiğim şeyler okuyorum. Bugünlerde Murakami okuyorum. Don Winslow’u ve Bukowski’yi çok seviyorum. Bukowski hakkındaki her şeyi okudum. Onun düşünme şeklini seviyorum. Türk yazarlar arasında da Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ı okudum.

- Evinizin duvarlarında sizin elinizden çıkmış ünlü isimlerin portreleri var...

Hepsi hayranlık duyduğum isimler. Jim Morrison, Patti Smith, John Lennon, Rolling Stones’dan Keith Richards, Freddie Mercury... Filmden önce, şimdi herkes onu seviyor! Ve kız arkadaşım Camilla için Erykah Badu’nun resimlerini çizdim evimin duvarlarına. İnanın bana yetenekle ilgisi yok bir sistemi var. Güzel gözüküyor ama kare sistemiyle parça parça giderek yaptığım bir şey. Zaman ve sabır gerektiriyor sadece.

- Türkçe öğreniyorsunuz...

Türkçe öğrenmeye başladığımı söyledim ve herkes bana Türkçe biliyormuşum gibi davranmaya başladı ama maalesef öyle değil. Bu kültür çantama eklemek istediğim bir dil ve beni ağırlayan, bana mutluluk ve sevgi veren bu ülkeye saygı göstermenin bir yolu sadece. Çok zor ama hoşuma gidiyor. Özellikle kendimi ifade edebildiğimde ya da karşıdakini anlayabildiğimde ki bu benim için en zoru. Yaklaşık geçen sezondan beri ders alıyorum ve gelişmeyi görebiliyorum.

Türkçeyi kültür çantama eklemek istiyorum

“Kadıköy kişiliğimle uyuşuyor”

- İstanbul’da yaşamak zor mu? Bize kendi İstanbul’unuzu anlatır mısınız?

Benim için zor değil, spor salonuna çok yakın oturuyorum bu yüzden trafik sorunum yok. İstanbul’u gerçekten seviyorum ve sahip olduğum zaman içerisinde yaşayıp keşfetmeye çalışıyorum. Moda ve Kadıköy’de daha fazla mekan öğrenmeye çalışıyorum. Çok güzel ve yakınlar ayrıca bu kısımların kişiliğimle de daha çok uyuştuğunu düşünüyorum.

- Nasıl zaman geçiriyorsunuz İstanbul’da?

Güzel sergiler oluyor, onları ziyaret etmeye çalışıyorum. Büyük bir şehirde yaşamanın en iyi yanı her gün yeni bir şeyin olması. Bizim yaşantımızda hafta sonu tatilleri yok, belki perşembe ya da pazartesi boş günümüz oluyor ve her gün yapılacak bir şey var. Bu yüzden Istanbul’u ve büyük şehirleri seviyorum.

- Türk mutfağı epey ünlü. Siz de sporcu olarak kilonuza dikkat etmek zorundasınız, karşı koyamadığınız lezzetler var mı?

Her şey miktarla ilgili. Baklava yiyebilirsiniz ama 20 baklava yiyemezsiniz. Bu hayatımın bir parçası, hayır demekle bir sorunum yok. Türk mutfağından kebap seviyorum, baklava, mantı, patlıcan çok güzel, mezeler çok güzel İtalya’da olmayan farklı bir şey.

- Yemek yapabiliyor musunuz?

Yemek yapmayı sevmiyorum. Yapmaya çalıştığımda da neden sevmediğimi anlıyorum! Evdeyken kendim için yemek yapabilirim ama asla kimseyi davet edemem.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber