Tutuklu olan onlar değil

Zeynep Bakır kendisiyle cezaevinde kalan 2.5 yaşındaki oğlu, otizmli Poyraz Ali’yle yaşadıklarını bir mektupla anlattı. Bakır: “Bu çocukların burada tutuklu statüsünde bulunmadıklarını unutuyorlar. Oysa çocuklarını kurban vermemeyi başarmış toplum huzuru da kazanmış demektir”

Tutuklu olan onlar değil

Geçen hafta Poyraz Ali’nin annesi Zeynep Bakır’ın “Tüm duyarlı insanlara” hitaben yazdığı mektuba rastlamışsınızdır belki. 2.5 yaşındaki otizmli Poyraz Ali annesiyle cezaevinde kalan yüzlerce çocuktan yalnızca biri. Annesi Zeynep Bakır mektubunda anne-oğul cezaevinde yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Mektubun tamamını, çocukları için özel eğitim ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan kadın tutuklular için denetimli serbestlik talep eden bir imza kampanyası başlatan Change.org’da bulabilirsiniz. Poyraz Ali’nin hikayesinden yola çıkarak cezaevindeki çocukların durumunu uzmanlara sorduk.

Tutuklu olan onlar değil

Otizm Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri İrem Afşin: “Otizmli çocuklar için özel eğitim, tedavi demektir. Poyraz Ali’nin eğitimi ve psikolojisi otizm durumu açısından çok önemli. Biz de bu nedenle ailesine ve ona destek veriyoruz.”

Poyraz Ali’nin annesi Zeynep Bakır’ın mektubu

“Üç tekerlekli bisiklet bile yasak, binip kaçar diye mi korkuyorlar?”

Tüm duyarlı insanlara mektubumdur:

Merhabalar,

Tam bir yıl önce dosyamda yasadışı tek bir faaliyet yokken, sadece “kanı” kullanılarak “Propaganda yapmak suretiyle örgüt üyeliği”nden (DHKP-C) tutuklandım. (...) Ben, oğlum Poyraz Ali ile hapishanedeyim. Tutuklandığımızda iki yaşındaydı. (...) Hapishanede olduğum sırada Poyraz Ali’ye Marmara Üniversitesi’nde “atipik otizm”
tanısı konuldu.

Poyraz Ali çok zeki bir çocuktu ancak sosyal refleksleri zayıftı, takıntıları, dalıp gitmeleri vardı. Otizme dönme olasılığı taşıyordu durumu. Ne var ki erken fark etmiştik.(...)

Önce abuk sabuk bir siyasi karar nedeniyle aranır duruma geldim. Poyraz Ali evinden ve babasından ansızın ayrılıverdi. Dokuz ay sonra benimle Samsun’da gözaltındaydı. (...) Duvarlarından su damlayan, havalandırması olmayan, küçücük bir hücreye tek başıma konuldum. (...) Böyle kötü bir hapishaneye çocuğumu getirecek değildim. (...) Eşimden bir daha onu görüşe getirmemesini istedim.

“Şaşkınlaştı önce, içine kapandı”

Ta ki güç bela Gebze Hapishanesi’ne sevk alana kadar oğlumu göremedim. Gebze’de hemen yanıma aldım. Tekrar babasından ayrılışını, gardiyanların üzerimize kapı kilitleyip durmasını, sürekli hapishane koşulları sebebiyle çıkan tartışmaları yani “hapishane”yi anlamlandıramıyordu Poyraz Ali. Şaşkınlaştı önce, içine kapandı. (...) Gündüz uykusunda bile bir dakika yanından ayrılsam uyanıp ağlıyordu. (...) Şaşkın çocuk “kapıları döven çocuk” olmuştu artık. (...) Bir an önce özel eğitime ve kreşe başlamalıydı. Gebze Hapishanesi’nin kreşi çocuklara uygun değildi. Başka bir hücreye biraz oyuncak, havalandırmasına da salıncak koymuşlar olmuş kreş! İçerde kocaman bir de televizyon vardı, Poyraz Ali’ye ise televizyon doktorlarca “kesinlikle” yasaklanmıştı. (...) Üç yaşın altındaki her günü çok değerliyken eğitime ancak üç ay sonra Bakırköy Hapishanesi’nde başlayabildik. Kreşe ise altı ay sonra! O da günde sadece bir-iki saat. O saatlerde de ne yaptığı hakkında hiçbir fikrimiz yok; veli olarak çocuğumuzun eğitiminden bihaber tutuluyoruz. (...)

“Açık görüşün ilk yarım saati heyecandan çığlık atıyor, ağlıyor”

Oyuncak olarak da siyah plastik bir kamyon, birbirine takılmayan kırık legolar, baskısı bozuk bir-iki kitap veriyorlar. Üstüne de “Biz veriyoruz, siz oyuncak alamazsınız” deyiveriyorlar. Betonlar arasında, topraktan, parklardan, sokaklardan izole bir şekilde büyüttüğümüz çocuklarımız bu hücrelerde bir de oyuncaksız bırakılmak isteniyor. (...) Belki tartışmalar sonucu Poyraz Ali’ye ufak tefek oyuncaklar alabildik raporlu olduğu için ancak oğlumun konuşması için önerilen müzikli, konuşan oyuncaklar pilli olduğu için hâlâ alınmıyor içeri. İçerde radyo var, televizyon var, kantinde de pil satılıyor. Bu neyin yasağı? (...) Üç tekerlekli bisikletde yasak mesela. Poyraz Ali binip kaçar diye mi korkuyorlar, ne? Bu çocukların tutuklu statüsünde burada bulunmadıklarını unutuyorlar.

Aylık sadece 50 dakikalık bir açık görüş var. Bu süre Poyraz Ali’nin babasına doyması için yetersiz elbette. (...) İlk yarım saat heyecandan çığlık atıyor, ağlıyor, kendini yerlere atıyor. (...) Tecritten kaynaklı, biz yetişkinler bile insan görmeyip görmeyip birden görüşçülerimizi görünce heyecandan ne diyeceğimizi unutuyoruz. (...)
Bu görüşlere sosyal refleksleri zayıf, atipik otizmli bir çocuk nasıl ayak uydursun? (...)

Ve siz bu yazıyı okuma ciddiyetini gösteren sevgili kişi... Sizin kurtuluşunuz da Poyraz Ali’lerin kurtuluşundan bağımsız değildir. Çünkü çocuklarını kurban vermemeyi başarmış bir toplum artık huzuru da kazanmış demektir. (...)

“Kışı atlatsak, çocuklar biraz büyüse de öyle girsek cezaevine”

Mülkiye Kılınç

İki sene bir aylık cezamın ertelenmesi için hem bebeklerin hem de benim sağlık durumumun elverişli olmadığını anlatan bir dilekçe vermiştik. Savcı, “Adli Tıp’tan cezaevinde kalamaz raporu getirirsen bir sene erteleme veririm” demişti. Adli Tıp cezaevinde kalabilir şeklinde verdi raporu. Ama o rapor henüz çıkmadı Adli Tıp’tan. Böyle senelerce bekleyen dosyalar da varmış, birkaç ay içinde sonuçlananlar da... Ben de umutlanıyorum, kışı atlatsak, çocuklar da biraz büyüse de öyle girsek bari diye... Şimdi bir yaşına geldiler, ufak ufak yürüyorlar.

“Önerimiz; çocuğun yararını gözeten ayrı mekanlar”

Fulya Giray SözenTürkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkan Yardımcısı Uzm. Psk.

Çocukların ebeveynleriyle cezaevine girmesine Almanya, Meksika, Pakistan, Hindistan ve İspanya’da bizdeki gibi
6 yaşına, Fransa’da 1.5 yaşına kadar izin verilirken, Norveç ve Kanada’da hiç izin verilmiyor. Finlandiya’da ise anne-bebeklerin ayrı ünitelerde kaldığı, çocuk dostu kurumlar karşımıza çıkıyor. Türkiye’de bebekli annelere özel mekanlar sistemde yok. Anne mahpuslar diğer kadınlarla aynı mekanı paylaşıyor, çocuğun gelişiminde en az annesi kadar diğer kadınların da bir etkisi oluyor.

“Çocuğu var diye ceza almaması da mümkün değil”

Kadın cezaevleri çoğu zaman bir yetişkinin bile psikososyal gelişimini sekteye uğratan kurumlar, hele bir çocuk için durum hiç iç açıcı değil. Kurumlara kreşler dışında oyuncak sokulamıyor. Çoğu kurumda sağlıklı kreşler yok.

Dönem dönem bakanlığın yaptığı açıklamalara göre bu durumda 300 civarı çocuğun olduğunu tahmin ediyoruz. Ağırlıklı olarak Bakırköy, Karataş, Sincan, Şakran ve Gebze’de bulunan kapalı kadın ceza infaz kurumlarında ve Bozkurt ile Yumurtalık’ta bulunan açık ceza infaz kurumlarında bulunuyorlar.

Anne-bebek arasındaki güven ilişkisi ve bağlanma sürecinin önemini, kapalı kurum kültürünün çocuğun sosyal gelişimini sekteye uğrattığını biliyoruz. Öte yandan kamu vicdanı adına baktığımızda da annelerin sadece çocuğu var diye ceza çekmemeside mümkün değil. Önerimiz çocuklu anneleri çocuğun yararını gözeten, çocuğa yaklaşım konusunda uzmanlaşmış personelin bulunduğu, çocuğun beslenmesine, sosyal gelişimine, açık hava ihtiyacına, sağlık hizmetlerinden düzenli yararlanmasına olanak sağlayan ayrı
mekanların oluşturulması.

“Çocuklarla oyun terapisi temelli etkinlikler yürüttük”

Vakfımız çocuk suçluluğu alanında çalışan bir sivil toplum örgütü olmasına karşın, 2010’dan bu yana içerideki çocukların durumlarına da odaklanmış durumda. Beş kadın ceza infaz kurumunda eğitimler verdik, anneleri güçlendirmeye çalıştık, çocuklarla yönelik oyun terapisi temelli etkinlikler yürüttük. Şu an bu hedefe yönelik yürüttüğümüz Mor Güvercin isminde bir proje var; Bozkurt, Sincan, Şakran ve Karataş’taki kadın ceza infaz kurumlarının kadın sivil toplum kuruluşları ve kadın sığınmaevi temsilcileriyle ilişki geliştirmelerini sağlıyoruz. Bir diğer projemiz ise Dışarıdaki Çocuk. Tutuklu kadınların dışarıdaki çocuklarının ihtiyaçları neler, ne tür öneriler geliştirilebilir diye bakıyoruz bu projeyle de. Bir de vakfımızın bir grup gönüllüyle yürüttüğü ortak bir çalışma var; İçeride Çocuk Var. Bu çalışmada da Bakırköy’deki kreş başta olmak üzere kadın cezaevlerindeki çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedefleniyor.

“Asıl sorun hapishanede uğradıkları hak ihlalleri”

Selmin Cansu Demir Çocuk hakları avukatı

Poyraz Ali’nin hapishanelerde anneleriyle kalan diğer çocukların yaşadığı genel sorunların yanında bir de özel durumu nedeniyle maruz kaldığı hak ihlalleri var. Teşhis ve müdahalede gecikilmesi ve ihtiyacı olduğu hizmetlerden yoksun bırakılması söz konusu. Bu durumda olan çocuklar için Çocuk Koruma Kanunu kapsamında sağlık tedbiri başta olmak üzere ilgili koruyucu ve destekleyici tedbirlerin alınması gerekir. Ancak bu tedbirlerin, koşullarını biraz iyileştirsede hapishanede tutulmaya devam ederken Poyraz Ali’nin ihtiyacı olan tam korumayı sağlayamayacağı açık. Bu nedenle yasal düzenlemelerde değişiklik yapılarak bu durumdaki çocukların annelerinin infazının ertelenmesi, infaz koşullarında değişiklik yapılması, kalan cezaları için denetimli serbestlik gibi uygulamalardan yararlanmaları sağlanmalı, özel kurumlar ihdas edilmeli.

“Düzenlemeler yeterli değil ama...”

Hukuksal anlamda da Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında anne mahpuslar için birtakım özel düzenlemeler var. Örneğin, hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren
6 ay geçmemiş kadınlar hakkında geri bırakılıyor. Yine, 0-6 yaş grubunda çocuğu olan ve koşullu salıverilmelerine iki yıl kalan iyi halli anne mahpusların cezaları hapishanede değil dışarıda infaz edilebiliyor. Bu düzenlemelerin yeterli olduğunu söyleyemesek de annelerin farklı bir uygulamaya tabii tutulması infaz hukuku anlamında önemli bir adım. Ancak asıl sorun çocukların hapishanede kapalı tutuldukları süre zarfında uğradıkları hak ihlalleri.


“Çocuğun cezaevinde yaşaması bir travmadır, şiddete girer”

Nihat TarımeriSosyal Hizmet Uzmanı

Türkiye’de Ceza Kanunu cezaya odaklı. Eski ekolün devamı olarak kısasa kısas ilkesinin uygulandığı bir ceza uygulaması var. Buna göre de suçluyu ne olursa olsun cezaevine koymak bir hedef oluyor. Oysa çocukların korunması Türkiye’de olduğu gibi yargısal değil, idari bir görev olmalı. Ve her zaman hedef, çocuğun örselenmesinin önüne geçmek olmalı. Çocuğun cezaevinde yaşaması şiddete de girer ve tazminata kadar giden bir süreçtir. Travmadır çünkü.

Türkiye’de altı yaşına kadar çocuklar anneleriyle cezaevinde kalabiliyor. Oysa bu üç yaşla sınırlandırılmalı. Çünkü cezaevindeki yaşam koşulları çocuklar için çok zararlı. Altı yaşına kadar kalacaklarsa çocuğu odak noktasına alan alanlar oluşturulmalı. Bu alanlar gardiyanların değil, konunun uzmanlarının sorumluluğunda olmalı. Böyle beş-altı merkez açılsa sorun çözülür.

“İfade özgürlüğü kapsamında sayılacak eylemler sebebiyle tutsak”

Zeynep Erduğrul Bakır, 2005’te hapishanelerde süren açlık grevi ilgili bir bilgilendirme ve duyarlılık çağrısı içeren bildiri dağıtıyordu. “Başka şehirlerden gelen PKK’lılar Trabzon’u basacaklar, bayrak yakacaklar” gibi gerçeğe aykırı söylemlerle insanları topladılar ve bir linç saldırısı organize ettiler. Hiçbir saldırgan yargılanmadı ama Zeynep ve arkadaşları ceza aldılar. Zeynep daha sonra bu saldırıda kendisi gibi saldırıya uğrayan Emrah Bakır ile evlendi. Bu evlilikten Poyraz Ali doğdu.

Zeynep Trabzonludur. Trabzon’da hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip Özgür Karadeniz’in Sesi isimli yayını çıkarır. Siyasi görüşüne uygun sosyal ve siyasal etkinliklerde bulunur. Zeynep’in de hiçbir zaman reddetmediği ve gururla savunduğu sosyal ve siyasal faaliyetleri sanki suçmuş gibi takip edildi. Zeynep ve arkadaşları ifade özgürlüğü kapsamında sayılabilecek eylemler sebebiyle bugün tutsaklar. Dosyası Yargıtay’da onaylandı. Zeynep altı yıl, üç ay ceza aldı.

Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber