Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Ege’de umut yolculuğuna çıkan göçmenlere, dost eli uzatan ve dramlarına yakından şahit olan Sahil Güvenlik Komutanlığı personelini TCSG DOST 701 gemisinde ziyaret ettik. 24 saat geçirdiğimiz gemide tüm personelin özverili çalışmasına tanık olduk

Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Özellikle 2015 yılından bu yana umuda yolculuğun en belirgin adresi olan Ege Denizi’nde görev yapan TCSG DOST 701 gemisindeyiz. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın açık deniz görevleri için inşa edilen bu geminin 80 personeliyle Samsun limanından ayrılmasının üstünden 88 gün geçti. 16 Nisan’da gerçekleşecek referandum için evlerine dönecek, bir süre ailelerini görecek ve yeniden seyre çıkacaklar. Bu ayrılık aslında onlar için ne zor ne de şaşırtıcı. Komutanların daha uzun süre görevde kaldıkları da olmuş. Fakat son iki yıldır mücadele ettikleri düzensiz göç olaylarında yaşananlar, karşılaşılan insanlık dışı durumlar görevi iyice zorlaştırıyor.

Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Bugüne kadar gazete ve televizyonlar aracılığıyla göçmenlerin yürek burkan dramına şahit olduk, üzüldük ve elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. Peki hiç kamerayı ters yöne çevirip bu süreçte onların hayatlarını kurtaran Sahil Güvenlik personelimizin ruh haline baktık mı? Bir gün içinde denizden çıkardıkları cesetler, kucakladıkları bebekler, aşlarını paylaştıkları yüzlerce insan mevcut. Ne hissettiler, moral ve motivasyonlarını nasıl güçlü tuttular? 80 kişilik personel aynı anda gemide bulunan 400 göçmene nasıl yardımcı oldu? Tüm bunları gözlemlemek ve gemide bir günün nasıl geçtiğini daha iyi anlamak adına foto muhabirimiz Ercan Arslan’la birlikte DOST 701’de bir gece geçirerek 24 saati tamamladık...

TCSG DOST 701’de 80 personel altı saat aralıklarla vardiyalı olarak görev yapıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma, Emniyet ve ilgili tüm kurumlarla yüksek seviyede işbirliği sağlıyor. TCSG DOST 701 gemisi termal kameraları sayesinde bazen de kıyı seyri yaparak karadaki göçmenleri emniyet birimlerine haber veriyor ya da Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait helikopter ve uçaklar her gün yaptıkları tarama uçuşunda gemilere istihbaratta bulunuyor. Karada yer alan istihbarat ve harekat birimleri ise risk analizleri yapıyor. Öyle ki, 2016 yılı sonunda 110 tane deniz unsurundan dokuz tanesi aşırı kullanımdan dolayı planlanandan daha erken hizmet dışına çıkartıldı. Yaşanan göç krizi sebebiyle Avrupa Birliği Projeleri kapsamında Sahil Güvenlik Komutanlığı’na altı yeni arama kurtarma botu verilecek ve kısmi bir telafi sağlanacak. Özetle, Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın ışıkları her daim yanıyor ve yanmaya devam edecek.

Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Lastik bot hayatta tutuyor

Göçmenler suya çıkmadan karada yakalanırlarsa herkes derin bir oh çekiyor çünkü bu durum onların ölüm risklerini sıfıra indirmiş oluyor. Eğer suda müdahale olacaksa bilinenin aksine lastik botlar göçmenlerin hayatta kalma şansını artırıyor. Sahil Güvenlik personeli lastik botlar kalitesiz malzemeden yapılsa dahi teknelerin onlar için daha tehlikeli olduğunu söylüyor. Çünkü bot tumba olursa bir müddet bota tutunarak su üstünde kalabiliyorlar. Aynı durum teknede yaşandığı zaman ise göçmenler içerde sıkışıp ölebiliyor, Sahil Güvenliğin sürat botları olay yerine iki dakikada varsa bile...

Müdahale için 10 dakika

Diğer ülkelerdeki Sahil Güvenlik teşkilatları ülkeye giren göçlerle ilgilenirken biz ülkeden çıkan düzensiz göçlerle de ilgileniyoruz. Bu kaçış denizden gerçekleştirildiği takdirde göçmenlerin Yunanistan kara sularına varmadan yakalanması gerekiyor. Ülkemizin Ege kıyılarına iki mil mesafedeki yakınlığı ise çok hızlı müdahaleyi gerektiriyor. Özetle düzensiz göç istihbaratını alan en yakın Sahil Güvenlik yüzen unsurunun müdahale etmesi için yarım mil yani 10 dakika gibi kısa bir süresi bulunuyor. Göçmen botu Yunan karasularına geçtiği anda ise müdahale etme şansı kalmıyor.

Sahil Güvenlik’ten aldığımız bilgilere göre operasyonun en zor kısımlarından biri tam da burada başlıyor. Sahil Güvenlik botu kısa sürede hızla göçmen teknesi ya da botuna müdahale etmek istediğinde göçmenler mukavemet gösterebiliyor. İlk sordukları soru, geminin kime ait olduğuna yönelik “Yunan mı? Türk mü? şeklinde oluyor. Türk olduğunu öğrenince binmek istemeseler de alabora durumunda yardım çağrıları yükseliyor. Henüz devrilmemiş ama önü kesilen botların içinde genelde çok sayıda bebek ve çocukların yanı sıra yaşlılar hastalar hatta tekerlekli sandalyeli insanlar bulunuyor. Bizim, SAGET denilen sürat teknesiyle yanaşıp, merdiven kullanarak güçlükle çıktığımız gemiye, göçmenlerin en acil şekilde ve zarar gelmeden tahliye edilmesi gerekiyor. Önce çocuklar ve kadınlar...

Öncelik insan hayatı

Her botta 60-80 arası göçmen bulunuyor. Düzensiz göçün yoğun yaşandığı dönemlerde bir günde altı bota müdahale edildiği oluyor. Denizdeki Sahil Güvenlik botları önce göçmenleri kendi botuna alıyor daha sonra denizdeki büyük gemiye tahliyesini sağlıyorlar. Gün içinde 400’e yakın göçmen bu geminin hangarında ve helikopter iniş pisti bulunan bölgesinde göç idaresine tahliyesi için bekliyor. Hava şartlarına bağlı bu bekleyiş bazen bir ya da bir buçuk günü bulabiliyor. Bu süreçte aslında gemi personelinin sağlık durumundan sorumlu tabip subayları ve sağlık astsubayları, hastalara, bebeklere müdahale ediyor.

Kurallar her ne olursa olsun Sahil Güvenlik personeli insan hayatına öncelik vererek göçmenlere yüksek empati duygusuyla yaklaşıyor. Bir gün denizden çıkardıkları ve kalp masajıyla müdahale ettikleri üç aylık bebek ise tüm personelin unutamadığı en çarpıcı anlardan biri olarak akıllara kazınıyor. Bu ve bunun gibi anların en büyük kahramanları ise o anda yaşanan drama ellerinden geldiğince, zaman zaman gözlerinden yaşlar süzülerek yardımcı olmaya çalışan Türk Sahil Güvenlik personeli olarak tarihe geçiyor.

Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Her türlü yardım yapılıyor

Gemiye tahliyesi gerçekleşen göçmenleri karşılayan personel, devlet ve bazı kurumlar tarafından gönderilen insani yardımları göçmenlerle paylaşıyor. Kuru kıyafetler dağıtılıyor, tuvalet ihtiyaçları gideriliyor ve geminin yemekhanesinde pişirilen aşlar dağıtılıyor. Hava koşulları kötüyse üşümemeleri için sobalar kuruluyor, battaniyeler seriliyor. Sahil Güvenlik personeli, “Her geminin bir düzeni vardır ve bu düzen bozulmasın isteriz” demelerine rağmen bebekleri ve annelerini gemi içindeki salonlara yerleştiriyor. Herkesin hassas noktası yaşananlardan habersiz olan bebekler ve ailesinin kararıyla ölüm yolcuğuna çıkan çocuklar. Göçmenler de bu hassasiyetin oldukça farkında. Sahil güvenlik gemilerinin denizde görünürlüğünün göçmenler üzerinde caydırıcı etki yaratması gerekirken bazı göçmenler için güven bile teşkil edebiliyor. Çünkü defalarca kaçmayı deneyip başarısız olan göçmenlerin hepsi Türk gemisinde insani yardım ve düzgün muamele göreceğinden emin.

Bazen olaylar kanıksanıyor

Her gece denizden birçok insanı kurtarıp gemiye almak ya da denizden ceset çıkarmak kolay bir iş değil, üstelik aklınızın bir köşesinde aileniz, eşiniz ve çocuklarınız varken. Yine de tüm Sahil Güvenlik personeli “Biz onların dramını çok iyi biliyoruz. Yaşadıkları çok sıradışı şeyler. Biz de görevimizi yapmak zorunda olduğumuz için empati kurarak elimizden geldiğince onları iyi ağırlıyoruz” diyor.

Yaşanan durum süreklilik arz etmeye başladığı zaman ise duygular aynı tonda hissedilemeyebiliyor. Personel bu durumu “Bazen insanlar yaşananları kanıksıyor. Farkındalığımız kayboluyor. Bu psikoloji adına kötü bir durum. Daha sonra farkında olmadan içimize attıklarımız başka bir hastalık olarak ortaya çıkabilir, belki de hiç çıkmaz” diyor. Seyir devam ederken göçmenlerle ilgilenen personel bir yandan da tahliye için göçmen ifadelerini alıyor. İçlerinden mutlaka Türkçe ya da İngilizce bilen birileri çıkıyor. Nereden çıkış yaptıkları, oraya nasıl geldikleri, yaş aralıkları ve uyruklarına kadar kimlikleri ayrıştırılıyor. Yarım yamalak da olsa, “Otobüsle geldik, şuradan bota bindik” gibi cümlelerle dertlerini anlatabiliyorlar. Bazı göçmenler önce “Bizi neden aldınız, bizim kaçmaktan başka şansımız yok” diye isyan ediyor. Sonra denizin, çıkış yaptıkları koydaki su kadar sakin olmadığını anlıyor, Sahil Güvenlik personelinin de kendilerine yardım eli uzattığını görüyor. Göç idaresine tahliye edilmek üzere kıyıya vardıklarında ise yapabildikleri tek şey Sahil Güvenlik personeline teşekkür babında el sallayarak vedalaşıp ayrılmak oluyor. Onlardan geriye kalan ortak ifade ise “...ve büyük beyaz bir gemi gelip bizi kurtardı” şeklinde kayıtlara geçiyor.

Düzensiz göç istatistikleri

2015 yılında 2 bin 430 olayda 91 bin 611 göçmen kurtarıldı, 279 göçmen hayatını kaybetti.

2016 yılında 833 olayda 37 bin 130 göçmen kurtarıldı, 192 göçmen hayatını kaybetti.

2017 yılında 70 olayda 2 bin 977 göçmen kurtarıldı, 12 göçmen hayatını kaybetti.

Veriler 27 Mart 2017 tarihine kadar olan bilgileri içermektedir.

Sahil Güvenlik Ege’de tam kapasite çalışıyor

Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde diğer bölgelerde görev yapan yüzen unsurlar da şu anda Ege Denizi’nde görevlendirildi. Karadeniz’den, Akdeniz’den botlar buraya geliyor. 15 gün, bir ay kalıp geri dönüyorlar, onların yerine başka botlar geliyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı düzensiz göçün önlenmesi kapsamında eforunu çoğunlukla Ege Denizi’ne sarf etmiş durumda. Hal böyle olunca da geçen yıl Avrupa ülkeleriyle imzalanan anlaşmanın da katkısıyla istatistikler düzensiz göçte büyük bir azalış yaşandığını gösteriyor.

Umuda yolculuğun en yakın tanıkları

Pazartesileri kuru fasulye günü

Geminin en büyük moral ve motivasyon kaynaklarından biri olan mutfak yemek salonlarıyla aynı güvertede bulunuyor. Mutfak şefinin daha önce beş yıldızlı bir otelde çalıştığını anlamak ilk öğünden sonra hiç de zor olmuyor. Gemide her pazartesi kuru fasulye ve yanında pilav çıkıyor. Gemiye özel yemeklerin başında limon sıkınca renk değiştiren lahana çorbası ve padişah köftesi geliyor. Gece vardiyasında ise mutfak şefinin özenle hazırladığı pideler geç vardiyayı teşvik eder cinsten oluyor. Vardiya değişimlerinde çıkan yemekler rütbelere göre ayrılan salonlarda bir arada yendikten sonra herkes geminin tek eğlencesi olan televizyona dikkat kesiliyor.

1300 personel umut harekatında

Ege’de umut harekatı kapsamında yaklaşık 1300 personel görev yapıyor. Ege Denizi’nde her şartta her bölgede 24 saat bot bulunuyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı envanterinde dört tane dost sınıfı Sahil Güvenlik korveti, 29 tane SAR ve 80 sınıfı genel maksatlı Sahil Güvenlik botu, 58 tane KAAN sınıfı genel maksatlı Sahil Güvenlik botu, 10 tane ABKB SAGET tipi bot, 76 tane küçük tip bot, 14 tane helikopter ve 3 tane uçak var. Türkiye genelinde ise yaklaşık 5 bin personel görev yapıyor.


15 Eylül 2019 Magazin Bülteni15 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber