‘Uygun kıyafet seçemiyorsam zaten kaldır at beni!’

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkan Yardımcısı seçilen AK Parti milletvekili Nursuna Memecan: “TBMM’de kadınların pantolon giymesinde ne mahsur olabilir?”

‘Uygun kıyafet seçemiyorsam zaten kaldır at beni!’

Nursuna Memecan, iki dönemdir AK Parti milletvekili. 15 gündür yeni bir görevi daha var: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkan Yardımcılığı. Böylece AKPM Mevlüt Çavuşoğlu’nun başkanlığından sonra Türkiye’den bir vekili daha yönetimine aldı.
Nursuna Memecan’ın hayatı altı şehirde geçiyor. TBMM Ankara’da, eşi Salih Memecan İstanbul’da, seçim bölgesi Sivas, AKPM Strazburg’da, oğlu Zürih’te, kızı New York’ta... Ne dertleniyor bu duruma ne de şikayet ediyor. Onun için bu hareket “eğlenceli”. Tek sıkıntısı eskisi kadar spor yapamayıp kilo almak.
Hızlı bir giriş yaptığı siyaseti seviyor Memecan. TBMM’deki odasında İstanbul’dan getirdiği kahve makinesini denerken “Sayın vekilim” meselesine alışamadığını anlatıyor yalnızca: “Eskiden tanıdıklarım da böyle hitap ediyor. Nursuna’ya ne oldu?”

‘Uygun kıyafet seçemiyorsam zaten kaldır at beni’

* Siyasete dışarıdan gelmiş biri olarak Meclis’te 5 yıl nasıl geçti?

Meclis tecrübemden çok memnunum. Çok renkli bir yer burası. Geçen dönem öğrendiklerimin haddi ve hesabı yok. Düşünmediğim bakış açıları, bilmediğim hikayeler öğrendim. ABD’de yaşadım, Avrupa’da çok bulundum. Benim de onlara anlatacağım çok şey vardı.

* Zorlandığınız olmadı mı?

Hayır. Evet, ben tezcanlıyım. Burada da bazı şeyler biraz yavaş olabilir. Önümde sürekli takvim duruyor, kendi kendime yapıyorum programımı. Zaten biraz Ankara’da yaşıyorum, biraz İstanbul’da, biraz Strasburg’da, oğlum Zürih’te, kızım ABD’de... Eve girince “Yarın nereye gideceğim?” diye düşünüyorum.

* Nasıl baş ediyorsunuz bu tempoyla?

Çok eğlenceli oluyor. Pratik olmak zorundayım, öyleyim de. Strasburg’dan dönerken bir gün Zürih’e uğrayıp öyle geliyorum mesela. Kaç toplantı varsa o kadarlık kıyafetim vardır valizde, bir tane fazlası yoktur. Yoksa öyle bavul bavul nasıl gezeyim?

* İş dışında bir hayat imkanı kalıyor mu?

Her fırsatta tatil yapıyorum. Bodrum’da, yurtdışında... 2-3 gün boşluk buldum mu hemen bir yerlere giderim. Dünya bir yana, tekne tatili bir yana... Bir tek fedakarlığım bisikletten oldu milletvekilliği sırasında, binecek vakit yok.

“Yemeği de ev işini de kendim yaparım, arkamı toplayan yoktur”

* Ev hayatı mümkün mü bu temponun içinde?

Tabii. Evi de yemek yapmayı da çok severim. Dün mesela kafamda hep karnabahar yemeği vardı. Mutlaka yapmam lazım. Buradan çıktığımda 8’e geliyordu saat. Çarşıya uğradım; karnabahar, kıyma, domates şu bu aldım. Eve gittim, pişirdim, yedim.

* Siz mi yapıyorsunuz bütün yemekleri?

Ben yapıyorum tabii, kim yapacak? İstanbul’da da böyleydi, ABD’de de. Yemeğimi de, işimi de kendim yaparım. Devamlı arkamı toplayan kadınlar, adamlar, şoförler yok.

* Abdullah Gül ve ailesiyle de çok yakınsınız. Bu yakınlıkların dile getirilmesi sizi rahatsız mı ediyor?

Beni hiç etkilemiyor. Evet, onlara yakınım. Hayrünnisa hanımı çok severim, çok iyi arkadaşımdır. Ne yapayım? Bana ne faydası var ne de zararı.

* Torpilli vekil etiketi yapışmıyor mu?

O da umurumda değil doğrusu. Ben okumuşum etmişim, dünya görümüşüm, çalışmışım. Bir işe yarıyorsam yarıyorum. Salih’ten (Memecan) dolayı AK Parti’ye girdiğimi de söylediler. Salih’in eşiysem eşiyim. O sebeple aldılarsa bile herhalde şimdiye kadar işe yarayıp yaramadığımı anlamışlardır. Kendime güvenim mi çok fazladır nedir, hiç takmıyorum kafama. Ben kuruntu yapmam zaten, genelde birilerine şikayet eder, söylenirim.

“Zamanı gelince AKPM başkanlığı için de çalışabilirim”

* Nedir bu başkan yardımcısı olduğunuz AKPM?

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği kurulmadan önce birlik nosyonuyla yola çıkmış. Türkiye, 1949 yılındaki 13 kurucu üyeden biri. O zamandan beri de bu konseyin parçasıyız. AK’nin üç temel değeri var: Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü.

* Yaptırımı nedir konseyin?

Bütün üye ülkeler burada alınan kararlara uymak zorunda. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Venedik Komisyonu bize bağlı. Şimdi yeni bir uygulamamız var. Gelişmekte ve demokratikleşmekte olan ülkelere yol göstermek amacıyla demokratik ortaklık başlatıldı. İlk ortak olarak Fas’ı; iki hafta önceki toplantıda da Filistin’i kabul ettik.

* Bu, AK’nin Filistin’i tanıdığı anlamına geliyor.

Dolayısıyla tanımış oldu tabii. Ben Filistinlilerin yerinde olsaydım bunu bütün dünyaya ilan ederdim.

* Filistin’in kabul edilmesinde Başbakan Erdoğan’ın etkisi var mı?

Onun da var, AKPM Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’un da var. Hem Filistin hem de Fas için etkili oldu Mevlüt. Şimdi de Kırgızistan başvurdu demokratik ortaklık için.

* Kendi demokratikleşme sorunlarını çözememiş Türkiye’nin başkalarına rehberlik etmesi tartışılmıyor mu?

Öyle bir tartışma olmaz çünkü herkesin demokrasiyle ilgili sorunları olabiliyor. Bu konular izleme komisyonunda konuşuluyor. Ben de doğrudan muhatap oluyorum eleştirilere. Yeni anayasa çalışmalarını, buradaki değişimi anlatıyorum.

* Bir gün AKPM başkanlığı koltuğunda görür müyüz sizi?

Olabilir. Zamanı gelince bu konuda çalışabilirim.

“Erkeklere verilen cezalar öne çıkmalı”

* Avrupa Konseyi’ndeki çalışma alanlarınızdan biri kadın-erkek eşitliği. Türkiye’de son dönemde artan kadına şiddet haberlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sivil toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor. Fatma Şahin bu konuda çok çalışıyor, ama bir tek Fatma Şahin’in demesiyle olmuyor. Bana Nimet Çubukçu anlatmıştı. Bir yerde baba kızını öldürecek diye haber geliyor. Nimet bizzat arıyor kızın babasını. Adam diyor ki, “Beni öldür, bunu isteme”. Ben sayıların arttığını düşünmüyorum. Görünürlük arttı. Ancak ben dayak yemiş kadını görmek istemiyorum gazetelerde.

* Habertürk’ün malum fotoğrafını nasıl buldunuz?

İğrenç ve vahşi! O zavallı kadını kullanarak benim duygularıma hitap etmesin kimse. Utanç duydum o manşetten. Ben medyada adamlara verilen cezaların öne çıkarılmasını, haberlerin oradan görülmesini istiyorum. Ayşe Paşalı’yı biliyorum, kocasının adını bilmiyorum. Halbuki cani o.

* Bir de Meclis’te kıyafet yönetmeliği tartışmamız var.

Kadınların pantolon giymesinde ne mahsur olabilir? Yok efendim ceketin de ceket gibi olacak, kolunda bilmem nasıl düğmesi olacak. Ben bir milletvekili olarak uygun kıyafeti seçemiyorsam kaldır at beni zaten.

“İddianamenin 200 günde hazırlanması içime sinmedi”

*AKP’den aday olduğunuzda mahalle baskısıyla karşılaştınız mı?

Çok. Öncesi de var. 28 Şubat’tan sonra olaylara başka türlü bakıyordum. Yaşananların medyanın bize yansıttığı gibi olmadığını, Ak Parti kurucularının bunlarla mücadele ettiğini görüyordum. Bu hareketin savunucusuydum, onun için çok dayak yiyordum.

* Neydi o dayaklar?

Birini anlatayım. 2002 seçimlerinden önce bir işadamı arkadaşım evinde davet vermişti. Konu “Kime oy verilecek”e geldi. “Ben Ak Parti’ye vereceğim” dedim. Bir anda sessizlik oldu. Hainmişim gibi bakmaya başladılar; hakarete varan eleştiriler geldi. Davet sahibi dedi ki, “Bilseydim sizi çağırmazdım”. O zamanlar cesaret işiydi Ak Parti’yi desteklemek.

*Ak Parti milletvekili olduktan sonra hayatınızdan çıkan arkadaşlarınız oldu mu?

Oldu da şimdi geri geliyorlar. Dört sene önce benimle hakarete varan tartışmalar yapanlar “Afedersin, sen haklıymışsın” diyorlar.

* Bir gazeteciyle evlisiniz. Ak Parti’nin iktidarında bu kadar çok gazetecinin hapse girmesine nasıl bakıyorsunuz?

Bunlar hep yargılama süreci içerisinde.
“O gazeteciyi çok seviyorum, öbürü arkadaşım, asla böyle bir şey yapmaz”dan ziyade yargının bağımsızlığına bakmamız lazım. “Gazetecileri ya da doktorları ya da mühendisleri serbest bırakın” denmesini hiç anlamıyorum.

* Ahmet Şık-Nedim Şener hakkındaki iddianamenin 200 günde hazırlanması
içinize sindi mi?


Sinmedi. Yargı sisteminde değişiklikler yapıldıkça düzeleceğine inanıyorum. Bu arada zarar görenler oluyor. Keşke olmasa... Tutukluluk süreleri normal değil.

Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber