Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ocak 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gitmek... Kime ceza?

Sitem etmeden, tehdit etmeden, isyan etmeden, sözün özü fazlaca gürültü etmeden gitmek, gitmektir. Ötekisi "Gitme dur ne olursun" densin diye debelenmek olabilir...


Gitmek fena bir şey değil. Haysiyetli gidişler vardır. Ben severim mesela, Ahmet Kaya'nın "Başıma Sıkar Giderim"ini.
Bazıları giderler yani!
Sahip oldukları her şeyi kaybetme pahasına, kendilerini geri kazanmak için giderler.
Hesabı mahşere bırakıp ellerini yıkar giderler. Sitem etmezler. Tehdit etmezler.
Su gibi akar giderler.
Işın Karaca'nın "Giderim alışığım gitmelere / Gerek yok isyan etmelere"si var.
Sitem etmeden, tehdit etmeden, isyan etmeden, sözün özü fazlaca gürültü etmeden gitmek, gitmektir yani. Ötekisi "Gitme dur ne olursun" densin diye debelenmek olabilir ancak. Lüzum yok.
Biri de çıkar "Güle güle" der.
Güle güle!
"En Zayıf Halka" yarışmasını hatırlıyorsanız, oradaki sunucunun vurgusuyla tekrar okuyunuz rica ederim: Güle güle.

"Bizi hoş tutacaksınız. Başka çareniz yok"
Kaçak su mu elektrik mi, kaçak bi'şi kullandığı ortaya çıkınca "Bu ülkeyi terk edeceğim" demişti Zerrin Özer, elbette ağlayarak; hatırlarsınız.
Asena tartışmalarında karşılıksız aşkı pek takdir görmeyince, gözyaşları da netice vermeyince İbrahim Tatlıses de küstü ve buyurdu: "Bu ülkeyi terk edeceğim."
Şimdi de Yılmaz Erdoğan "Küser gidersek sizi kim güldürecek?" diyor.
Erdoğan devam ediyor: "Herkes biliyor bu memlekette kimin ne kadar başarılı olduğunu, kimin ne kadar mizahı sürüklediğini, kimin aşağı çektiğini. O zaman biraz daha akıllı olacaksınız. Daha iyi santrforunuz yok. Birisi sağdan ortayı yaptığı zaman kafayı çakacak üç tane adam var memlekette, onları hoş tutacaksınız. Başka çareniz yok." (Vatan,
25 Ocak / Ben bu röportajı daha önce de okudum, herhalde Haftalık'ta.)
Bu da ne feci bir laf ama... Sen akıllı ol!
Zerrin Özer, İbrahim Tatlıses bu memleketin en iyi yorumcuları arasında. Yılmaz Erdoğan dili güzel kullanıyor. Mizah- dram dengesini iyi kuruyor. Oyunculuktan şairliğe, yazarlıktan yönetmenliğe birçok iş yapıyor; iyi de yapıyor. İyi yaptığı her iş de zaten kalabalıklar tarafından alkışlanıyor.
Ama ne bu şimdi; "Başka çareniz yok. Bizi hoş tutacaksınız" ne?
Erdoğan iyi bir iş yapınca alkışlayalım, beğenmediğimiz bir iş yapınca "hoş tutmamız lazım ya" yine alkışlayalım...
Hadi ya! Bu ne pervasız cüretkarlık! Hiç de sevmem şu lafı ama "Sen akıllı ol." Ayrıca da güle güle, saçların lüle lüle, gideceğin başka memleketlerde yolda seni tanıyan bir ecnebi bulursan da selamlarımızı söyle.

manik depresif köşe
BM'nin iklim raporunu okumuşsunuzdur. 10 yıl içinde küresel ısınmanın geri dönülmez bir noktaya ulaşacağını söylüyor rapor. Buzullar eriyecek, deniz suyu
10 metreye kadar yükselecek, birçok kara parçası su altında kalacakmış. Türkiye'nin şansı okyanuslara açık bir ülke olmaması. Gidecek daha iyi bir yer yok yani. Bugün dünya için depresyondayım.

İzlenmenin garantisi taklit mi?
Yakında başlayacak olan "Sensiz Olmuyor" dizisinde Özlem Conker, tıpkı "Bir İstanbul Masalı"nda Esma'yı canlandıran Ahu Türkpençe gibi çirkin ördek yavrusundan zarif bir kuğuya dönüşecekmiş.
Taklit demeyeceğim. Hollywood'da da, Yeşilçam'da da öyle sık kullanılan bir mevzu ki, hangisine taklit diyeceğiz? Önemli olan mevzunun işlenişi.
Ama "Sensiz Olmuyor"un tanıtımlarında Özlem Conker pencere gibi bir yerde, sırtı hafifçe bize dönük oturuyor. Tıpkı "Bir İstanbul Masalı"nda Esma'nın ağaç dalında oturduğu gibi. Ki o da "Sabrina" filminde ağaç dalında oturan Sabrina'nın tıpkısı zaten.
Niye? Yani mevzuyu aldın, onu kendince kuracak, inşallah başka bir lezzet katmayı da becereceksin. Peki, niye görür görmez bize "A ha taklit!" dedirtecek bir pozu oraya koyuyorsun?
Yakında başlayacak olan "Köpek"te de isimler, diyaloglar hık demiş "Kurtlar Vadisi"nin burnundan düşmüş sanki.
Yine taklit demeyeceğim. Taklit kokuyor evet, ama özellikle taklit esansı sıkılıyor bu dizilere. Bile bile. Kasten.
Taklitten sakınmak, illa ki taklit edeceksen bile azıcık orijinal bir şeyler katarak fark yaratmaya çalışmak yerine taklitten medet ummak, bizzat taklit olduğu için daha çok izleneceğini sanmak, taklidi neredeyse izlenme garantisi gibi algılamak da bu memlekete has bir özellik olsa gerek!

Reha Muhtar'ın ideal eşi, ruh ikizi, arkasındaki kadın... Kim?
Satır arasından magazin haberi çıkarmak enteresan bir oyun. Ben de yaptım:
Reha Muhtar ünlü tenisçi Andre Agassi'nin Brooke Shields ile evliliği esnasında tenis hayatında çuvalladığını yazdı. Muhtar'a göre "Çok ünlülerle çok ünlülerin beraberliği ilk başlarda büyük aşklara sahne olur ama sonra birbirlerinden çaldıkları enerjiler, esas onları onlar yapan o müthiş enerjiden eser bırakmazdı."
Yine Muhtar'a göre Agassi'nin kendisi gibi tenisçi Steffi Graf'la evlendikten sonra toparlanmasının nedeni Graf'ın tenisi bırakıp evinin kadını, çocuklarının anası olmaya karar vermesiydi. Böylece Graf kocasını desteklemiş, Agassi'nin de kortlara dönüşü muhteşem olmuştu. (Sabah, 25 Ocak)
Muhtar'ın yazdıklarında bir fevkaladelik yok aslında. Mütemadiyen tekrarlanan her başarılı erkeğin "arkasındaki" kadın meselesi işte!
Ama "Çok ünlülerle çok ünlülerin aşkı" denince, bunu yazan da Reha Muhtar olunca... Sizin de aklınıza Reha Muhtar- Nilüfer aşkı gelmedi mi?
Belki Nilüfer yeterince arkada duramamıştır. Ve belki Muhtar şu sıralar kendi kulvarından emekli biriyle birliktedir.
"Emekli haber spikeri" kim var?
Neyse... Magazin gazetecileri bulsun Reha Muhtar'ın arkasındaki kadını.

İnsan kendine rağmen star olabilir mi?
Tüm o -nasıl denir- abuk subuk açıklamaları, maço halleri, aşk hayatı, kadın dövmesi, adının karıştığı silah çekme, adam yaralama, bacağa sıktırma, cinayet, tecavüz vakaları falan... Bir ünlüyü bitirmeye bunlardan biri yeter. Ama İbrahim Tatlıses bitmiyor. Star'da şovunu izlerken, tüm bunlara rağmen mi, tüm bunlardan ötürü mü, bu adam nasıl hâlâ star diye düşündüm. Annesiyle ilgili anılarını anlattı, Perihan Savaş'la "aşna fişne"sine değindi geçti... Samimi mi? Bu yüzden mi? "Ben size yıllardır ne veriyorum?" diye sordu izleyicilere. Stüdyodakiler "Sevgi" diye bağrışırken, "Reklamlar" dedi. Aman aman, ne samimiyet!
Sonra şarkı söylemeye başladı. Adam güzel söylüyor. Bazı şarkıları ne feci şeylerden bahsediyor. Ama adam çok güzel söylüyor.
Bu da işte kaderin bir cilvesi, hayatın ona hediyesi. Kendine rağmen star olabilir mi biri? Tatlıses kendine rağmen star!
O da gitmekle tehdit etmişti bizi. Gidecekse ona da "güle güle", kollarımızı öne doğru uzatıp "Gitme gitmeee" diye haykıracak değiliz. Hem o da biliyordur herhalde: Onu kendine rağmen kim starlaştıracak yaban ellerde?

tubakyol@yahoo.com



PAZAR
"Seul'den oryantalin vatanına geldik"
"Baştan beri kadın olmayı reddettim"
Kaldığımız yerden "Joey" ile devam
"Moiz Kohen Türkleşme akımının ileri saftaki neferlerindendi"
Yazarı uzun zaman ortaya çıkmadı
Dergilerin en "Ekşi"si yolda
Marketler "sahaya indi"
İstanbul'a 360 dereceyle bakıyor
Meme cerrahisinin incelikleri
Dövme yaptırmadan önce iki kere düşünün
!f İstanbul'da 43 film var
Fatma Girik'in sırrı
MARKET RAFLARINDAN YENİ ÜRÜNLER
Diyetler için tatlı destek
Mahşerin başkentleri
Londra'da bir kır lokantası
"Türkler" sergisi
Gitmek... Kime ceza?
İlginç kişilikler galerisi
TERUMI





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet