Zamanın donduğu yer

Sakarya'ya bağlı Taraklı ilçesi, ahşap evleri ve dar sokakları ile Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşıyor. İstanbul'a 200 km. mesafede. Ağaçlarla kaplı yollarla ulaşılıyor. Öyle dünyadan kopuk, öyle kendi halinde ki, sanki her sorun çok uzakta bir yerlerde kalıyor...

Burası cumhuriyetin ilk yıllarından kalma bir kasaba. Ya da bir TRT dizisi dekoru. Küçük dükkanlar, Safranbolu'yla boy ölçüşecek güzellikte evler ve her yeni yüze "Hoşgeldiniz" diyen yerli halk. Ak sakallı dedeler ve evlerinin kapısını kilitlemeyen insanların kasabası burası. Anneannenizin evinin kokusu sinmiş her yana sanki. Sıvıyağ tenekelerinde çiçekler, eski usül bakkallar var. Öyle hayaller kurdum ki, anlatamam. Sanki Kadir Has Üniversitesi'nin tıp fakültesini yeni bitirmişim, Taraklı Sağlık Ocağı'na pratisyen hekim olarak tayinim çıkmış. Öyle bir "uzakta olma" hissi yani. Yurt sorunları, devlet politikaları, kişisel hırslar unutulmuş; bir tek Taraklı ve ben kalmışız. Bütün evrende, bir tek orası ve ben. İlçede eski eser sayılan 81 tane ev var. Restorasyon çalışmaları başlamış yer yer. "Ya turistik olursa" diye korkuyorum ben. Halk "keşke" diyor. Kubbesindeki kurşunlarından dolayı Kurşunlu Camii denilen, Yavuz Sultan Selim tarafından 1500'lü yıllarda Yunus Paşa'ya yaptırılan camiyi herkes görsün istiyorlar. Belli ki ahşap oymalarını herkes beğensin istiyorlar. Taraklı, Osman Bey'in ilk fethettiği yerlerden biri. Joseph Von Hammer, "Osmanlı Devleti Tarihi"nde fetih yılını 1289 olarak yazmış. Evliya Çelebi ise, "Herkesin kaşık ve tarak yaptığı bu şehre, Taraklı derler" diye not düşmüş. Eski eserler, el sanatları falan bir yana, hayatın hâlâ eski kalması burayı bu denli özel kılan...Son 30 yıl içinde, sadece bir tek hırsızlık vakası gerçekleşmiş. O da geçen yıl, bakkaldan sigara çalınmış. Hırsız yakalanmış ve sonra serbest bırakılmış. Tabii ki "oralı" değil. Hiç cinayet işlenmemiş. Kapılar genelde açık. Evlerinden uzaklaşan ahali, kapıyı kilitlese de, anahtarlarını pervazdaki çiviye asmayı adet haline getirmiş. Ya komşunun bir şeye ihtiyacı olursa diye... Köpük helvası ve oymacılık Öyle eski ve bozulmamış kokuyor ki, insanların bakışları hâlâ temiz kalmış burada. Dar sokaklarda kapı önünde oturan halk, hemen iftara davet ediyor hiç tanımadıkları bir ziyaretçiyi. Yok eğer niyetli değilseniz, o zaman da hemen yöreye has köpük helvası çıkıyor dolaptan. Halkın lehçesi biraz garip ama kulağa hoş geliyor. "Tavuk" yerine "toğuk" diyorlar. Her ailenin bir lakabı var. Birbirlerine lakapları ile hitap ediyorlar. Halk çok şamatacı. Tanıştığım Cumhur ve İzettin Kömürcü kardeşler, "Biz yalazayız, yani her şeyle dalga geçeriz" diyorlar. Yüzlerindeki gülümseme ve her an patlayıverecekmiş gibi duran kahkaha bulutu, onları haklı çıkartıyor.Sadece 5 bin kişinin yaşadığı ilçedeki dayanışmadan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Bir Ziraat Bankası, bir postane, bir hükümet konağı, birkaç dükkan ve okuldan ibaret Taraklı'da bir adet de iftar çadırı var. Her akşam iftar yemeği veriliyor ama kimin verdiği belli değil. Geleneklere göre, yapılan hayrın belirtilmesi büyük ayıp.Taraklı'da ve çevresinde bir tam gün geçirdim. Ayva topladım, yürüyüş yaptım, çay bahçesinde oturdum. Hava o kadar güzeldi, insanlar o kadar misafirperverdi ki, ayaklarım geri giderek İstanbul'a döndüm. Üstümde bir nostalji rüzgarı kaldı. Güçlü dayanışma İstanbul'a 200, Ankara'ya 270 km. uzaklıkta. Arabayla seyahatte, Sakarya'dan Bilecik yönüne sapın. Geyve ve Taraklı oklarını takip edin. Yolun son 30 km'si çok çok güzel. Her yer ayva ağacı dolu. Otobüsle gidecekseniz, Adapazarı'na kadar ulaşmanız çok kolay. Taraklı'ya Adapazarı'ndan halk otobüsleri kalkıyor. Adapazarı'na 68 km. uzaklıkta. Nasıl gidilir? İlçe merkezinde konaklama tesisi henüz yok. Kalmayı düşünürseniz, ya kaplıca tesislerinde ya da 30 km. uzaktaki Göynük'te kalabilirsiniz.Göynük Otel tel: (0374) 451 62 78. Kişi başı 50 YTL, yarım pansiyon. Taraklı Kaplıcaları tel: (0264) 494 41 61. İki kişi 25 YTL, kahvaltı yok ama banyolar dahil. Nerede kalınır? Yöreye has köpük helvası hafif ve güzel. Bakkallarda satılıyor, mutlaka tadın.Tamamen buğdaydan yapılan uhud da yöresel bir lezzet. Çarşıda satılıyor.Tek lokanta var: Park Lokantası. Ramazanda sadece iftarda açık. Keşkek tadabilirsiniz.Yol üzereinde alabalık tesisleri var. Meraklıları deneyebilir. Ne yenir? Sokaklarda uzun uzun yürüyün ve evleri seyredin.Yunus Paşa Camii'ni ziyaret edin. Bir şaheser.İlçedeki Kültür Evi, Taraklı'yı ve yöresel sanatları tanıma açısından ideal.Yürüyerek Hisar Tepesi'ne çıkın. Kale kalıntıları var.Tahta kaşık ihtiyacınız varsa, Taraklı'dan alabilirsiniz.20 km. uzaklıktaki Karagöl Yaylası'nı ziyaret edin. Hafta sonu piknikçilerle dolu oluyormuş, hafta içi gittim ben ve çok güzeldi. 15 km. uzaklıkta kaplıcalar var. Kapısında nelere iyi geldiği yazıyor. Ben denemedim ama ruh sağlığına iyi geldiği kesindir sanırım. Ne yapılır? "Türk Gezginleri İçin Avrupa Sanatının İpuçları" kitabını okudum. "Ne alaka?" diyebilirsiniz ama sessizliğin ortasında; yaylalarda, bahçelerde çok iyi geldi. Lale Sürmen Aran ve Tankut Aran birlikte hazırlamışlar. Kitapta birçok konu, çizimlerle de desteklenmiş. Avrupa tarihi yalın bir dille aktarılmış. Mona Lisa'nın gözlerine bakıp, Rönesans sanatçısının ruhunu görebilmek için... Profesyonel gezginler için ideal. Boyut Yayınevi'nden çıkmış, fiyatı 20 YTL.Bu gezide, yerel radyolardan başka bir şey dinlemedim. YOL kitabı

HTC Vive Cosmos denedik!HTC'nin yeni sanal gerçeklik gözlüğü Vive Cosmos'u denedik. Bir önceki nesle göre çok daha başarılı olan yeni sanal gerçeklik gözlüğü HTC Vive Cosmos, artık daha kompakt ve neredeyse iki kat daha fazla çözünürlük sunuyor. Bu sayede oyunların içindeyken dış dünyadan kendinizi tamamen soyutlayabiliyorsunuz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber