Zihninin "Locanda"sı

Zihninin kapısından giriniz. Alt katta büyük bir müzik ve gösteri salonu, üst katta, duvarın hemen üzerinde duvar boyu devam eden upuzun bir yaz / kış bahçesi görürsünüz.Bu yaz / kış bahçesi, duvarın üzerinden nefis bir Boğaz görüntüsüne sahiptir. Yol ve yolun öte yanındaki bahçeler görünmez. Boğaz ve Boğazın Anadolu yakası görünür.Sayın okuyucularıma Ortaköy Zihni ile Locandayı anlatmadan Zihniyi tanıtmalıyım.Zihni Şardağ, İstanbulda Güzel Sanatlar Akademisinden 1970 yılında mezun olan yakışıklı bir genç adam. Dekoratör olarak hayatını kazanma arayışına girmiş. 1970lerin ortasında Bronz Sokakta bir yer bulmuş. Burayı galeri - antika eşya dükkanı olarak işletmeye başlamış. Kendi dekorasyon işleri için sağdan soldan antika parçaları toplayıp, dükkanına getiriyormuş.Derken ünlü Park Otel kapanıp, eşyaları satışa çıkarıldığında birçok eşya arasında Park Otelin ünlü amerikan barını da satın almış. Bu meşe ve gül ağacı karışımı ahşap sanat eserini, getirip dükkanının bir köşesine koymuş. Gelen giden "Zihni, bu barı boş tutmak yazık. Şuraya üç şişe içki koy, bize ikram et" diye takılmaya başlayınca, 1980 yılında dükkanı bara dönüştürmüş.Bir tarafta antika eşyalar, tablolar... Salonun bir yanında eski hasırlı "Tonet" sandalyeler. Karşıda bütün ihtişamı ile Park Otelin sanat eseri niteliğindeki barı...Zihninin Nişantaşında Bronz Sokaktaki bu cafe-bar-lokantası dört yıl önce kapandı. Zihni kiracı olduğu mekanı terk etti. Ortaköy Kuruçeşme yolu üzerinde bir binaya taşındı.Bronz Sokaktaki mekanında Zihni, dekorasyon zevki ve antika sevgisi ile salonun görünümünü sık sık değiştirirdi. Genellikle "eskiye özlem" ağır basardı. Salonun ortasında kuru bir "dilek ağacı", dallarından sarkan dilek bezleri... Köşelerde eski sobalar... Kırlent işle perdeler... Tertemiz masalar... İnsanı farklı bir ortama götürürdü. Gerçek anlamıyla Zihnide bir "farklılık - başkalık" vardı.Zihni, Ortaköyde de Bronz Sokaktaki havayı sürdürme arayışında. Park Otel barını Ortaköydeki mekanının tam ortasına oturtmuş. Uzun yaz / kış bahçesinin iki yanına Anadolu işi sedir yapmış. Sedirlerin, iskemlelerin üzerlerine rengarenk örtüler, minderler dizmiş. Cıvıl cıvıl, neşeli bir mekan ortaya çıkmış.Sıcak yaz günlerinde yaz bahçesi püfür püfür esiyor. Yeşillikler ve renkler içinde oturmak pek zevkli oluyor. Burada alkollü ve alkolsüz içecekler ve hafif yiyecekler servisi var.Zihni, yaz / kış bahçesinin en ucunu Locanda / Lokanta olarak düzenlemiş.Boğaza bakan cepheye, sıra sıra masalar dizilmiş. Bembeyaz örtüler serilmiş. Nişantaşılı Jefry Takırın sorumluluğunda burası "Rotantico - Italyano" bir İtalyan lokantası olmuş. Jefrye Mari Esgisi Hanım yardım ediyor. Murat Vehbi KArahan, Yavuz Coşkun servis sorumluluğunu üstlenmiş.Lokantanın mönüsünün kapağında şunlar yazılı: "Lokanta kelimesi dilimize İtalyanca "locanda" kelimesinden gelmiştir. Locanda küçük aile işletmesidir. Ev yemekleri ve yatacak yer sunan bir handır. Bizim amacımız, İtalyan lezzetlerini hiçbir uyarlamaya tabi tutmadan, olduğu gibi, aynı "Locanda"da olduğu gibi misafirlerimize sunmaktır."Zihnideki Locandada odun ateşinde mayalı hamurdan kıtır pizza yapıyorlar. Pizzanın hamuru da harcı da nefis oluyor.Sıcak ve soğuk İtalyan yemeklerini, sebzeleri, etleri, balıkları lezzetli şekilde sunuyorlar. Hamur işlerinde de becerileri iyi. Zengin şarap çeşitleri var. Yemekten sonra dondurmalı sıcak elmalı tartlarını tatmak gerek...İstanbulda çok az lokantanın müşterilerine sunabildiği limencello ve grappa da Zihnide tadabileceğiniz içkiler.Zihninin Locandasının fiyatları benzerlerine göre makul çizgide. Boğaz manzaralı bir lokantada, güzel bir ortamda lezzetle bir yemek yemek istiyorsanız Zihniye uğrayınız. n(Muallim Naci Caddesi 119, Ortaköy. Tel: 212 - 236 73 57) İstanbulda Ortaköyden Kuruçeşmeye doğru giden yolun deniz tarafında "Chinawhite" ve "Laila" bahçeleri, yolun kara tarafında ise "Art - Deko" bir duvar ve bu duvarın tam ortasında beş basamak merdivenle çıkılan kocaman bir demir kapı vardır. Bu kapı "Zihni"nin kapısıdır.

Çocukken hiç oyuncağı olmadı,dolmuşunu oyuncakla donattıOsmaniye’de çocukken hiç oyuncağı olmayan halk otobüsü şoförü 28 yaşında ki Fatih Çokan, çocuklar için otobüsü oyuncaklarla doldurdu. Çokan, otobüsündeki oyuncaklarla hem oynuyor hem de otobüse binen çocuklara hediye ediyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber