- Bu ne, yeni bir hayal kahramanı mı, "her eve lazım" cinsinden?
- Hayır, eski bir hayat kahramanı olur kendisi ve her evde belli bir dozda da bulunur zaten.

- Sanki Aşk olarak seni değil, temizlik departmanını ilgilendiriyor bu kahramanın varlığı. Onlar da çıkıp 'yeşil gözlü canavarı yok etmek için arap sabunu yeterlidir' mi diyecekler?
- Birincisi; ne yazık ki doğrudan beni ilgilendiriyor yani Aşk ile ilgili ve ikincisi; kendisi sevgi ile beslenen bir tür parazit olur.

- Seven bir bünyede bulunduğunu söylediğine göre, kendisi ile tanışmış olmam gerekiyor. Niye hatırlamıyorum? Kolay unutulur bir tipi olmadığına göre mutlaka hatırlamam gerekir.
- Her seven mutlaka karşılaşır diye bir kural yok. Bu severken ne kadar dengeli olduğunla doğrudan ilgili. Tıpkı hayatta kalmak için gereken dengeyi nasıl sağlıyorsan, bedenin için, içindeki sevgiyi de dengeli beslemelisin ki; Aşk huzuruyla ışıldasın da etrafında bu tür canavarlar dolanamasın.

- Peki, bu kahraman için eskidir dedin. Ne kadar eski? Benden de eskiyse sen nerden biliyosun?
- Aşk olduğumu unuttun galiba, senden önce de ben vardım, hem de oldukça önce. Bunu da 450 yıl önce Shakespeare söylemişti 'Kıskançlık; yediği avıyla eğlenen, yeşil gözlü bir canavardır!' diye. Ordan kalmış aklımda. Aramızda olan bir sır değildi, sonuçta 450 yıldır dilden dile aktarılan bir söz. Okusaydın sen de bilirdin, kitabının adı; Othello. Kıskançlığın; seven bir insanı nasıl kandırıp, hayatını yok ettirdiğini anlatır.

- İyi de bunu bilmek için okumaya gerek yok, kıskanmak yeterli!
- Kıskanmadan önce kıskanmanın nasıl bir canavar olduğunu bilirsen daha kolay baş edebilirsin.

- Baş edilebilir mi?
- Kötülük yapmadan durabiliyor musun?
- Elbette.
- Ama aslında içinde kötülük de var, hani tüm insanlığın doğasında olan. Sadece dengeli olduğunda, onun iyiliği yok etmesini engellemiş oluyorsun. Tıpkı aslında metabolizmanda canlı canlı; 'bağışıklık sisteminde bi arıza olsun da devreye girip hasta edelim şunu' diyen organizmaların da olduğu gibi. Onları yok etmek için çabalamıyorsun sadece sağlığını koruyorsun ve onlar ortaya çıkamıyorlar.

- Kıskanmamak için neyi güçlendirmemi önerirsiniz, sayın çok yaşlı bilmiş.
- Sevgiyi elbette.
- O zaman bu canavar, sevgi ile besleniyorsa onu da güçlendirmiş olmayacak mıyım?
- Bedenin; gücü sağlıklı olduğunda elde ediyorsa, Sevgi de sağlıklı olduğunda güçlü olacaktır.

- Bunu yapmak kolaymış gibi anlatıyorsun.
- İçinde olan bir canavarın sana söylediklerini anlayacak kadar sağlıklı olmaktan bahsediyorum. Nasıl sen, benimle konuşuyorsun. Dinliyor ve tartışıyorsun; ukalalık yaparak da olsa! Ben de sana, o canavar; kıskanman için gerekenleri söylediğinde de anlayacak kadar sağlıklı olmandan bahsediyorum.

- Bunu söylemesi kolay. Senin dediklerini dinler gibi dinlediğimi düşünsene. İnandırıcılığından nasıl etkilenmemeyi başarıcam.
- Hissederek!
- Sağol, çok yardımcı oldun. Şimdi senin dediklerine nasıl inanıyorsam onun dediklerine nasıl inanmamayı başarıcam? Ya, sen de mavi gözlü bir canavarsan, vay halime!
- Bakma öyle göz renklerimiz aynı! Söylemek istediğim; hissetmen gerekenin sadece huzur olduğudur. Eğer sevgiden bahsediyorsak, aynı anda huzur da konumuzun içindedir. Eğer bir huzursuzluk var ise sevgi beslenemiyor ve güçsüzleşiyor demektir. Bu durumda öncelikle içerdeki sevgi kaynağına bakacaksın, dışardaki huzursuzluk sebebine değil. Bu yüzden hassaslık gerektirir Sevgi. Severken; sevgini kamyona yükleyip sevdiğinin üzerine dökmezsin, damperi açıp.

- Dünyalar kadar sevmek sakata geldi şu an!
- Yok o değil, Sevgi güneş olduğunda, dünya yanında pek bir küçük kalıyor; yüz kat daha küçük olarak. Yani "dünyalar kadar seviyorum" dendiğinde; 100 Dünya bir araya gelse anca 1 Güneş ettiğine göre, denilebilir.

- Pes, o kadar mı küçükmüş koca dünya dediğimiz!.. Neyse, dediğin gibi olsun. Sevgimi nasıl kontrol edicem, oldu ya döndüm baktım içeriye!
- Önce hatırla!.. Senin varlığın tarafından üretiliyor bu Sevgi. Doğal olarak bu değerli madeni etkileyen tüm koşulları bir kuyumcu ustalığıyla, yine sen bulabilirsin. Havası mı yetersiz; nefesini açacaksın, ateşi mi azalmış; sevinçle çoşacaksın, fazla mı hareketli; yere basıp ayağını topraklanacaksın, yoksa su mudur ihtiyacı; akıp gideceksin dalga dalga. İçindeki tüm dengeleri sağlamak senin varlığına olan sorumluluğun. İşte o zaman ne yeşil gözlü canavar ne de içindeki diğer hiç bir karanlığın ağırlığı senin dengeni bozamaz.

- Sormaya korkar oldum ama neden bu canavarın gözü yeşil de sen de gittin onu pempe panjurlu bir eve koydun.
- Sevgi ile beslendiği için rengi yeşil; çünkü sevginin rengi yeşil. Yeşil renginin enerjisi de kalp çakrası ile bağlı. Kendini ve başkasını sevmeyi yöneten çakra olur; Kalp çakrası. Sevgiyi koşulsuz almayı ve vermeyi buradaki denge sağlar. Dengeli olduğunda; hem kendini "olduğu gibi" sever hem de bir başkasına sevgiyi "olduğu gibi" vermeyi sağlar insan. Pembe de kalp çakrasının bir diğer rengi olduğundan; iki renk bir arada tam bir huzur sağlayıcı etkiye sahip.

- Bu senenin moda renkleri ne acaba?
- [...]

Birol Boyacıoğlu
brlbo.com