Nezaket Tatilden Dönmeli

Nezaket ile iletişim kişisel markanızın en iyi temsilcisidir. Bazen yeni tanıştığım insanlara şaşırıyorum. Acaba bir tek bana mı oluyor?

Biri ile tanışıyorum. Unvanına, bitirdiği okula baktığınız zaman iyi bir alt yapısı var gibi görünüyor. Sonra birlikte yemek yiyor ya da birer kahve içiyorsunuz ya da toplantı sonunda bir bakıyorsunuz ki meğer hiç öyle biri değilmiş.

Bu duruma iş hayatının yanı sıra sosyal medyada da rastlıyorum, bu kadarı da pes dedirten paylaşımlara.

Kendini övenler, dil bilgisi olmayan, ne yazdığı anlaşılmayanlar… Üst düzey bir yönetici ama tehditkar bir dil kullanıyor. Sayfasından üslupsuzluk akıyor.

Bir diğeri güya girişimci ama paylaşımları, ergenlerin bile yapmayacağı “esprili laf sokma” sözleri.

Günlük yaşamdan birkaç örnek vereyim. Zarif giyimli bir kadının içinden sırf otopark yeri için bir canavar çıkıyor. Bir başkası mağaza görevlisine ürün sorarken bir had bildirme çabası, komşusu ile bir minik kedi meselesi için tartışma, arkadaşlar arasında bile bir üstünlük kaygısı, hep bir gerginlik, hep bir parmak sallama.

Elbette tüm bunların yanında, sayısı az olsa da nezaket ile iletişim kuran, uzlaşmacı insanları görmek umut veriyor.

Ne ara toplumumuzun dili bu kadar nezaketsiz oldu? Acaba bu bir moda mı yoksa başka bir sebebi mi var? Oysaki en kötü sözü nezaketle ifade edebilir, en büyük tartışmayı seviyesizleşmeden yapabiliriz.

Belki önümüzdeki dönem tüm insanlığın görevi nezaketi tekrar kazanmak olacaktır. Kaybettiğimizi söylemek içimden gelmiyor, belki de bir süre tatile gitmiştir?

Eğer öyleyse, toplumumuzun iyiliği için nezaketin gittiği tatilden acilen dönmesini talep ediyorum.