Bir Türlü Doymuyorsanız Bu Ayrıntılara Dikkat!

Sadece kilo vermeye çalışanların değil, kilosunu korumak için çaba harcayanların da en büyük kabuslarından biri hiç dinmeyen açlık hissi. Üstelik bu öyle bir kıskacına alıyor ki insanı, uğraştıkça çözüm bulamıyor, yedikçe yiyorsunuz. Elbette kafanızda hep soru işaretleri beliriyor. Öyle ya! Düzenli ve sağlıklı beslenmeye çalıştığınız halde bir türlü tok hissetmiyorsunuz. Peki neden? Mutlaka bir yerlerde bir yanlışlık yapıyorsunuz demek ki.

Gelin bu sorunun olası cevaplarına biraz yakından bakalım. İnsan neden sürekli aç hisseder ve bunu önlemek için ne yapmak gerekir?

Yemekleri hızlı tüketmek büyük risk

Eğer bir türlü doymuyorsanız yemeklerinizi ne kadar sürede tükettiğinizi bir durup düşünün. Çünkü eğer aceleyle yemek yiyorsanız, yedikleriniz ne kadar sağlıklı olursa olsun çabuk doymazsınız. Bunun nedenine gelince... Beyniniz, doyduğunu algılayıp bunu bedeninize iletmek için 20 dakika süreye ihtiyaç duyar. Eğer siz bir anda tabağınızdakileri silip süpürürseniz yani bu mesaj daha iletilmeden hızlıca yiyecekleri tüketirseniz gereğinden fazla yemek zorunda kalırsınız. O yüzden lokmalarınızı uzun uzun çiğneyin, ara sıra çatalınızı tabağın kenarına bırakıp çevrenizdekilerle sohbet edin. Uzun sözün kısası yemeklerinizi hızlı değil keyfini çıkararak daha yavaş yemeye çalışın.

Yetersiz uyursanız hep aç olursunuz

İlk bakışta birbiriyle ilgisiz gibi görünse de aslında tokluk hissi ile yeterli uyumanın çok büyük ilgisi var. En basiti şu: Gece ne kadar uzun süre uyanık kalırsanız hiç de uygun olmayan saatlerde zararlı atıştırmalıklara uzanma ihtimaliniz o kadar yükselir. Ayrıca yetersiz uyku, leptin hormonunun seviyesini düşürür. Leptin size "tokum" mesajı veren hormondur. Yeteri kadar üretilemezse aç hissedersiniz. Leptin seviyesinin azalmasının en önemli nedenlerinden biri de uykusuzluktur bunu hiç unutmayın.

Stres bazılarını iştahtan keser bazıları da doymak bilmez

Bunu daha önce de anlatmıştım. Stres sadece ruhsal açıdan değil bedensel açıdan da zararlı bir durum. Bazı insanlar, stres altındayken iştahları kesilebilir. Bazıları da bu gerilimi yiyerek unutmaya çalışır. İşte bu tehlikeli bir durum. Stres altında kaldığınızda kortizol hormonu yükselir, bu da sizi gereksiz yiyecek tüketmeye yöneltir. Günümüz dünyasında stressiz yaşamak zor olsa da bunu kontrol edebilmenin yollarını bulmak hem bedensel hem de ruhsal sağlığı korumak açısından çok önemli.

Öğün atlamak sürekli açlığa davetiye çıkarır

Kilo vermek ya da kilo almamak için bazı öğünleri atlıyorsanız hataların en büyüğünü yapıyorsunuz demektir. Böyle davranırsanız eğer uzayan açlık süresi sonunda kan şekeri dengeniz bozulur ve kendinizi açlık krizine girip bunu gidermek için düşüncesizce yemek tüketirken bulabilirsiniz.

Şeker ve karbonhidratın tehlikeli sularında yüzmeyin

Öğün atlamak kadar sık sık şekerli ve karbonhidratlı besinler tüketmek de açlık hissini tetikler. Bu tür yiyecekleri yemek de kan şekeri dengesini bozar. Üstelik sizi bir kısırdöngüye sokar. Özellikle de rafine şeker tükettikçe acıkır, acıktıkça yer ve bu çemberin içinde çaresiz bir şekilde dolanıp durursunuz. Bu yüzden eğer karbonhidrat tüketecekseniz bile yararlı olanları tüketin. Elbette miktarını da sınırlayın.

İyi düşünün: Acıktınız mı yoksa susadınız mı?

Bu olasılığı daha iyi akılda kalması için en sona sakladım. Çünkü hiç bitmeyen açlık duygusunun en önemli nedeni susuz kalmak. Eğer gün içinde yeteri kadar su içmezseniz yani bedeniniz susuz kalırsa bu durum beyninizin faaliyetlerini de olumsuz etkiler. Hipotalamus bölgesi açlık hissi ile susuzluğu karıştırır ve size aç olduğunuz mesajını verir.

Oysa gerçek olan bedeninizin susuz kalmış olmasıdır. Bu yüzden beklenmedik bir anda, temelsiz bir açlık hissederseniz önce bir bardak su için. Eğer açlık hissi azalmış ya da kaybolmuşsa gerçek sorununuzu çözdünüz, yani bedeninizin istediği suyu içtiniz demektir. Böylece gereksiz şekilde fazladan yiyecek tüketmemiş de olursunuz.

BERSU EKİNCİ
Bütünsel Beslenme Danışmanı