İstanbul Kitapları arasına, yakın zamanda çok özel bir kitap daha eklendi. “32 muhteşem Kadın ve İstanbul Kokulu Mutfaklar”. Yazarı Meri Çevik Siminiyodis.

Kendisi sadece yazmıyor, pişiriyor, kendi markası olan Mezadaki lezzet atölyelerinde öğretiyor, üniversitelerde seminerler veriyor. Yurt içi, yurt dışı tam bir kültür elçiliği yapıyor. “İstanbul’um, Tadım, Tuzum , Hayatım” dan sonra bu son kitabı, “ Yine İstanbul’un başarılı ve saygın hanımlarının ağzından ; lezzetleri, kültürel çeşitliliği, farklı mutfaklardan gelen yaşanmışlıklarıyla” hatırası bol nefis bir çalışma olmuş. Mutfağın birleştirici, sınırlar kaldırıcı muhteşem ortamında dinlendiren, eğlendiren, düşündüren ve aynı zamanda kadınların ne kadar çok yönlü olduklarını, başarılarını , kederin, sevincin, bazen kahkaha bazen gözyaşıyla girilen mutfağın hikayelerini, nesillere uzanan serüvenini ve tüm bu kadınların hayata karşı duruşlarını da yansıtan ne kadar güzel sohbetler çıkmış ortaya.

Kimler yok ki kitapta. Ne hayatlar , ne mutfaklar….

Halkla İlişkilerin Ustadı Betül Mardin, İş dünyasının en başarılı kadın isimlerinden Leyla Alaton, Tiyatro Sanatçısı Nilgün Belgün, ülkemizin değerli Avukatlarından Kezban Hatemi, Prof. Dr. Eva Şarlak, Zeynep Kakınç, İrini Dimitriyadu ve daha bir çok isim.

Bende bu harika kitaptaki sohbetler ve hikayelerle ilgili yüreğinize bir tad bırakmak için Sevgili Meri ile bir araya geldim ve işte satırlarıma yansıyanlar.

İstanbul Kokulu Mutfaklar

İstanbul’dan başlasak ne dersiniz?

Eşi benzeri olmayan şehir. Tarih boyunca birçok imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul’un büyüsünü anlatmak gerçekten hiç kolay bir iş değil. Öyle bir coğrafya ki, aurasındaki bileşimini ayrıştırmaya kalksak pek çok farklı dinler, felsefeler, inançlar, etnik topluluklar, savaşlar, barışlar, entrikalar, aşklar, renkli hayatlar, göçler, yangınlar, depremler, müzikler, türküler, ağıtlar, tangolar, halaylar, kutlamalar, bayramlar, diller, lehçeler, birbirinden zengin mutfaklar, sanatlar, mimariler, zanaatlar, çok farklı kökler ve kökenler…İzi kalanları , devam edenleriyle varolduğu sürece hep cazibesini koruyacak muhteşem şehir.

Sizin İstanbul’un kültürünü, lezzetlerini yazmaya ilginiz nasıl başladı?

Çok uzun yıllar Yunan Konsolosluğunda çalıştım ve İstanbul’un muhteşem çeşitliliğini; İstanbul’da yaşayan farklı kültürlerden bir çok insanla konuşma fırsatı yakalım. Onlarla yaptığım sohbetlerde bu çeşitliliğin yaşayanların ağzından dinleyerek yazılması gerektiğini hep düşündüm. Gastronomiye olan yoğun ilgimle sohbetler birleşince önce “Tadım Tuzum İstanbul’um “ kitabı ardından 32 muhteşem kadınla İstanbul Kokulu Mutfaklar” otaya çıktı. Bu sefer sadece kadınlarla mutfak sohbetleri şeklinde ve hep beraberce eskilere, çocukluk yıllarımıza, bizzat yaşanmış olan ama şimdi belki de değişime uğramış alışkanlıkları adet ve gelenekleri konuşalım istedim..

İstanbul Kokulu Mutfaklar

Kitabınızın konuklarını seçmek eminim zorlamıştır sizi.

Elbette çok daha fazla becerikli kadını bu kitapta konuk etmek isterdim. Umuyorum farklı konular ve konuklarla okuyucuyla yine buluşabiliriz. Konuklarımın tümü kendi cemaatlerinin tanınmış, sevilen, duruşları ve yaptıkları ile taktir görmüş özel kadınları. Seçim yaparken konuklarımın çeşitliliği kadar gastronomiye olan ilgilerine de odaklandım. Tiyatrocu, ressam, halka ilişkiler, edebiyatçı, yönetici, gazeteci, azarı, akademisyen, avukat, eş, anne hatta anneanne gibi çok farklı özellikler taşıyan çok özel kadınlar sayesinde bu kitap ortaya çıktı. Bir de İstanbul’un dokusu, kültürel çeşitliliği o kadar zengin ki ; “Türkü, Azerisi, Ermenisi, Levanteni, Yahudisi, Çerkezi, Süryanisi, Bulgarı, Karadenizlisi, Hataylısı, Gökçeadalısı vb. daha bir çok farklılıklara sahip kadınlardan dinleyecek kimbilir ne güzel hatıralar vardır,” diye düşündüm. Zira hepsinin adeti, geleneği , yaşadığı semtler, komşuları, yaşam koşulları çok farklı. Çocukluk dönemlerindeki mutfak kültürlerini ve sonra çalışan kadınlar olarak mutfakla olan bağlarını anlatmalarını istedim. Neler değişti? O çocukluğumuzun mis gibi İstanbul kokan, eğlenceli hayat dolu, keyifli mutfaklarından günümüzde geriye neler kaldı? Yaşatabildik mi o güzellikleri meraklısıyla paylaşmak istedim.

Neler Yakaladınız? Neler Değişmiş? Neler Kalmış geçmişten günümüze?

Bu 32 muhteşem kadınla İstanbul’u hep beraberce gezdik dolaştık. Kah Beyoğlu İnci’ de profiterol yedik, kah Yeniköy’deki Aleko da balık yedik. Eskileri andı.. Yeşilköy’de Bulgarın Lokantası’na uzandık, oradan Moda’da Koçu ‘ya gittik hep beraber.. Yani birbirimizi İstanbul’ da kaybettik, ama yine İstanbul’da bulduk… Anıların içinde bir Adalara uzandık yaz sayfiyelerini hatırladık, bir Pandeli’ ye, oradan Mısır Çarşısı’na gittik, baharat kokularına daldık, sonra çıktık Bahar Pastanesine uğradık ve palmiyeler aldık. Bir çok anıyı da beraberinde sayfalara taşıdık.

İstanbul Kokulu Mutfaklar

Mutfak ve kültürel değişim üzerinde bu özel kadınların etkisi nedir?

Mutfak her kültürde insanları buluşturan, kaynaştıran çok özel bir yer. Kitap konuklarımdan Sayın Kezban Hatemi’nin dediği gibi “mutfağın sohbeti bile insanı günlük rutunundan çıkartıp kendisiyle buluşturuyor”. Halkla İlişkilerin Duayeni Betül Mardin’in ilerleyen yaşına rağmen sağlıklı, başarılı ve de çok mutlu bir yaşamın sırrında “gözyaşlarımı başarıya dönüştürmeyi her zaman bildim, cesaretimi hiç kaybetmedim ve herkesi affederek yaşadım” felsefesini sanırım hepimiz biliriz. İşte bu kitabıb satırlarını okurken , bu çok özel hanımın İstanbul, aile mutfak hatıralarının da, okuyan herkese çok iyi geleceğinden eminim. Neşeli, heyecanlı her zaman çok hoş olmayı başaran usta Tiyatrocu Nilgün Belgün’ün tatlı hatırlarının içerisinde, “tüm eşlerinin çok güzel yemek yapıyor olması” gıpta ederek öğrendiğimiz hoş bir detay. Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fak.Dekanı Eva Şarlak’ın ailedeki reisin, evdeki en yaşlı kişinin, yani yayasının olduğunu vurgulaması ve anıları da eminim içinizi ısıtacak. Sevgili Shiraz’ın, Avusturya’da büyüyüp okumasına rağmen, Hatay’da kurduğu hayat da okunmaya değer bana göre. Tijen Hanım’a göre, “İstanbul zor yaşanan güzel bir aşk. Her cuma camilerde, cumartesileri havralarda, pazar günleri kliselerde dualar okunan müthiş şehir”. Madam Vaso ise, Büyükada’daki öğrencilik yıllarını unutamıyor. “Türk Okulundan her öğlen bizim okula parasız yemek gelirdi ve yemekler çok lezzetli olduğu için de yanın da sefertası olanların bile o yemeği tercih ederdi” derken adeta içimizi ısıttı. Madam Takuhi’nin, “ evindeki aile sofrasını, canlı sosyal tarih çalışmasına benzetmesi” aklımdan hiç çıkmayacak. İrini Dimitriyadu’nun Rum usulü zeytinyağlı yaprak sarma tutkusunu eğlenerek okumanızı, Mutfak Dostları Derneği Başkanı Zeynep Kakınç Hanım’ın“Çerkez yemek tariflerini ilk fırsatta denemenizi ve beraberinde tatlı hatıralarını” okumanızı da tavsiye ederim.

Ve daha neler neler!... Sizde hüznü, neşesi, başarısı, bazen başarısızlığıyla yaşanmışlıkları dinlemekten, kendi payına ders çıkartmaktan ve eskinin anılarından keyif alanlardansanız ben sizi artık “ İstanbul Kokulu Mutfalar” adlı kitap ile başbaşa bırakıyorum.