İnkar ve Kurban Psikolojisi

Geçen hafta mutlu olmaya dair yazdığım yazıda suçlu aramaktan bahsetmişken, inkar ve kurban psikolojisini yazmadan geçemezdim. Yaşamın temel şekli olarak, insan hep sorunlarla karşılaşır ve bu sorunları çözmek ister. Her bir insan sorunlar karşısında farklılık gösterir aslında. Kimi sorun çözmekten haz alır, kimi sorun yaşayınca aşırı derecede mutsuzluk yaşar. Kimi sorunların çözümünü arar, kimi ise sorunları çözmek yerine kaçmayı seçer. İşte burada, kaçan kişilerde “inkar” dürtüsü devreye girer. Sorunu önemsizleştirir dilinde ya da eylemlerinde ama içeride sorunu körüklüyordur ve gizliyordur.

Sorunlardan kaçıyorsa insan, kendine mutlaka gerçek dışı durumlar yaratır. Çünkü inkar için inanacak bir şeyler gerekir. Kendini iyi hissetmek için sorunu kendi açısından reddeder ve sebebi değiştirir. Örneğin, ilişkilerde ayrılığın başkaca bir sebebi vardır mutlaka. Ve bir de sorun her ne ise, zaten onun için sorun değildir. Bu “sorunlar” konusunda egonun devreye girdiği durumlardır. Kişiye sorun ağır gelmişse, zaten sırf bu yüzden egosu zedelenir ve bu ego zedelenmesiyle sorunu önemsizleştirir, inkar eder ve başkalaştırır. Geçici rahatlama olur ama gerçek değişmez.

Bir de başkalarını suçlama hali vardır. Önünde duran sorun için kendinden başka bir suçlu bulur mutlaka, sorun çözmek yerine kaçmaya meyilli insan. Ayrılığın suçlusu partnerdir, işteki sorunda çalışma arkadaşı ya da patrondur. Elbetteki ortaya çıkan sorunlarda birden fazla kişinin payı vardır ve başkası da suçlu olabilir. Ancak buradaki mesele, insanların hiç kendine ayna tutmaksızın başkalarını suçlamasıdır. Suçlu olmak zaten tüm sorumluluğu almak demektir. Haliyle başkası suçluysa olan bitenin tüm yükü ve sorumluluğu suçlanan insanda olacaktır. Tabi bunun sonucunda da çoğunlukla “kurban psikolojisi” devreye girmektedir. Kişi başkasını suçladığında, yaşanan sorunda kurban edildiğini düşünecektir. Üstelik kötü olan, bunun birden fazla olması sonucunda, kişide sürekli bir kurban edilme korkusu ve kodu oluşacak olmasıdır.

Bunun ilerlediği melankolik durumlarda, kişi kendinden dışardaki tüm kişi ve durumların kendisini hedef aldığına inanır. Kendini fazla korumaya çalışır, çalıştıkça başaramaz, her yaşadığında kurban edildiğini düşünür. İnsanları hep suçlar, sevilmediğini ya da zarar gördüğüne inanır artık. Bu durum ise çözülmesi zor ve süreç isteyen bir psikolojik sorun oluşturur.

Bütün bunların nedeni ise sorun çözmenin zorluğudur. Çünkü bir ihtimal kişinin kendinde de bir pay vardır ve bunu görmek rahatsızlık verir. İnsanlar sorun çözmekten hoşlanmaz. Uğraşmak gerekecek ve belki pastadaki pay gözünün önüne gelecek, pişmanlık ve “keşke”ler devreye girecektir. Bütün mesele “sorun çözme” ve bunu yaparken “kendi payını görme” kısmından kaçmaktır.

Oysaki sorun çözmeyi sevenler, birkaç kez sorun çözmenin ve kendi payına da bakabilmenin hazzına eriştiği için en önce kendi payına bakmakla ve sorunu çözme zevkiyle başlar işe.

İnkar ve kurban psikolojisi hızla büyüyen bir zihin kodudur. Üstelik, sadece bununla kalmayıp hayattaki çoğu yere ve hikayeye sıçrayacaktır. Bu yüzden yolun başındaysanız, sorun çözmeyi sevmeye başlamalısınız.

Sorunları çözmenin hazzını tatmalı ama bunun içinse önce meseleye tüm objektifliğiyle bakıp, kendi payınızı da görebilmelisiniz. Elinizdeki sorunu mutlu sona vardıramazsanız bile hatalarınızı görür, kendinizi keşfeder, yarınlara sağlam adımlarla ilerlersiniz.

Aksi halde inkar ve kurban psikolojisi, size geçici rahatlamalar yaratacak, kendinizi bir süre iyi hissedecek ve kulaklarınızı kapattığınızda sorunlar geçtikten sonra hayatınıza devam edeceksiniz ama eksik olarak. Hatta yanlış ve tekrarlanan biçimde… Buradan sonra hep inkar etmeye, hep kurban hissetmeye başlayacaksınız. Hep başkalarını suçlayacak, hep görmekten kaçacaksınız. İlişkileriniz bitecek, kurtarmayı bilemeyeceksiniz; işlerinizde zor durumlara girecek ama hep başkasını suçlayacaksınız.

Kolay olan inkar etmek ve kurban hissetmektir. Kolaydır ama büyük kayıplara gebedir. Zor ve şahane olan sorunu her yönüyle ele alıp çözmektir.

Kimse kimsenin suçuna kurban değildir. Kurban hissetmeyin boşa. Yolda yürürken araba çarpar, taş düşer, afet olur, kurban olursunuz. Kişisel ilişkiler, iş, aşk, para gibi yaşamsal döngülerin hepsinde karşılıklılık ve neden-sonuç esastır. Görmeyi bilene…

İnsan sadece kendi gerçeğini “inkar eder”, insan sadece kendini kötü durumlara “kurban eder”. Başkalarının payı bunda inanın çok küçüktür, ne oluyorsa insan kendine ediyordur onu yani.

Betül Yergök /Mentalizasyon

İnstagram/Youtube: @mentalizasyon