Erkeklerin Gardıropları Yok mu?

Gezmeyi, eğlenmeyi, dışarıda zaman geçirmeyi ve sosyal ilişkileri seven bir toplum olarak pek evde oturduğumuz söylenemez. Bunun gelir seviyesi ya da yaşadığımız şehirle bir alakası olmaksızın, herkes kendi imkanları dahilinde mutlaka sosyalleşiyor ve bence bu harika bir şey. En sosyalleşemediğimiz anda bile komşuya kahveye giden ve bundan fazlası ile keyif alan bir toplumuz. İnsan ilişkilerinden, bir gülücükle merhabalaşmaktan, yardıma ihtiyacı olan birine destek olmak için çırpınmaktan mutlu oluyoruz. Bizi biz yapan en güzel şeylerden bir kaçı bunlar.

Sosyalleşme herkese göre farklı tanımlanabilir bir kavram gibi düşünülebilir. Ancak aslında tek eylem ve tek niyet. Birçok sosyal aktiviteyi yeme içme ile birleştiren bir toplum olmakla da ünlü olduğumuzu da artık bilmeyen kalmadı sanırım? Böyle olmasını ben de kendi adıma çok seviyorum. Sevdiklerimle kaliteli zaman geçirmeyi, yemeğe arkadaşlarımı davet etmeyi, bir kahve molası vermeyi, pikniğe gitmeyi, hafta sonu için değişik aktiviteler planlamayı ve bunların beraberinde ev ortamları veya sosyal ortamlarda bulunarak yeme içme sektörüne ve kültürüne destek vermeyi çok seviyorum. Akşam iş çıkışı programları, iş toplantıları, öğlen arası molaları, hafta sonu planları, tatil aktiviteleri ve diğer birçok sebeple bir araya geliyoruz. Hatta çoğu zaman bir araya gelmek için sebep üretiyoruz.

Son yıllarda küresel ısınma ile biraz rutini değişmiş olsa da, Türkiye dört mevsimin tam olarak yaşandığı özel ülkelerden biri. Dolayısı ile bizler değişik coğrafyalarda yaşayan insanlara oranla daha geniş bir yelpazeye sahibiz. Kışı kış, yazı yaz, baharı bahar gibi yaşadığımız için, bu mevsimlere uyan kıyafetlerle büyüdük. Yani bizim için ‘giyinmek’, ülkemizin coğrafi yapısının yarattığı alt yapı itibari ile bizler için çok keyifli, eğlenceli, bol seçenekli ve renkli bir mevzu.

Her ne kadar erkekler bu konuyu hanımlara oranla daha az önemsiyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da, gerçekler hiç öyle değil. İlgi görmek, beğenilmek, sağlıklı ve fit olmak, mutlu ve güvenli hissetmek herkesi mutlu eder. Kadınların güzellik, zayıflık, ilgi odağı olma, çanta, takı, kuaför gibi konulara olan bitmek tükenmek bilmeyen gündemleri, harcamaları ve dolayısı ile m2 açısından ev sınırlarında kapladıkları alanın kocamanlığından sıra bir türlü erkeklere gelemiyor.

Ama bu onların da gardıropları olmadığı anlamına gelmiyor!

Şimdi madem mevsim çok, kıyafet alternatifi çok, hepimizin bütçesine hitap edecek marka çok, o zaman herkes kendi gardırobuyla ilgilenmeye başlasın bakalım. ‘Hadi alışverişe gidiyoruz’ izlenimi olsa da, önceliğimiz alışveriş değil. Her ne iş yapıyorsanız yapın, kazandığınız para ne kadar az veya çok olursa olsun, biliyorsunuz ki para kolay kazanılmıyor. Demek ki önce gardıroplarımızda var olan kıyafetlerimizden başlıyoruz. Kendimize dürüst oluyor ve gerekli ihtiyaçlarımızı listeliyoruz. Alışveriş daha sonraki iş.

Bu noktaya kadar gelip, bir de dışarıdan nasıl göründüğünüzü ve bu görüntü içinde nelerin sizi rahatsız ettiğini biliyorsanız bu iş tamam demektir.

O zaman can alıcı soru gelsin :)

Gittiğimiz yere, yaşımıza, tarzımıza, hayat görüşümüze ve mevsime göre neler giymeliyiz?

Yukarıda saydığım parametreleri toparlayıp, gidilecek yere göre sınıflara ayırarak, farklı başlıklarda biraz daha detaylı ve kullanışlı bilgiler paylaşmaya başlıyorum.

Evet beyler başlıyoruz.

Biraz da sizin gardıropları ele alalım..

Arkası yarından da yakın…

www.bukre.co.uk