Evet Canım Bu Dünyadaki İlk Doğuran Kadın Sensin

Hayatımız boyunca yaşadığımız ilkler her zaman heyecan verici olmadı mı? İlk okul deneyimi, ilk iş görüşmesi, ilk iş günü, ilk buluşma, bla bla bla... Bizim için ilk olan fakat karşımızdaki için ilk oluşunu yitirmiş tüm duygular malesef sıradanlaşıyor. Bu yüzden heyecanımızı paylaştığımız insanlardan şu cümleleri sıkça duymuyor muyuz?: "Bu dünyada okula başlayan ilk çocuk sen değilsin, ilk işe giden sen değilsin, ilk evlenen sen değilsin, ilk boşanan sen değilsin, ilk doğuran sen değilsin!".

Hamile biriyle edilen sohbetlerde de "normal mi düşünüyorsun, sezeryan mı?" diye soruluyor ve akabinde normal doğum(sezeryan anormal bir doğum şekli çünkü! vajinal doğum demeyi ne zaman öğreneceğiz kim bilir) yapan annelerden biri "mutlaka normal doğur, sezeryanda ameliyatlı oluyorsun, toparlanması zor olur, normal gibisi var mı bak bana bir saat sürmedi doğurmam" diyor. Sezeryan doğum yapan annelerden biriyle sohbet ediyorsan "normal doğum mu o sancılar çekilir mi, ben de saatlerce sancı çektim sonunda yine sezeryan oldu, o kadar acı çekmeye değmez sen baştan doktorunla anlaş direk gününü al sezeryan ol gitsin" diyor çünkü bu dünyada ilk kez doğuran kadın sen değilsin herkes doğuruyor. Eskiden millet evlerde doğum yapıyordu. Yeni nesil de çok nazlı canım, canları da bir o kadar tatlı.

İkincisini henüz bilmiyorum ama ilk hamilelikte insan inanılmaz acemi oluyor. Doğum yaklaştıkça her sancı da "doğuruyor muyum acaba, doğum başlamış olurda ya ben anlamazsam" diye tedirgin olup duruyorsun. Benim doğum hikayem çok olumlu bir doğum hikayesi değil. Tüm ayrıntılarını anlatıp boşu boşuna kimseyi korkutmak istemem lakin benim yaptığım hataların ve eksiklerin altını çizmek isterim ki sizler de aynı hatalara düşmeyin.

38+3 de sabah saatlerinde belimde sancıyla uyandım. 2 gün önce zaten nişanım gelmişti. Biricik eşimi sancım var diye uyandırmak istedim. Kendisi tam bir Romeo'dur "benimde sırtım ağrıyor" deyip arkasını dönüp yattı. Birkaç saat sonra bebeğin suyuyla da ilgili endişelerim olduğu için doktoruma kontrole gittim. O kadar şanslıyımdır ki doktora giderken sitenin muhteşem asansöründe 15-20 dakika kadar kaldık. Doğum sancısı çeken bendim ama kapalı alanda kalmaya dayanamayan eşimi sakinleştirmek gene bana düştü. Kontrolümde herhangi bir sorun ve doğum belirtisi görmeyen doktorum "senin daha vaktin var" deyip beni eve yolladı. Sancılarım saatler geçtikçe sıklaşmaya başlıyordu fakat evde olduğum için sakince karşılayabiliyordum. Sancılardan uyuyamayacağımı anlayınca daha fazla evde çekmemem gerektiğini düşünüp hastaneye gittim.(Hata 1:Aceleci davranmayın, su ya da kan gelmediği sürece hastaneye gitmek için acele etmeyin ılık duş alıp sakince sancılarınızı evde karşılayın). Nöbetçi doktor doğumun başladığını söyleyip yatışımı yaptı ve hemen suni sancı takviyesine başladı.(Hata 2: Sancılarınız zaten düzenliyse ve ekstra bir durum yoksa erkenden suni sancı verilmesini kabul etmeyin). Suni sancıyı nefeslerimi de doğru teknikle alamadığım için güzel karşılayamadım ve açılma gecikmeye başladı. (Hata 3: Mutlaka nefes eğitimi alın ben bulantılarımdan fırsat bulup alamadım, doğumun belki de en önemli konusu doğru nefes alma tekniğidir.) Sabah doktorum geldiğinde sancılarımın düzenli olduğunu boşu boşuna erkenden suni sancı verildiğini ve doğumun yavaşladığını söyledi. Şartlar elverişli olduğu için prenses doğum dedikleri epidural iğnesinin vurulmasını istedim. Epidural yapıldıktan sonra doğum hızlandı fakat çatı darlığı olduğundan Beyza çok zor doğdu ve doğduğunda da kafası resmen huni gibiydi. Doktora ilk sorum "kafası böyle kalmayacak değil mi?" oldu.(Hata 4: Olmuyorsa olmuyordur ille de vajinal doğum olması için zorlamayın. Bunu ben istemedim fakat doktorum vajinal doğum olması için resmen zorladı. Üstelik epizyotomi yapmadığı için pişman olduğunu ve bu yüzden sayısız dikiş atması gerektiğini bana doğum anında söyleyebilecek kadar bilinçsizdi.)

Hamileliğimin en başından beri "ya doktorum iyi bir doktor olmazsa" diyerek olumsuzluğu o kadar çok çağırmışım ki lohusa depresyonuna girme sebebimin büyük kısmı doktorum oldu.

Hastanenin politikası gereği dışarıdan doğum fotoğrafçısı ile anlaşamıyorduk. Ben de hastane fotoğrafçısıyla anlaştım. Hata 5: Asla ama asla bilmediğiniz bir fotoğrafçıyla anlaşmayın. Sözleşme yaparken bana doğumun ertesi günü çekim yapıldığını söyledikleri halde (ertesi gün pazar olduğundan!) doğum yaptığım gibi çekimi yapmak istediler.Üstelik alelacele baştan savma bir şekilde. Daha sonradan bunu kendilerine söylediğimde neredeyse beni yalancı çıkardılar. Sözleşmede fotoğraflarımın gizli kalmasını istediğimi söylediğim halde hastane albümünde boy boy yayınladılar. Uyarınca benim bulunduğum şubeden albümleri çekip diğer şubeye göndermişler.(Nasılsa ben görmem diye arkadaşım diğer şubede denk gelince haberim oldu) Tekrar tekrar söylememden sonra fotoğraflarım kaldırıldı. Umarım hala bir yerlerde benden izinsiz yayınlamıyorlardır.

Öncelikle şunu kafamıza net bir şekilde yerleştirelim. Tamam bu dünyada ilk doğuran sen değilsin, ama O'nun doğum hikayesiyle,senin doğum hikayen, acı eşiğin bir değil. Bu yüzden senin yaşadıklarını sadece sen bilebilirsin. Senin yaşadıkların sadece sana özel. O yaşamadı diye sende yaşamayacak değilsin, ya da O yaşadı diye sende aynılarını yaşayacak değilsin. İkinci ya da üçüncü çocuğunu doğuruyor olsan bile yaşadıkların aynı olmayabilir. Hepsinin kendine özel, kendine güzel ve kendine zor izleri kalabilir. Özellikle de ilk kez doğum yapacak anne adayları zaten neler yaşayacaklarını kestiremiyorlar. Ne kadar sınanacaklardan bihaberler. Lütfen sizlerde daha fazla bu durumu zorlaştırmayın,onları korkutmayın. Yani tam olarak demek istediğim evet canım bu dünyadaki ilk doğuran kadın sensin. Kendin için sen ve bebeğin herkesten daha özelsiniz!

Sevgiyle kalın

İnstagram:@beyzosunannesi