Şehir hayatı, geçim sıkıntısı, gürültü, iş yerindeki problemler, aile içi sıkıntılar, çocuklar, ev işleri derken bu hayat kargaşasında içimizde büyük stresler biriktiriyoruz. Bu stresler vücudumuzda birçok yerde hasar oluşturmaktadır. Kimi hasarlar hemen kendisini belli ederken kimileri de sinsice organlarımıza yük olup hasta etmektedir. Stres anında beynimiz binlerce kimyasal salgılamakta; bu kimyasalların nerelere gidip neler yaptığı tam olarak tespit edilememektedir. Bu sebeple doktorlar her hastalığınızın sebepleri arasında stres faktörünün de olduğunu söylemektedir. Stresin dişlere verdiği en belirgin hasar ise diş sıkma ve gıcırdatma ile birlikte gelen hasarlardır. Biz bu hastalığa ‘’buruksizim’’ deriz.

Herkes hayatının bazı dönemlerinde dişlerini sıkmış olabilir. Diş sıkmanın birkaç gün ile sınırlı olduğu durumların dikkate alınması gereksizdir. Eğer diş gıcırdatma ve sıkma uzun dönem ve süreklilik arz ederek devam ediyorsa, bu size dişlerinizde ve çene eklemlerinizde büyük ve geri dönüşü olmayan problemlerin başlayacağının kaçınılmaz olduğunun göstergesidir. Diş sıkma dişlerinizin kırılması varsa dolgu ve protezlerinizin kırılması, varsa implantlarınıza aşırı yük binmesi sonucu implant çevresi kemiklerin erimesi, dişlerinizin çiğneyici yüzeylerinde ve bel bölgelerinde aşırı derecede aşınmalar ve buna bağlı soğuk sıcak hassasiyetlerinin oluşması, diş çevresi kemiklerde erimeler ve buna bağlı dişlerde sallanmalar ile çene ekleminizde geri dönüşü olmayan problemlere sebep olabilir.

Sonu diş kaybına kadar gidebilen bu hastalığın tek sebebi elbette stres değildir. Anksiyete yani yoğun endişe, kaygı, korku, sıkıntı ve gerginlik hali, bastırılmış öfke ve asabiyet hali, agresif veya hiperaktif bir kişiliğe sahip olmak gibi başka psikolojik nedenlerle gelişebildiği gibi aynı zamanda ağızdaki kötü kapanışlar, ağıza giren yabancı maddelere tepki olarak da gelişebilir. Bazı nörolojik hastalıklar, beyin travmaları, hanington veya parkinson gibi santral sinir sistemi hastalıklarının komplikasyonları olarak gelişebildiği de belgelenmiştir. Bazı antidepresanların yan etkisi olarak buruksizm oluşabildiği gibi beslenme yetersizliği, alerji, endokrin sistem hastalıkları, sigara ve alkol bağımlılığı da diş gıcırdatma sorunun oluşmasına neden olabilmektedir.

Çocuklarda görülen diş sıkmaları ise yeni bir kardeş gelmesi, evde veya okulda gelişen değişiklikler gibi psikolojik nedenlerle olabildiği gibi dikkat edilmesi gereken diğer önemli husus bağırsak parazitleridir. Bağırsak parazitlerinin özellikle yumurtlama evrelerinde diş gıcırdatma gözlenmektedir. Eğer çocuğunuzda aniden gelişen bir diş sıkma ve gıcırdatma durumu olursa hemen doktorunuzdan çocuğunuzu kıl kurdu gibi bir hastalığının olup olmadığının değerlendirilmesini istemenizde fayda vardır. Çünkü kıl kurdu gibi bağırsak parazitleri yıllarca başka hiç belirti vermeden çocuğunuzla beraber yaşayabilir ve gelişiminin yavaşlamasına sebep olabilir.

Peki, çaresi nedir derseniz? Stres faktörlerini hayatımızdan çıkarmamız varsa kapanış bozukluklarını gidermemiz gerekir. Eğer bütün medikal ve psikolojik önlemlere rağmen devam eden bir buruksizm durumu varsa gece plakları ile diş ve eklemlere verilen hasarlar önlenebilir. Gece plağı diş hekiminizin sizden alacağı bir ölçü ile laboratuvar ortamında yapılan dişlerinize uygun, kullanımı kolay ve şeffaf plaklardır. Diş sıkma probleminin devam ettiği her zaman kullanılması gerekmektedir. Bir diğer tedavi yaklaşımımız ise botoks uygulamalarıdır. Dişlerimizi sıkmamızı sağlayan kaslar botoks ile bir süre dinlenmeye alınır. Böylece hasta istese bile diş gıcırdatma hareketini yapamaz. Botoks uygulanan hastalar hem yüz kaslarının daha yumuşak geçişlere sahip olmasını sağlarken hem de zamanla diş sıkma alışkanlıklarını unuturlar. Genellikle üç seans masseter botoks uygulaması sonucu hastalar bu alışkanlıklarından kurtulmaktadır.

Sabahları oluşan yüz ağrılarınız, anlamsız baş ağrılarınız, kulaklarınıza kadar yayılan ağrılarınız varsa buruksizim hastası olabilirsiniz en yakın zamanda diş hekiminize başvurmanızda büyük yarar vardır.

İyi haftalar diliyorum.

Diş hekimi Neriman Karakaş