“Bazen, bunalıp gidesim gelir kadınım
Aklıma sen gelirsin,
Aklıma sevmelerin gelir.
Gülüşün takılır gözlerime,
Gidemem o zaman...”
demiş bir şair.

“Bana ömrünce sürecek bir sevdayı
Mahur bir gülüşünle vermişin...”
demiş bir başkası...

Buna benzer yüzlerce şiir yazılmış gülüşe dair. Dikkat ettiniz mi bilmem; aşkın, sevdanın geçtiği her şiir mutlaka iki kelimeden bahseder. Birincisi bakış ikincisi gülüş. Gülüş insan iletişiminde oldukça önemli yer tutan bir davranıştır. Güzel gülen insanlar, yüzü asık insanlara göre daha güzel görünürler. İnanmazsanız etrafınıza bir de bu açıdan bakın.

Güzel bir gülüş için biz diş hekimlerinin elinden çok şey geliyor artık. Gelişen teknoloji, malzeme çeşitliliği ve hasta beklentileri; işimizi sağlık öncelikli olmak kaydı ile estetik bir boyuta taşıdı. Artık gülüşlerinizi tasarlayabiliyoruz. Gülüş tasarımı, ilk duyduğunuzda basit bir fotoshop programı gibi bir fikir oluşturuyor olabilir, ama gerçek öyle değil. Hastalarımıza güzel bir gülüş tasarlama işi, kişiye özel oluşturulan karmaşık tedavi protokollerinin bütününü kapsar. Hastalar sistemik ve dişsel olarak dikkatlice değerlendirilir, istek ve beklentileri dinlenir ve bütün veriler toplandıktan sonra bir yol haritası çizilir.

Bu yol haritasını çizmeden önce hastada şunlara bakıyoruz;
Yaş ve cinsiyet,
Saç ve ten rengi,
Mevcut dişlerin renk ve şekilleri,
Dişlerin pozisyonları ve açıları,
Diş etlerinin görünüşü, gülüş ve konuşma sırasında görünürlük durumu,
Diş eti sağlığı,
Varsa eksik dişlerden kaynaklanan boşluklar,
Dudakların tonusu, kalınlığı, inceliği,
Dudak hareketlerindeki asimetriler.

Gülüş tasarımı yapılması planlanan hastayı, ilk muayenede yukarıda belirttiğim kriterler göz önünde bulundurularak dikkatlice değerlendirdikten ve hasta beklentileri dinlendikten sonra, sıra tedavi planı oluşturmaya gelir. Bu tedavi planı kişiye özeldir. Bazı hastaların sadece ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğunu düşünülebilir. Bazı hastaların sadece beyazlatmaya, kimisinin diş eti boylarının düzenlenmesine, kimisinin de görünen dişlerine müdahale edilmesi gerekebilir. Bazen de bu tedavilerden birkaçı birden yapılması gerekebilir.

Kanımca doğru sıra şu olmalıdır; ortodontik tedavi gereksinimi varsa ilk adım bu olmalıdır. Eğer ihtiyaç varsa cerrahi müdahaleler ikinci basamağı oluşturur. Üçüncü basamak ise pembe estetik dediğimiz, diş eti estetiğinin yerine getirilmesidir. Bu üç aşama tamamlandıktan sonra dişlerde sadece renk ile ilgili estetik bir kaygı varsa, diş rengi beyazlatma yöntemleri ile istediğimiz hale getirilir ve tedavi sonlandırılır. Eğer dişlerin şekilleriyle ilgili estetik kaygılarımız varsa o zaman wax up ve mock up tekniklerini kullanarak hastaya neler yapabileceğimizi gösterebilir ve sonuç hakkında önceden fikir birliğine varıldıktan sonra materyal ve metotlar üzerine konuşulup planlama yapılır. Bazen estetik kompozit dolgular, bazen laminate veneerler, bazen de zirkonyum kronlar kullanılarak gülüşümüz daha aydınlık hale getirilebilir. Fakat güzel bir gülüşün en kilit noktası ne zirkonyumlar ne de laminalardır.

Bence en güzel gülüş, en içten gülüştür ve gülmek herkese çok yakışır. Bolca gülümseyin, neye güleyim demeyin. Mesela güneşin doğuşuna, bir yavru kedinin süt içine, bir bebeğin şen çığlıklarına, rüzgarın ılık esintisine, yağmurun teninize değişine, ne bileyim işte bulun bir bahane! Yüreğinizden kopup, dudaklarınıza yerleşecek gülüşlerinizin olacağı bir hafta diliyorum.

Diş Hekimi
Neriman Karakaş