Özellikle son on yıldır diş problemleri yaşayan herkesin dilinde bir kelime var “implant” hatta bazılarımız o kadar çılgın düşüncelere kapılıyoruz ki! Bütün dişlerini çektirip implant yaptırmak isteyen sayısı hiç de azımsanmayacak kadar çok. Elbette ki doğrusu bu değil. Peki, nedir bu implant? Ne zaman uygulanması doğrudur? Bahsedildiği kadar mucizevi bir çözüm müdür? Bu haftaki yazımda sizlere genel olarak diş implantlarından bahsetmek istiyorum.

Dişsiz kalan çene kemiği içerisine yerleştirilen ve kaybedilen dişlerin köklerini taklit eden titanyum esaslı vida şeklindeki maddelere implant denir. İmplantlar hastanın dişlerini kaybetmesine bağlı olarak ortaya çıkan; estetik, çiğneme ve konuşma problemlerini çözmemizde kullandığımız yöntemler içerisinde gerçekten en iyisidir. Cerrahi prosedürler içermesi, hastanın dişlerine kavuşma süresinin uzun olması ve maliyetinin yüksek olması implantların dezavantajlarıdır. Fakat kullanım kolaylığı, hastanın diğer dişlerinde bir şekillendirme gerektirmemesi, kaybedilen dişten geriye kalan kemiğin korunması gibi o kadar büyük avantajları var ki diş hekimlerinin de genel tercihlerini implanttan yana kullanmasını sağlamaktadır.

Peki, implantları hangi durumlarda tercih ederiz?

Daha önceden herhangi bir sebeple kaybedilen tek bir dişin eksikliğinde yapılması gereken en doğru tercih implant tedavisidir. Hasta bu durumda tedavinin hiçbir aşamasında sıkıntı yaşamaz ve çok kabul edilebilir bir sonuç ortaya çıkar. Veya kısmi diş eksikliği olduğunda yani, çenenin bir tarafında dişlerin olduğu diğer tarafının dişsiz sonlandığı durumlarda diğer bölgeye eksik diş sayısına bağlı olarak iki veya üç adet implant uygulaması hastayı oldukça rahatlatır çünkü böyle durumlarda eğer implant yapılmazsa tek taraflı diş eksikliği için hastanın kocaman bir hareketli protez kullanması gerekir, bu genelde istenmeyen bir durumdur. Tüm dişsizlik durumlarında da implantlar oldukça yüz güldürücü sonuçlar doğurmaktadır. Ağzında hiç dişi olmayan hastalara kemiği yeterli ise implant destekli sabit protezler veya daha az implant yaparak ya implant destekli takma çıkarma protezler ya da yarı sabit protezler yapılabilir.

İmplant tedavisinin hastaya uygulanmasını engelleyen birkaç durum vardır. Bunlar kontrol altında olmayan diyabetik hastalar, ileri ve aktif onkolojik hastalığı olan hastalar, ciddi kanama problemleri olan hastalar ve vücutta herhangi bir sebeple yüksek enfeksiyon varlığı olan hastalarda implant önerilmez. İmplant yapılmasına engel teşkil eden diğer lokal etkenler içinde en önemlisi hastanın baş boyun bölgesinde radyoterapi görmüş olmasıdır. Yapılan araştırmalara göre radyoterapinin etkisi ömür boyu sürmektedir ve zaman içerisinde azalmaz. Bana hastalardan gelen sorular arasında en sık “Diyabetli hastalara implant yapılmaz diyorlar, doğru mu?” sorusu soruluyor. Böyle bir genelleme hatalı olur. Kontrol altındaki diyabet hastalarında normal hastalara ne yapıyorsak aynısını yapabilmekteyiz. Akıllara takılan diğer bir soru ise hastanın yaşı olabilir. İleri yaş, risk faktörlerinden sayılmasına rağmen yine yapılan araştırmalara göre 60-80 yaş aralığındaki bireylere yapılan uygulamalarda yüksek başarı oranları görülmüştür. Sigara kullanımı implantın başarısını kötü etkileyen faktörlerden biridir. Hastanın aktif olarak kemoterapi alıyor olması da başarı oranını düşüren faktörlerden biridir.

Sözün özü, implant tedavisi; diş hekimliği açısından, gerçekten bahsedildiği kadar mucizevi bir çözümdür ve kesinlikle yan etkisi olmayan, sağlıklı bir tedavidir. Diş hekimliğinde çığır açmış bir devri kapatmış ve yeni bir devri açmıştır diyebiliriz. Eğer diş eksikliğiniz varsa veya dişiniz tedavi edilemeyecek kadar kötü durumdaysa medikal ve ağız içi durumunuz uygunsa, diş hekiminize güvenle yaptırabilirsiniz.

Mutlu haftalar dilerim!

Diş Hekimi

Dt. Neriman Karakaş