Osteoporoz kemik mineral yoğunluğu ile birlikte kemik kütlesinde azalma ile karakterize metabolik bir kemik hastalığıdır. Bu metabolik hastalık sonucu kemiklerde gözenek oluşumu ve kırılganlık artar ve bu durum kemik kırığı oluşum riskini artırır. İnsanlarda yaşla birlikte kemik kütlesi azalması gerçekleşir.

Yapılan çalışmalar kadınlarda erkeklere göre 4 kez daha fazla osteoporoz gelişme riskinin olduğunu göstermektedir. İnsanlar maksimum kemik kitlesine genç erişkin çağda erişirler. 40 yaşından sonra gerek kadın gerekse erkeklerde kemik kitlesinde giderek bir azalma gözlemlenir. Bu şekilde bireyler her yıl kemik kitlelerinin %0.25’ini kaybederler. Bu yavaş kayıp erkeklerde ömür boyu aynı hızla devam ederken; kadınlarda menopozu izleyen dönemde ortalama 8 yıl boyunca süren hızlı kemik kaybı gerçekleşir. Bu durum gözönünde bulundurulduğunda; kadınlar yaşamlarının sonuna kadar ortalama olarak kortikal kemiklerin (başlıca kafatası ve uzun kemiklerin gövdelerinde bulunur) %35’ini, trabeküler kemiklerin (başlıca vertebralarda ve uzun kemiklerin uç kısımlarında bulunur) %50’sini kaybederken; erkekler kortikal kemiklerin %25’ini ve trabeküler kemiklerin %35’ini kaybederler.

Osteoporoz için gösterilen önemli birçok risk faktörü ve neden vardır. Fakat; evrensel olarak kabul edilen en önemli neden yetişkin popülasyondaki yaşa bağlı kemik kaybıdır.

Diğer önemli nokta ise; osteopeni ve osteoporoz tanımlarının birbirleriyle karıştırılmamasıdır. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) standartlarına göre kemik mineral yoğunluğu 1SD olan kişiler osteopenik ve kemik mineral yoğunluğu 2.5 SD kişiler ise osteoporotik olarak tanımlanır. WHO osteoporozu BMC (kemik mineral içeriği) ve BMD (kemik mineral yoğunluğu) olarak iki ayrı kritere göre değerlendirilmesini gerektiğini belirtmektedir. Kısacası osteopeni osteoporoz için bir ön habercidir.

ABD'de 10 milyon kişi Osteoporoz

Osteoporoz en sık görülen metabolik kemik hastalığıdır. Beyaz ve Asyalı postmenapozal kadınların 1/2'sinde, diğer ırklara mensup ileri yaştaki kadın ve erkeklerin 1/8’inde yaşamalarının bir döneminde osteoporotik kırık görüldüğü çeşitli çalışmalarca belirtilmiştir. Uluslararası osteoporoz birliği (NOF- National Osteoporosis Foundation) 44 milyon ABD’linin veya 55 yaş ve üstü insanların %55’inin osteoporoz olduğunun tahmin edildiğini ve bugün ABD’de 10 milyon bireyin bu hastalığa sahip olduğunu neredeyse 34 milyondan fazla bireyin ise düşük kemik kütlesine sahip olduğunu belirtmiştir.

Beslenme kemik kütlesini ve kemik kırılganlığını etkileyen birçok faktörden sadece birisidir. Fakat; toplum bazında önleme stratejileri için teklifler verilmiş ve osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde beslenme için yeni yaklaşımlar ve politikalar gerçekleştirilmiştir. Çünkü beslenme ile yaşam boyu kemik sağlığını korumaya yönelik önlem almak ve bunları sürdürmek mümkündür. Birçok besin öğesi ve diyetsel bileşikler kemik sağlığını korumada görev almaktadır. Kemik sağlığına yarar sağlayan bazı besin öğeleri ve diyetsel bileşikler şu şekilde sıralanabilir; kalsiyum, D vitamini, K vitamini, fitoöstorejenler, sindirilemeyen oligasakkaritler vb. birçok besin öğesi ve diyetsel bileşik kemik sağlığı üzerine pozitif etki sağlamaktadır.

Çocuklukta ve gençlik döneminde kalsiyum alımı önemli!

Yetişkin vücudunda vücut ağırlığının yaklaşık %1-2’si kadar yani yaklaşık 1200g kalsiyum bulunmaktadır. Bu kalsiyumun %99’u vücudun kemik-diş gibi kısımlarında kalan %1’lik kısmı ise; kanda, extrasellüler sıvıda, kasta ve diğer dokularda bulunur ve vasküler kontraksiyon, vasodilatasyon, sinir iletimi ve salgı sisteminde görev alır. Kalsiyum iskelet gelişimi için elzem bir mineraldir. Yetişkinlikteki toplam kemik kütlesinin %90’ı 20 yaşına kadar oluşmaktadır. Bu kütlenin önemli bir kısmı pubertelikte gerçekleşmektedir. Bundan dolayı çocuklukta ve gençlikte kalsiyum alımı kemik sağlığı açısından önemli rol oynamaktadır.

Yaşamın ilk 20 yılı iskelet gelişimi ve olgunlaşması için günde ortalama 150 mg kalsiyum iskelette birikmektedir. 50 yaş sonrası erkeklerde ve menapozal kadınlarda kemik dengesi negatif olmakta ve iskeletin bütün kısımlarından kemik kaybı gerçekleşmektedir. Yeterli kalsiyum alımının maximum kemik kütlesine ulaşımı başarmada ve yaşla oluşan kemik kaybını azaltmada etkili olduğu unutulmamalıdır. Yapılan çalışmalar özellikle erken yaşta (çocukluk ve adölasan dönem) alınan kalsiyumun osteoporoza karşı koruyucu etkili olduğunu fakat; ileri yaşta alınan kalsiyumunda erken yaş kadar olmasa da osteoporoza karşı kısmi koruyucu etkisi olduğunu göstermektedir. Bunun yanısıra gereğinden fazla kalsiyum tüketiminin kemik sağlığı üzerine olumlu etkisi olmadığı unutulmamalıdır. Yaşa göre kalsiyum ihtiyaçları; 0-6 ay bebek 400mg/gün, 7-12 ay bebek 600 mg/gün; 1-9 yaş çocuk 800 mg/gün; 10-18 yaş genç 1300 mg/gün; 19-50 yaş erişkin 1000 mg/gün; 51-65 yaş arası ve 65 yaş üstü 1200 mg/gün; gebe ve emziren anne (18 yaş üstü) 1300 mg/gün'dür.

Bazı Önemli Kalsiyum Kaynakları :

Besin 100g besindeki kalsiyum (mg)
İnek sütü(yağsız) 123
İnek sütü (yarım yağlı) 122
İnek sütü(yağlı) 119
Yoğurt (yarım yağlı) 120
Yoğurt (yağlı) 111
Çökelek (kuru) 505
Kaşar peyniri 700
Cheddar peynir 721
Beyaz peynir(yağlı) 162
Beyaz peynir(yağsız) 96
Süt tozu 950
Krema 99
Pekmez (üzüm) 400
Badem 234
Fındık 209
Soya fasulyesi 226
Maydanoz 203
Asma yaprağı 392
Tarhana 685
Kuru İncir 126

1 su bardağı (200ml) süt veya yoğurt ve 30g peynir 1 porsiyon ve olarak değerlendirildiğinde günlük 4-8 yaş arası 3 porsiyon, 9-18 yaş arası 4 porsiyon, 19-50 yaş arası 3-4 porsiyon ve 50 yaş üstü 4 porsiyon süt ve ürünleri tüketimi yeterli kalsiyum alımının sağlanması için önerilmektedir.

Magnezyum ve Osteoporoz:

Yapılan çok sayıda çalışmada osteoporozlu postmenapozal kadınlarda serum ve kemik magnezyum içeriklerinin önemli derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. Fakat; yapılan epidomiyolojik çalışmalarda magnezyum alımı ile BMD ve BMC arasında kesin ilişkiler bulunamamıştır. Yaşa göre magnezyum ihtiyaçları; 0-6 ay bebek 30mg/gün, 7-12 ay bebek 75 mg/gün; 1-3 yaş çocuk 80 mg/gün, 4-9 yaş çocuk 130; 10-13 yaş genç 240 mg/gün; 14-65 yaş arası erkek 410 mg/gün,14-65 yaş arası bayan320mg/gün; gebe (18 yaş üstü) 350 mg/gün ve emziren anne (18 yaş üstü) 310'dur.

Bazı Önemli Magnezyum İçerikleri:

Besin 100g besindeki magnezyum (mg)
Badem 300
Kavrulmuş kabak çekirdeği 532
Tuzlu kavrulmuş fıstık 183
Ceviz 158
Brezilya kestanesi 225
Susam 200
Kepekli ekmek 85
Beyaz ekmek 20
Pişmiş fasulye 40
Brokoli 30
Muz 29
Ispanak 80

Fosfor ve Osteoporoz:

Diyet fosfor ve kalsiyum fosfor oranının kemik sağlığı üzerine etkisi hakkında çelişkili ifadeler bulunmaktadır. Aşırı diyet fosfor alımının kemikler üzerine negatif etki göstereceği unutulmamalıdır. Özellikle aşırı fosfor alımının yanısıra düşük kalsiyum alımı (fosfor/kalsiyum oranı 4:1) söz konusu olursa kemikler üzerine negatif etki belirginleşmektedir. Bunun nedeni diyetsel fosfor alımının artışı serum fosforunun artışına neden olması ve kalsiyum iyonize olarak paratroid hormon (PTH) salgısının artmasına yol açmasıdır. Aşırı PTH salınımı kemiklerdeki kalsiyumun kana salınımına yol açar. Bu da osteoporoz oluşumunu hızlandırıcı etki gösterir. Fosfordan zengin besinler; süt ve süt ürünleri, yumurta sarısı, baklagiller, fındık gibi kabuklu yemişlerdir. Yaşa göre fosfor ihtiyaçları; 0-6 ay bebek 100mg/gün, 7-12 ay bebek 270 mg/gün; 1-9 yaş çocuk 500 mg/gün; 10-18 yaş genç 1250 mg/gün; 19-50 yaş erişkin 700 mg/gün; 51-65 yaş arası ve 65 yaş üstü 700mg/gün; gebe ve emziren anne (18 yaş üstü) 700 mg/gün ‘dür.

Sodyum ve Osteoporoz:

Diyet tuzunun(sodyum klorür-sofra tuzu) osteoporoz için önemli bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Bunun nedeni yüksek tuz alımının idrarla kalsiyum atımını artırmasıdır. Normal kalsiürik kişilerde her 100mmol sodyum alımı sonucu ortalama 1 mmol üriner kalsiyum atımı gerçekleşmektedir. Vücut bu kaybı tolere edebilmek için PTH yardımı ile kalsiyum emilimini artırır. Eğer bu koruma mekanizması olmasaydı hergün 1mmol kalsiyum kaybı yaklaşık 20 yılda tipik bir yetişkin iskeleti kalsiyum içeriğinin yaklaşık 1/3’ü kadar kaybına denk gelirdi. Fakat; postmenapozal kadınlar, bozulmuş paratroid fonksiyonu olan kişilerde bu adapte mekanizması tam olarak çalışmaz ve emilim kaybı karşılanamaz. Bu durumu önlemek için yemek pişirirken extra tuz ilavesinden , fast food, hazır gıda ve işlenmiş gıda tüketiminden kaçınmak gereklidir.

D Vitamini ve osteoporoz:

D vitamini yetersizliği yetersiz mineralizasyon ve demineralizasyon ile karakterizedir. Yağda çözünen bu vitamin iskeletin oluşumu ve mineral dengesinin devamı için gereklidir. D vitamini kalsiyumun emilimini destekleyici etki gösterir. Antikonvülzan ve kortikosteroid gibi ilaçlar; safra, karaciğer ve böbrek hastalıkları ve bazı metabolik rahatsızlıklar D vitamini yetersizliğine yol açabilir.

D vitamini yetersizliği kalsiyumun yetersiz mineralizasyonuna ve çocuklarda raşitizm yetişkinlerde osteomalazi gibi hastalıkların oluşumuna neden olur. Bunun yanısıra aşırı alımı toksik etki gösterir. Bulantı, kusma, anoreksiya, yumuşak dokuda kalsifikasyon ve böbrek tahribatları oluşabilir. Bu nedenle yeterli doz alımı için mutlaka doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.

Protein ve osteoporoz:

Yüksek protein içerikli beslenme glomerüler filtrasyon hızını ve asit üretimi artırarak idrarla kalsiyum atımını artırır. Her 1 gram diyet proteini için 0-04mmol (1.6g) kalsiyum atımı artar. Özellikle hayvansal protein alımı ve kalça kırığı arasında pozitif ilişki bulunmaktadır.

Kafein ve osteoporoz ilişkisi:

Kafein doğal olarak çay ve kahvede bulunur. Ve genellikle alkolsüz içeceklere eklenir. Kafeinin kalsiyumu bağlayıcı etkisi mevcuttur. Günlük 330mg kafein içimi ya da diğer bir deyişle ortalama 4 bardak çay-kahve tüketimi kırık riskini artırmaktadır. Kemik sağlığını korumak için günlük aşırı kafein tüketiminden kaçınılmalıdır.

Sigara alkol tüketimi ve osteoporoz:

Sigara ve alkol tüketimi osteoporoz gelişim riskini artırmaktadır. Bunu osteoblastlar (kemik dokusu oluşturan hücre) üzerine yaptıkları toksik etki ile sağladıkları düşünülmektedir. Sigaranın kimyasal yapısı kemik sağlığı için zararlıdır. Ayrıca sigara kalsiyum emilimini zorlaştırmaktadır ve bunun yanısıra kemik yıkımına yol açan serbest radikallerin düzeyini artırır. Ayrıca içimi östrojen yapımı ve kullanımını azaltarak erken menapoza ve dolayısıyla osteoporoza zemin hazırlar. Aşırı alkol tüketimi ise; kemik yapımını azaltıcı etki gösterir. Bunun yanısıra alkol tüketimine bağlı dengesizlik ve düşme sonucu kırık insidansında artma meydana gelebilmektedir.

Diyetisyen Zeynep Sağlam Eryılmaz