Dar kanal daha çok yaşlı kişilerde görülen bir hastalıktır. Omurga kanalı yaş ilerledikçe doğal olarak daha çok daralır. Kanalın darlığı ilerleyip sinir elemanları üzerine bası oluşmaya başlayınca dar kanal hastalığının belirtileri ortaya çıkar. Dar kanal hastalığını bu aşamada erkenden teşhis etmek önemlidir. Çünkü erken teşhis tedavinin başarısını artırır.

Dar Kanalın Belirtileri

Dar kanalın belirtileri kişiden kişiye çok değişik olabilir. Dar kanal hastalığının önde gelen belirtileri arasında bel ve sırt bölgesinde ağrı, uyuşma, his kaybı sayılabilir. Bacaklarda meydana gelen kramplar, ağrı, sızı, güç kaybı ve uyuşukluk hissi dar kanal hastalığı belirtileri arasındadır. Dar kanal hastalığı çok ilerlediğinde idrar ve büyük abdest kaçırma, cinsel güçte azalma gibi problemler de görülebilir. Bel bölgesinde dar kanal hastalığı bulunan kişiler öne eğilerek veya oturarak sinirler üzerine olan basıyı azaltıp daha rahat hareket etmeye gayret ederler. Kanal daraldıkça insanların yürüme mesafesi daha da kısalır. Yürüdükçe bacaklarda ağrı, karıncalanma, uyuşma, hissizlik, güç kaybı gibi yakınmalar giderek artar ve kişiler bir süre oturduktan sonra yürümeye devam edebilirler. Bu durum tipik bir dar kanal hastalığı belirtisidir. Dar kanal hastalığı ilerledikçe yürüme mesafesi daha da kısalır.

Dar Kanalın Teşhisi

Dar kanalın erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Onun için uzman doktora vakit kaybetmeden müracaat edilmelidir. Doktor hastanın hikayesini dinleyecek, muayenesini yapacak ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemi (MR ) ile teşhisi koyacaktır. MR görüntüleri sonucunda doktor kanalın ne kadar daraldığını ve hastalığın ne derece ilerlediğini anlayacaktır.

Dar Kanal Tedavisi

Diğer hastalıklarda olduğu gibi dar kanalda da tedavi için öncelikle cerrahi dışı yöntemler göz önünde bulundurulur. Hastanın durumu müsaitse önce cerrahi dışı yöntemler denenir. Ancak omurilik kanalı içerisindeki kemik oluşumlar cerrahi dışı yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağı için hastalığın ilerleyen dönemlerinde yaşam kalitesi çok düşerse cerrahi müdahale gerekir. Omurga kanalının genişliği her yıl doğal olarak azalacağından hastanın yaşam kalitesi düşük ise ameliyata karar vermek akıllıca bir davranıştır. Fakat hastaya henüz cerrahi müdahale gerekmiyor ise hasta takibe alınarak düzenli kontroller yapılır. İlaç verilir ve fizik tedavi yapılabilir. Ameliyat gereken hastalara vidasız yeni bir yöntem olan Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemiyle müdahale etmekte fayda vardır. Çünkü bu yöntemde omurilik kanalının içine girilerek kanal içerden genişletilmektedir. Omurganın stabilizasyonu bozulmamaktadır. Dolayısıyla hastaya vida ve benzeri tarzda enstrümanları koymak gerekmemektedir. Sonuçta dar kanal hastasına yabancı cisim konmaması her açıdan büyük bir kazanım olmaktadır.

Nöroşirürji Uzmanı

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan

www.ahmetyildizhan.net