Geçen hafta 2. bölümünü paylaştığım “Bisikletli Ulaşım” konulu röportajımızın üçüncü ve son kısmıyla karşınızdayım.

Bu hafta bisikletli ulaşımın Türkiye’deki yerine değiniyoruz.

Günümüzde bisikletin ulaşımdaki yeri ne peki Türkiye’de?

Aslında şekil olarak çok da fena değiliz. Mesela Konya’da 447 km bisiklet yolu var, İstanbul’da ise 102 km. Ancak bu yolların ne kadar uygun ve nizami olduğu ise ayrı bir soru. Hem yolların uygun olmaması hem de kuralların bilinmiyor, uygulanmıyor ve sayılmıyor olması en büyük sorun şu anda.

Ancak gelişmeyi görmek lazım. 2000’li yılları başında trafikte geçirdiğim her saat için 1 bisikletliyi dahi zor görürken şu anda her sabah Kadıköy-Beşiktaş vapurunda neredeyse 5-6 bisikletliyle beraber geçiyorum boğazı. Bu iyiye bir işaret ama maalesef bisikletliler açısından ciddi tehlikelerin olduğunu da belirtmek lazım.

Ne gibi tehlikeler? Biraz açabilir misin konuyu?

İstanbul özelinde cevap vereyim. Çoğu yerde bisiklet yolu yok, olan yerlerde de uygun değiller. Bununla birlikte trafik kuralları ve bisikletlilerin hakları ile ilgili kimse bilgi sahibi değil. Bu nedenle trafikte bisiklet kullanan biz bisikletlilerin bazı sıkıntıları var maalesef.

Bisiklet yolu diye bir tabir kullanıyorsun?

Normal şartlarda en sağlıklı bisiklet yolu, fiziksel olarak motorlu taşıt trafiğinden ayrı olanlarıdır. Bunun dışında motorlu trafikle paylaşımlı yollar vardır; bunlar da şeritler boyanarak veya çeşitli şekillerle işaretlenerek belirtilir. Bunun haricinde Karayolları Kanunu’na göre T.C. sınırlarında otoyollar haricindeki tüm karayollarında (hali hazırda bisiklet yolu yok ise) sağ şerit paylaşımlı şerittir ve sağ şeritte motorlu taşıtlar kadar bisikletlerin de hakkı vardır.

Ne yani? Arabalar sağ şeritteki bisikleti mi bekleyecek demek bu?

Evet, tam da bu demek. Bisikletler için şehir içi hız sınırı 30 km/s, şehirlerarası yollarda ise 45 km/s ve bir şeritte en fazla 2 bisiklet yan yana gidebilir. Bisiklet ile otomobil arasındaki güvenli sürüş mesafesi ise 1,5 m’dir. Yani bir araba, bisikleti sollarken arada 1,5 m mesafe bırakmalıdır. Bunun haricinde o yolda, sağ şeritte bisikletin belirtilen maksimum hızlarda gitme hakkı vardır ve motorlu araçlar buna saygı göstermek zorundadırlar.

Karayolları Kanunu’ndan biraz bahseder misin?

2918 no.lu TCK Karayolları trafik Kanunu bu bahsettiğim. Bu kanunda bisiklet motorsuz bir taşıt olarak belirtilir ve ehliyetsiz-plakasız kullanılabilir. 11 yaşını bitirmiş herkesin taşıt olarak bisiklet sürme hakkı vardır ve yine bu kanun ile yukarıda bahsettiğim sağ şerit ve hız kuralları belirlenmiştir.

Durumu çok iyi özetledin bize. Biraz da bisikleti, şehir içi ulaşıma entegre edebilmek için neler yapmak lazım anlatır mısın?

İşte bu en çetrefilli kısmı aslında. Burada hem biz bisikletlilere hem motorlu taşıt sürücülerine hem de yöneticilere görev düşüyor.

Önce çuvaldızı kendimize batırarak başlayalım. Bisikletliler olarak her türlü kurala uymalı, saygılı ve defansif bir sürüş benimsemeliyiz. Bu hem kendi sağlığımız açısından hem de atılacak adımlarda sempati kazanmak açısından çok önemli. Bisikletliler olarak kurallara uyarak taleplerimizi dile getirirsek, daha olumlu sonuçlar alabileceğimiz çok açık.

Peki ya motorlu taşıt sürücüleri?

Bisiklet üzerindekinin bir insan olduğunu hatırlamalı. Bisikletin kaportası olmadığını kendine sürekli söylemeli ve bisikletlilerin haklarını bilerek onlara saygı duymalı. Bence son 20 yılda bu konuda oldukça mesafe katettik. Trafikte bisikletlilere nazik bir şekilde yol veren, takip mesafesini koruyan, 1,5 m.’lik güvenli geçiş mesafesine dikkat eden pek çok sürücü var. Tabii bunun yanında olumsuz örnekler de mevcut ama yavaş yavaş bunların azalacağından şüphem yok.

Yöneticilere ne düşüyor bu konuda?

Bisikletlilere ulaşımda fırsatlar yaratmak, kuralların uygulanmasını sağlamak, kurallara uyulmadığında gerekeni yapmak.

İstatistikler ve Avrupa’daki örnekler bisikletin ulaşıma sağlıklı ve güvenli şekilde entegre edilebilmesi için en önemli faktörün motorlu taşıtları ve sürücülerini cezalandırmak olduğunu gösteriyor. Hollanda’daki motorlu taşıtlardan arındırılmış yollar ve yapılan kazalarda, bisikletliler lehine koruyucu kanunlar konuyu en iyi özetleyen örnekler. Öyle ki bir araba hatalı şekilde bir bisikletliye çarparsa bisikletteki maddi hasarı, bisikletlinin tüm sağlık giderlerini ve bisikletlinin işgücü kaybından doğan maddi-manevi kaybını karşılamak durumunda kalıyor. Bundan sonra güvenli bisikletli ulaşım için en gerekli şey uygun yol; mümkünse motorlu taşıt trafiğinden ayrılmış ve değilse belirgin şekilde işaretlenmiş yollar.

İşte bu faktörleri düzenleyecek merciler ise yöneticiler. Bunlar haricinde bisikletin toplu taşıma entegrasyonu ise sıradaki yerini koruyor. İstanbul’da raylı sistemlere maalesef bisiklet ile ancak belirli zaman aralıklarında binilebilmekte. Bunun Avrupa örneklerinden feyz alınarak değiştirilmesi, hem şehir içi trafik sorunu hem de bisikletliler açısından olumlu bir girişim olacaktır.

Bu keyifli söyleşimizi sabırla takip ettiğiniz için teşekkür ederim.

Mutlu haftalar.