"Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek"

T.C. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından tasarım kültürü oluşturmak ve Türkiye’deki tasarımcıları dünyaya tanıtmak amacıyla düzenlenen Design Week Turkey 2019 kapsamında Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol'ü standında ziyaret ettim. Kendisiyle modada teknoloji etkisi, sürdürülebilirlik ve giyilebilir teknolojiler gibi temaları konuştuk. Arzu Kaprol'le gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbete geçmeden bu seneki ana teması ‘BEYOND DESIGN / TASARIMIN ÖTESİNDE’ olan Design Week etkinliğini ziyaret ederek sıradışı bir gelecek deneyimi yaşamak isterseniz 14-17 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde sizi bekliyor olacak.

Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek

Teknoloji artık tam olarak hayatımızın merkezinde. Dünyaca ünlü modacıların tasarımlarında da bunun yansımasını görüyoruz. Modanın geleceğinde teknolojinin etkisini nasıl görüyorsunuz?

Ben zaman geçtikçe modayı moda olarak görmemeye başladım. Bütün yaratıcı disiplinlerin birleştiği bir noktaya doğru gidiyoruz. Mesela telefonlarımızdan hayatımızdaki her şeyi uzaktan yönetmesini bekliyoruz. Kıyafetlerin de bizi hoş göstermek, ısıtmak, korumak veya inceltmek gibi özelliklerinin birleştiği daha farklı bir noktaya gelmesini istiyorum. Kıyafetlerin tek parametre üzerinden değil çoklu parametreler üzerinden birçok ihtiyaca cevap vermesi gerektiğine inanıyorum. Moda gün geçtikçe daha fazla tüketmeye başlıyor ve hiçbirimizin bu kadar kıyafete ihtiyacı yok. Dolayısıyla daha az sayıda ve daha nitelikli kıyafetler giymemiz gerektiğini düşünüyorum.

Fütüristik temalar sizce modada estetiği ve klasik güzellik anlayışını nasıl etkiliyor?

Ben her şeyin iki uçta var olduğuna inanıyorum. Bu kadar teknoloji, geleceği tasarlama ve hız gibi temalar hayatımızda değer kazandıkça tam zıttı olan yavaş yemek, yavaş seyahat, yavaş düşünme, antikalar, hatta mahalle terzisinde size özel dikilmiş bir şey de yükselmeye başlıyor. Her etki tam zıttını da yüceltir. O da benzer bir şekilde önem kazanıyor ama daha özel bir kitle tarafından sahipleniliyor. Her şeyin harmanlandığı yeni bir yaşam düzenine doğru gidiyoruz. Bir bakış açısına göre son 20 yılda hayatımız kolaylaştı ama parametrik tasarım olarak işler zorlaştı. Eskiden tek bir şey yaparak hayatımızı kazanabiliyor, var olabiliyorken artık on şey yaparak bunları koruyabiliyor veya sahip olabiliyoruz. Tabii burada "sahip olmayı" da biraz sorguluyoruz. Sahip olmak ne demek? Tüketiciyi de sorguladığımız bir dönemden geçiyoruz.

Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek

Giyilebilir teknolojiler Arzu Kaprol'ün tasarımlarında nasıl yer buluyor?

Giyilebilir teknolojileri ben önce daha önce kumaş tekstil apreleri olarak yapmıştım. Bu bir finisajdı. Bundan yaklaşık 15 yıl önce kullanmaya başladım. Zaman içerisinde elektronik tekstillere döndü. Şu anda benim burada yaratıcı danışmanlığını yönettiğim alan çok daha farklı bakış açılarına sahip multidisipliner bir bakış açısı. Burada özellikle Türkiye'deki genç yaratıcılardan, genç mühendislerden, genç öğretim görevlilerinden, Teknokentlerden, üniversitelerden toplanmış geleceğin teknolojileri olan kıyafet ve tekstil örnekleri var. Örneğin bunlardan bir tanesi çok ince bir kumaş olmasına rağmen içindeki dokuma özelliğinden dolayı ısınabilir bir kumaş. Bir diğeri elektromanyetik kalkan görevi görüyor. Elektromanyetik korumayı artık çok konuşacağız, güneş kremindeki SPF koruması gibi bir hale gelecek.

Dolayısıyla yeni öncelikler, yeni farkındalıklar, daha önce varlığını bilmediğimiz yeni koruma alanlarına ihtiyaç duyuyoruz. Benim kıyafetlerimde ve koleksiyonlarımda da hep farklı kullanım alanlarına yer veriyorum. Mesela Design Week'te sergilenen bir ayakkabımız sizin vücut datanız ve gittiğiniz alan haritası gibi faktörleri takip edebiliyor.

Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek

Teknolojinin modada yer bulması kreatif anlamda ne gibi avantajlar sağlıyor?

Moda teknolojiyi biraz daha zor kabul ediyor. Çünkü moda gelenekten, zanaatten gelen bir alan. Dolayısıyla büyük markalar ve sanayi kuruluşları teknolojiyi o kadar kolay kabul edemiyor. Fakat buna Türkiye açısından sektörel olarak bakarsak Türkiye'nin sanayi olarak buna dönüşümünün büyük faydası olacağını düşünüyorum. Çok uzun yıllar marka olmayı, markalı ürün satmayı, ihracatı bu şekilde arttırmayı konuştuk. Belki birkaç marka için ama çok seyrek olarak gerçekleşebildi. Ama teknoloji bu işin içine girdiği zaman henüz dünyada tekstil teknolojileri alanında markalaşmış bir ülke yok. Bu Türkiye'nin bir avantajı olabilir diye düşünüyorum.

Modada sürdürülebilirlik konusunda ne düşünüyorsunuz?

Design Week'te de sergilenenen bir kumaş var mesela, yüzde yüz pet şişeden yapılmış. Geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürülebilir. Bence bu tüketimi sorguladığımızda aldığımız ürünlerin izini takip edebilmeyi isteyeceğiz. Bir ürünü aldığımızda onun nereden geldiğini, nasıl üretildiğini daha fazla merak edeceğiz.

Daha Az Sayıda ve Daha Nitelikli Kıyafetler Giymemiz Gerek

Design Week'in ana teması "Tasarım Ötesinde". Temayı biraz sizden dinleyebilir miyiz?

Tasarım bazen tüketici kelimesinde olduğu gibi tüketimi yüceltiyor. Bizler tüketici olmanın önemli olduğu bir yaklaşımdan başka bir yere geçiyoruz. Belki artık tüketmeme taraftarı olacağız, üzerimizdeki bir ceketi 20 yıl giydiğimiz için gurur duyacağız. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım "Bu yıl hedefim dünyaya daha az çöp çıkarmak." dedi. Artık bunları konuşmaya başlayacağız. O yüzden "Tasarım Ötesi" dediğimizde tasarımın sadece bir ürünü tasarlamak üzerine kurulu olmadığı, tasarımın bir bütünü tasarlamak olduğu, yaşamı tasarlamak olduğu; ama bunun sadece bir ürünü kapsamadığı, o ürünün geçmişini ve geleceğini tasarladığımız bir süreci ifade ediyor. Benim için tasarımın ötesi bu.

Instagram: iamduygubay