Modern zamanların süperstarları sosyal medya fenomenleri. Bütün hayatını binlerce, belki milyonlarca takipçinin huzurunda yaşayan bir "influencer" olmak nasıl bir duygu? Hepimiz elimiz-kolumuz haline gelen akıllı telefonlara bağlı yaşıyoruz ama bunu işe dönüştürmenin sırrı ne? Bir influencer hangi yollardan geçiyor, hayatı ve ilişkileri nasıl etkileniyor? Bütün bu soruların cevabını @worldofsimay adıyla 200 binin üzerinde takipçiye ulaşan başarılı blogger, iş kadını ve anne Simay Özyiğit'e sordum.

Simay Özyiğit kimdir? Biraz yaptığın işten bahseder misin?

07 Şubat 1986 tarihinde İzmir’de dünyaya geldim. Tam bir İzmir aşığıyım. Üniversite seçimimde bile İzmir dışında tercihte bulunmadım. Ailenin tek kız çocuğuyum. 9 Eylül İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’nden mezun olur olmaz arkadaşlarımın tersine ben yine iş hayatıma İzmir’de devam ettim. İlk iş hayatıma tv sektöründe çocuk programları sunarak başladım. Şimdilerde kendi işimi kurup profesyonel anlamda firmalara içerikler hazırlayıp kurgularını yapıp markalarına artı katıyorum.

Dijital çağda influencer olmak nasıl bir duygu? Sana neler kazandırıyor, neler götürüyor?

Hobi olarak başlayıp meslek haline getirdiğim influencerlık benim için eksilerinden çok kesinlikle artılarından ibaret. Takipçilerimle Instagram’da var olduğum günden bu yana büyüyen bir aile gibiyiz. Tanımadan kurulan güzel bağ, iyi işlere vesile olmak, AVM’de yürürken hiç tanımadığınız birinin size gelip sarılması, her anınıza ortak olması inanılmaz güzel bir duygu. Dezavantajı senin hayatına sahip olmak isteyip hayatı boyunca hiçbir şey üretmeyen insanların karalama listesindeki kişilerin başında olabiliyorsunuz. Olumsuz bir olay yaşadığımda kriz yönetmede artık uzmanlaşıyorum, çünkü büyüdükçe sizi sevenler kadar sizi kötü eleştirenlere de hazırlıklı olmanız gerekiyor. Ama ben genelde doğruluğuna inanmadığım olayları ispatlamaya gerek olmadığını düşünüyorum ve olumsuz yorumlar yazan genelde sahte hesap sahiplerinin mutsuzlukla beslenip kendi enerjimi emmesine izin vermeden olaya müdahale ediyorum, cevap vermeden engelliyorum.

Sosyal medyada herkes kendi dünyasında influencer. Takipçi ve beğeni arttırmak artık çok kolay ancak gerçek takipçilere sahip olmak ve gerçekten insanlara dokunmak bir başarı. Sosyal medyada başarılı olmak isteyenlere önerilerin neler?

Artık önümüze gelen herkes blogger. Bir şeyler üretiyorlarsa zaten olsunlar. Sektör sadece eskiler için değil elbette. Bu işin artık okullarda bölümü bile var. Teknoloji bu kadar hızı gelişirken sektörde yeni kana ihtiyaç her zaman var. Olay takipçi ve beğeniden ziyade duruşla üretmekle alakalı, takipçi ve beğeni satın alan kişiler bir şeyler üretemediğinde tıkandığını zaten kısa zamanda görüyorlar. İşte o zaman bu işin takiple ve beğeni ile alakalı olmadığını anlıyorlar. Bir tuşla ekran karşısından kalbe dokunabilmek bir olay. Hikayenize ortak olan insanlarla masalınıza devam edebilmek asıl başarı. Bunu Instagram’a ilk girdiğimde zaten keşfetmiştim. Özel sektörde yöneticilik yaptığım bir kurumu bırakıp artık ait olduğum yer beni mutlu eden yer dediğim sosyal medya hem işim hem de evim gibi oldu. Bu işte başarılı olmak isteyenlere önerim; kendi tarzlarını oluşturup şu ana kadar denenmemiş şeyleri yaratıp fark yaratmaları onlara sektörde artı katacaktır.

Sosyal medya ciddi bir mesai istiyor. Senin yaptığın başka işler de var. Bunun yanında evlilik ve annelik nasıl ilerliyor? Bütün bunları nasıl bir arada götürebiliyorsun?

Her şeyi dengede tutabilmek gerçekten zor. Ama okul yıllarımda da hem okuyup hem çalışan bir öğrencilik hayatı geçirdim. Bu bana her anlamda çok artı kattı. Hem iş hayatımda başarılı oldum hem okul hayatımda. Evlilikten ziyade çocuklu bir hayat ekstra zor iken çalışan anne olabilmek gerçekten bir başarı bence. Bizim işin mesaisi yok. Yeri geliyor gece mail atmam gerekiyor, yeri geliyor etkileşimimin iyi olduğu saatte paylaşım yapmam gerekiyor. Profesyonel anlamda bu işe gönül verdiğim için ve paramı buradan kazandığım için artık eşim de duruma çok aşina. En büyük desteği ondan görüyorum. Bunun yanında oğlum Kuzey’i ihmal etmeden işlerimi de aksatmadan bir denge kurdum. Kuzey’le geçireceğim zaman diliminde telefonumu yanımdan uzaklaştırıyorum. O dakika bütün enerjimi oğluma veriyorum. 24 saat onla zaman geçirip kalitesiz verimsiz zaman geçirmek yerine, oğlumla geçireceğim 1 saati aktivite ile onunla bir şeyler paylaşarak kaliteli hale getiriyorum.

En çok hangi fotoğraflar beğeni alıyor? Hangi saatlerde, hangi günlerde ve nasıl fotoğraflar paylaşmak lazım?

Benim sayfamda en çok Kuzey’le ve eşimle olan fotoğraflar ilgi çekiyor. Etkileşimin gerçekten bir saati, günü ve dengesi var. Benim sayfamda hafta içi akşam saatleri çok beğeni alıyor. Genelde 30 yaş üstü çalışan kadın ağırlıklı bir profilim olduğu için yemek sonrası ve çocuklarını uyuttuktan sonra Instagram’da geziniyorlar.

Bu işi markalarla birleştirmek de çok önemli. İlk etapta markalar mı sana ulaşmaya başladı, sen mi markaları buldun?

Gerçekten bu işi profesyonel yapıp para kazanmak istiyorsan önce şahsi firmanı kurup, devlete vergi ödeyip, fatura kesmen gerekiyor. Bu işi yapabileceğime inanarak risk alıp kendi işimi kurdum. Markaların çoğu ile özel sektör ve basın dönemimden tanışmışlığım vardı. Kimine bu şekilde referans ile kimine tanıdık vasıtası ile ulaştım. Güzel işler yaptıkça bir iş başka bir işi getirdi. Artık ajanslar ve firmalar bana ulaşıyor. En güzel duygu da sizinle çalışıp memnun kalan bir firmanın bir diğerine sizi anlatması ve sizinle çalışmasını sağlaması diyebilirim.

Markalar söz konusu olduğunda sosyal medya kullanıcıları bir güven problemi yaşayabiliyor. Çok fazla blogger var ve herkes para karşılığında bir şeylerin reklamını yapıyor. Sana neden güvenmeliyiz?

Bu gerçekten çok güzel bir soru. Markalar için takipçi sayısı ve beğeni önemli olmamalı. Her markanın alıcı kitlesi çok farklı. Örneğin, 1 milyon takipçisi olan ama takipçisi 13-14 yaşlarında olan birinin çok yüksek bütçeli ürünleri sattırma olasılığı, 200 bin takipçili iş kadını çevresi yoğun olan birine göre o markaya artı katması daha az bir olasılıktır. Çünkü 13-14 yaşlarında bir öğrencinin cebinde bin lira gibi bir rakamı tek başına bir ürüne verebilmesi gerçekten zor bir durum. Ama kendi parasını kazanan bir kadının o markayı satın alabilmesi daha mantıklı bakıldığında. Ya da erkeklere ürün satan bir firmanın kadın grafiği yüksek olan bir fenomenle çalışması da hata. Önemli olan burada doğru orantı. Marka kime hitap ediyor, influencerın kitlesi markaya uygun mu? Benim genelde çalışan kadın ve anne takipçim fazla, dolayısı ile markalar buna göre bana ulaşıyor. Zaten proje sayfama uygun değilse sırf para kazanmak için uygun görmediğim bir marka ile çalışmıyorum. Gerçekten beğenip memnun kaldığım şeyleri takipçilerime duyuruyorum.

Dünyada ve Türkiye'de hangi influencerları takip ediyorsun, örnek aldığın veya takdir ettiğin birileri var mı?

Türk influencerlardan beğendiğim Rachel Araz, dünyada ise Thebucketfamily hesabı ile Chiara Ferragni, Phiaka ve Christina.Kli’yi beğeniyorum.

Gelecek planların ve projelerinden bahsedebilir misin?

Gelecek planlarımda YouTube kanalıma ağırlık vermek ve event organizasyon, festival gibi farklı projelerde hem kendime hem çalıştığım firmalara artı katmak var diyebilirim.

İletişim:

Instagram: iamduygubay