Çekingenlik kendisini farklı şekillerde gösteren ve zaman zaman hayatı zorlaştıran bir duygudurumudur. Tecrübe ediliş biçimleri de oldukça geniş ve çeşitlidir. Kimi insan için kendini anlatamamak, ifadesizlik, sessizlik, utangaçlıktır. Kimi insan ise bunu kaygı bozukluğu, anksiyete, panik atak ve çeşitli fobilerle çok daha sert ve fiziksel olarak da acı veren şekilde deneyimler.

Çekingenlik diye tabir ettiğimiz ve hayatta aslında bir sonuç olarak yaşadığımız bu durumun altında birbirinden çok farklı bilinçaltı sebepler ve kayıtlar bulunur. Bilinçaltının farklı bir depolama ve sınıflandırma şekli vardır. Anne rahmine düşüşün 40. gününden itibaren tüm yaşam boyunca her bir saniye 70 milyon veri alıp 2.000 veriyi seçer, kayıtlar ve biriktirir. Bugün hayatımızda yaşadığımız durumlar bu birikimin bir sonucudur. Gerçek ve kalıcı bir çözüm ise sadece semptomları baskılamakta değil kaynağa ulaşabilmek ve onu onarmaktadır.

İnsanların çekingenlikle ilgili çözüm algısı genellikle oldukça basittir: ya çekingen olan insandan faydalanılır ya da o kişi sürekli daha “girişken olma” konusunda uyarılarak iteklenir. “Sesin çıksın biraz, biraz girişken ol!” gibi cümleleri pek çoğumuz defalarca duymuş ve hatta kurmuşuzdur da. Fakat bu yöntem çözüm üretmediği gibi çekingen diye tabir ettiğimiz kişiyi daha da sıkıştırabilir ve yaşamla arasındaki mesafenin daha da açılmasına yol açabilir. Yapamıyorsa bir sebebi var ve çözüm zorlamak değil!

Çözüme gidebilmek için deneyimlediğiniz çekingenliği doğru tanımlamanız önemli. Çekingenliğin ifade konusunda mı, eyleme geçmekte mi, saklanma ve kendini saklama ihtiyacın mı var, güvende mi hissetmiyorsun, insanlara mı öfkelisin, kendini değersiz mi hissediyorsun, hata yapmaktan mı korkuyorsun, yaşamı kendini ifade etmek isteyecek kadar değerli mi bulmuyorsun, çekingenlik ile kendini ya da diğerlerini mi cezalandırıyorsun, çekingenliğin sadece otorite karşısında mı aktive oluyor, senin için otorite nedir ve kimlerdir?

Kendine karşı şefkatli ve sabırlı olarak duygularını gözlemleyerek çekingenlik rutininin altındaki duygu gerçeğini bulmayı deneyebilirsin. Kendini hayattan ve diğerlerinden çektiğin her anda kendine şefkatle sor: “Ne olsa kendimi güvende hissederim/kendimi daha iyi ifade ederim/kolayca harekete geçerim...?”. Kendinde tespit ettiğin duyguları bu soru kalıbının içine oturtarak kendine sor.

Güvendiğiniz ve kalbinize uyan bir danışman aracılığıyla yapacağın bilinçaltı çalışmalar da sizi daha hızlı ve kalıcı bir çözüme ulaştırabilir. Kendini tanımak, anlamak ve bilmek çok kıymetlidir. Bunu yaparken akıl ve egodan doğru faydalanabilmek önemlidir. Bir danışman desteğinin faydası da tam olarak burada devreye girer.

Her anının içinde çözümleri görmek, duymak, fark etmek ve alıp kullanmak niyetiyle..

Sevgiler

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com