Geçtiğimiz günlerde mutfakta bulunan çöp kovasını dışarı çıkardım. Ve birkaç gün sonra o çöp kovasının yeniden dışarı çıkarmam gerektiğine şahit oldum. İçimden epey söylendim. Çünkü haddinden fazla çöp üretiyor olmamızın sebebi ben ya da bizler değil, bilakis üreticilerin ta kendisiydi. Nitekim "olmasa da olur," diyebileceğimiz birçok ambalajı çöp kutularımıza tıkıyoruz. Fakat evsel atıkları çıktığımızda geriye kalan tüm çöpün ambalajlardan oluştuğunu görmüyoruz.

Araştırdığımda ise ortaya çıkan tablo korkutucuydu. Türkiye’de günlük 87 bin ton, yıllık 32 milyon ton atık üretildiği kaynaklarıyla birlikte belirtiliyor. Hatta tablo öyle ilginçleşiyor ki; kişi başına 1.17 kilogramlık bir atık oluştuğunu istatiktik verileri ile açıklanıyor. Elbette atıkların bir kısmı geri kazanım tesislerine iletiliyor. Fakat yüzde 9.8’i geri kazanım tesislerinde işlem görebiliyor. Yüzde 0.2’lik bir kısmı ise yakılarak ya da başka yöntemlerle bertaraf ediliyor. Ayrıca atık yakma tesisinin yapımı için daha önceleri bir proje yapıldığını biliyorum. Fakat sürecin tamamlanmadığını da söylemeliyiz. Bu durumda alternatif bir şeylerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Çünkü bu tablo gerçekten üzücü.

"Geri Kazanım Ne İşe Yarar"
Doğal kaynaklarımız, dünya nüfusunun artması ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi nedeni ile her geçen gün azalıyor. Ve biz insanlar bu gerçeği unutarak bu durumu yadsınıyoruz. Bu nedenle malzeme tüketimini azaltmak, değerlendirilebilir nitelikli atıkları geri dönüştürmek sureti ile doğal kaynakların verimli olarak kullanılması gerekiyor. Üreticiler ambalaj üretimini azaltmadığı sürece, tüketiciler de ambalaj üretimini üretmekte kararlı gibi görünüyor. Bundan dolayı piyasaya sürülen ambalajların atık haline geldikten sonra, türlerine göre ayrılıp geri dönüşüm sanayine sevk edilmesi sonucu, geri dönüştürülmüş malzemeler çeşitli ürünlerin üretim aşamasında ikincil hammadde olarak kullanılmaktadır. Böylece doğal kaynaklar daha az kullanılarak, doğaya katkı sağlanmış olur. Daha iyisinin olacağı o güne dek bu bir çözüm. "Ya sonra," derseniz eğer, bugünden başlayın.

"Atık Üreticisiyiz"

Hepimiz atık üreticisiyiz ve bu sebeptendir ki; üzerimize düşen görevler var. Bunlardan birisi de ambalaj atıklarını ayrı olarak biriktirmek... Zor gibi gürünüyor olabilir. Fakat atıklar birbirine karıştığı zaman onları ayırmak daha zor bir süreci doğuruyor. Kâğıt ıslandığında veya çöpe karıştığında geri dönüşümü mümkün olmuyor. Bu nedenle bunların ayrı toplanmasının önemi büyük. Tüketici olarak bizler tüm bunlara dikkat ediyor olsak da yeterli olmayacağını biliyoruz. Çünkü üretici firmaların da bu yönde çalışmalar yapması gerekiyor. Türkiye’de ambalaj pazarının ihtiyacını yüzde 13’ünü bir oran ile Petkim karşılıyor. Bu oranın dışında kalan ise ihraç ediliyor. Daha makul bir öneri sunmak gerekir ise, ambalajlı ürün üretiminin azaltılması yerinde bir adım olabilir. Öte yandan mecburi olmayan ambalajların hayatımızdan çıkarılması gerekiyor. Örneğin; diş macunu...

"Ambalaj Modern Yaşamın En Önemli Unsuru Değildir"

Avrupa'da bazı ülkelerde diş macunları ambalajsız olarak satışa sunuluyor. Türkiye'de de böylesi iyileştirilmeler yapması hoş bir yenilik olabilirdi. Ambalajlı ürünlerin daha sağlıklı olduğu öne sürülebilir. Aksi yönde bir beyanda bulunabileceğimi de sanmıyorum. Şüphesiz ambalajlar ürünün koruyucusudur; birçok fiziksel etkilerden korur ama ambalaj ürünün tüketiciye en ekonomik yolla ulaşmasını sağlıyor olsa da modern yaşamın en önemli unsurlarından biri değildir. O nedenle ambalajlarda yeni çağa ayak uydurmak üzere sürekli geliştirilmeli ve ilgili regülasyonları dikkate alarak daha az malzeme kullanarak, fonksiyonel ambalajlar ortaya çıkarılmalıdır.

Öte yandan Türkiye metal hurdacılığında birinci sırada yer alıyor. Plastik, cam, alüminyum ve çelik sektöründe yalnızca geçtiğimiz yıl depolama alanlarına gömülen geri kazanılabilir atıkların toplam değeri yaklaşık 6.5 milyar lirayı buldu. Bu kadar büyük bir parayı her yıl çöpe gönderiyoruz. Üstelik bir de bunların taşıma, depolama için de para harcıyoruz. Bunları da hesaba kattığımızda hiç gerekli olmayan büyük bir kayıp oluşuyor. Buna gerek var mı?