Diyet I

Yaz ayları başlamadan ilkbahar, diyet listelerininde piyasaya daha yoğunlukla girdiği bir mevsim oluverir.

Diyet yapıyormuyuz?

Şok diyet yapıyoruz çok diyet yapıyoruz...

Evet toplumca kilo aldık ve kısmi obez bir topluma doğru yavaş ama emin adımlarla devam ediyoruz.

Hangi listeyi nasıl yaptığınızla pek ilgilenmediğimide açıkça ifade etmek isterim, ama bilgi paylaşmak yararlı olacaktır. Aslında bu biraz benimde hikayem oluyor.

Maratonumuz Hong Kong da Nisan 2015 yılında başladı.

Tartıdaki rakamımız 167 kilo yazmaktaydı hayatımın en kilolu olduğu anlarda bile bu rakamı yakalayamamıştım.

100 metre yürüyüşte, iki kat merdiven çıkışta nefes nefese kalmalar dışında kıyafet bulamamak en büyük problem. Sosyal yaşamı sıfırlaması ise cabası.

Çok sinsice alırırız kiloları vermek ise acı çekmeyi gerektiriyor.

Nisan ayına yeni girdik ve kaç kilo verdin diye soracak olursanız 65 kiloyu geçtik. Boy uzun olunca kurtarıyor cümlelerini duyar gibi oluyorum lakin tam olarak öyle olmuyor. Boy 185!

Yürüyememek hatta yürümüyor yuvarlanıyor olmak hiç hoş değil.

İşin magazin kısmını bir kenara bırakalım ama sağlık için ideal kiloda olmak önemli. Ve ideal kiloma ulaşmama da 25 kilo daha kaldı! Eh 15 kiloda kurtarır.

Şekerden başlayalım söze..

Vücudumuzun enerji kaynağı olduğu doğrudur ve bilinenin aksine vücudun dışarıdan alacağı bir gram şekere bile ihtiyacı yoktur. Aldığımız her türlü karbonhidratı glukoza yani basit şekere dönüştürmekte ve enerjiyi buradan sağlamaktadır. Vücudun tercihi kompleks karbonhidratlardır sizde bu tür karbonhidratları tüketmeye çalışın. Basit karbonhidrat tüketiminde ne değişir diye soracak olursanız ki sormalısınız kısaca anlatalım. Vücut almış olduğunuz karbonhidratları direkt olarak şekere dönüştürür. Şekere dönüştürdüğü anda kandaki şeker seviyesi yükselmeye başlar ve pankreası uyarır insülin salınımına neden olur. Salgılanan insülin, kandaki şekerin karaciğere ve kas hücrelerine girişini sağlayıp yakıt olarak kullanmak üzere depolar. Vucüt şekerin tamamını enerjiye çeviremiyor. Enerji ihtiyacınızdan fazlasını tüketmeye başladığınızda fazla kalan kısmını yağa çevirerek kenara atıyor. Neden böyle yapıyor derseniz basit bir açıklaması var. Kanınızda haddinden fazla şeker var kas hücrelerinde, karaciğer hücrelerinde ve diğer hücrelerde depolanan enerjiyi yakmak için her hangi bir egzersiz yapmadınız. Hücrelerin şekeri daha fazla depolayacak yeri olmadığı için yağa çevirerek kenara attı. Göbeğinizi kaşırken elinize gelen o yumuşak doku varya işte ondan bahsediyorum. Peki ne yapmalıyız diye soracak olursanız. Basit karbonhidratlardan ziyade komplex karbonhidratlar tüketin ve vücut enerji ihtiyacını bu tür karbonhidratlardan karşılasın. Komplex karbonhidratlar glisemik indexi düşük olduğu için kana yavaş karışırlar, kan şekerini yavaş yükseltir ve yavaş düşürürler. Basit karbonhidrat ve şeker ise kan şekerinde dalgalanmalar yaratır. Bunun sonucuda pek hoş olmaz şeker hastalığından kansere kadar çeşitli hastalıklara sebep olmakta.

Hayatınızı diyetlerle cehenneme çevirmek yerine bunu bir yaşam rutini haline getirmelisiniz. Temiz beslenmelisiniz, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmelisiniz, egzersiz yapmalısınız ve kaliteli bir şekilde dinlenmelisiniz. Ama "ben şunu yemeyeyim ben bunu içmeyeyim!, şunu yersem ölürüm nolur gösterme bana" dememelisiniz. Yiyeceksiniz de içeceksiniz de, ama kararında yiyip içeceksiniz.

Diyetlerden sonra tartıya çıktığınızda kaybetmiş olduğunuz kilolara bakıp sevinmeyin zira onlar hep vücudunuzdan attığınız su ve düzgün beslenmediğiniz için kaybettiğiniz kas dokusunun ağırlığıydı. o kadar. Yani sen kardiyo egzersizi yapıp nabzını yükselterek yağ yakımı yaşamadın, gerektiği gibi beslenip kas dokunu da koruyamadın. Ama tartıya çıktığında hafiflediğini gördüp sevindin.

Konunun birinci bölümü bitti...

Not olarak paylaşalım bu glisemik indeks nedir diye soranlar için gelsin...

glisemik indeks. Vücuda giren karbonhidratın kandaki şekere (glukoz) olan etkisini belirlemek için geliştirimiş bir yöntemdir. 50 gram karbonhidratın 2 saatlik zaman içinde kan şekerine olan etkisiyle ölçülür. Besinler glisemik indeksi yüksek gıdalar ve glisemik indeksi düşük gıdalar olarak ikiye ayrılır.

Glisemik indeksi düşük gıdalar sağlıklı gıdalardır; kana yavaş karışır, kan şekerini yavaş yükseltir, daha uzun süre tok tutar ve sonucunda kan şekerini daha yavaş düşürdüğü için 10 dakika sonra tekrar acıkmazsınız. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar, aşırı olmadığı sürece, bu kaynaklardan karşılanmalıdır. Kompleks karbonhidratlar glisemik indeksi düşük karbonhidratlardır. bununla birlikte, bir besinin glisemik indeksinin düşük olması, o besinin kalorisinin de düşük olduğu anlamına gelmez. Yani "çavdar ekmeğinin glisemik indeksi düşükmüş, o zaman sabah akşam birer somun çavdar ekmeği yersem sorun olmaz demek ki, kilo almam" dememelisiniz, Zira sağlıklı da olsa karbonhidrat karbonhidrattır. Her zaman söylüyoruz, yine söyleyelim: her şeyin aşırısı zararlıdır. aşırı karbonhidrat tüketirsen, basit karbonhidrat veya kompleks karbonhidrat fark etmez. Sebebini üst kısımda anlatmıştım tekrar edelim ihtiyaç fazlası karbonhidratı karaciğerin yağa çevirir ve göbek çevresindeki o kitle kalmaya devam eder.