MLP Care hekimleri bu hafta "kısırlık" hakkında önemli bilgilerini paylaşacak.

Kısırlık nedir?

Kısırlık (infertilite), kadında hiç gebeliğin oluşmaması ya da daha önceden gebelik oluşmasına rağmen başka bir gebeliğin oluşmaması durumudur. Kısırlığın toplumda görülme sıklığı yaklaşık yüzde 10-15 civarındadır. Türkiye'de 2 milyon çift çocuk sahibi olamıyor. Ancak son dönem modern tekniklerin de etkisiyle bu sorunun tedavisi artık büyük ölçüde mümkün.

Kısır bir kadın doğru tedavi yöntemleriyle çocuk sahibi olabilir mi?

Genelde erkekteki kısırlık sebepleri yüzde 25 ile 45 oranında, kadına bağlı sebeplerse yüzde 40 ile 55 oranında görülür. Her iki bireyde de kısırlık görülmesi ise yüzde 10 ile 15 oranındadır. Ayrıca hiçbir şekilde kısırlık sebebinin bilinmemesi (nedensiz kısırlık) sorunu da yüzde 10 ile 15 oranında görülür. Başka bir deyişle, çiftlerde kısırlık sebebinde her iki bireyde de aynı derecede sorumluluk vardır. Ancak maalesef üreme sisteminde sorun olan çiftlerden bazıları doğal yollardan çocuk sahibi olmayı başaramaz. Bu gibi problemleri olan çiftler için aşılama, yumurtlama ve tüp bebek tedavi yöntemi uygulanarak çocuk sahibi olmaları sağlanabilir. Bu kısırlık tedavileri içerisinde tüp bebek tedavi yöntemleriyle yüzde 60 oranında başarı elde etmek mümkündür.

Kısırlıkta son dönem ileri tedaviler nelerdir?

Tüp Bebek, kısırlık sorunu olan çiftler için en etkin ve başarılı sonuçlara ulaşılan tedavi yöntemidir. Tüp Bebek tedavisinde son dönem ileri tedaviler ise şöyledir;

Preimplantasyon genetik tanı (PGT): Bu yöntemle embriyo üzerinde gen düzeyinde testler yapmak ve belirli bir hastalık veya doku uyumu olup olmadığını transfer öncesi tespit edebilmek mümkündür.

Kapsamlı Kromozomal Tarama (NGS): NGS tekniği kullanılarak tüm kromozomların embriyoda analizi yapılmaktadır. Kapsamlı kromozomal tarama yaklaşımıyla artık embriyo biyopsi işlemini embriyo gelişiminin 5’inci gününde yaparak, alınan hücreleri tüm kromozomları yönünden veya pek çok gen problemi yönünden incelemek mümkün olabiliyor. İşlem sonrası embriyoları dondurup, inceleme sonuçlarına göre normal olarak tespit edilen embriyo veya embriyoları daha sonraki bir dönemde doğal rahim ortamına transfer ederek daha yüksek gebelik oranları elde edilebilmektedir.

IMSI: Yüksek optik büyütme ile daha iyi sperm seçimidir. Klasik mikroenjeksiyon tedavilerinde sperm hücreleri laboratuvarda seçilirken mikroskop altında 400-600 katı kadar büyütülerek seçilirler. IMSI yönteminde ise bu büyütme 8000 kata kadar çıkarılabilir. Böylece çok daha iyi sperm seçilerek geçmişte sperm kaynaklı başarısızlık yaşamış çiftlerde başarı sağlanabilir.

Mikroçip yöntemi: Mikro akışkan çip teknolojisiyle spermler arasından DNA yapısı en ideal olan spermleri seçmek mümkündür. Bu sayede de daha iyi embriyolar oluşturulabilmekte ve oldukça başarılı neticeler elde edilmektedir. Mikroçip yönteminin uygulanmasıyla gebelik oranlarında oldukça etkin bir artış görülmüştür.

Vitrifikasyon:Sperm-yumurta-embriyo dondurma, “vitrifikasyon” adı verilen hızlı dondurma tekniğiyle son derece yüksek canlılık oranları ve embriyo gelişim oranları elde edilebilmektedir.

Embriyoskop: Embriyoskop kullanılmasıyla embriyolar sürekli olarak izlenebilir ve bu izlem için embriyo bulunduğu ortamdan da çıkarılmak zorunda kalınmaz. Dinamik embriyo görüntüleme sistemleriyle bugüne kadar embriyo gelişimi hakkında bilinmeyen pek çok yeni parametre de keşfedildi. Bu parametrelerin embriyo seçiminde kullanılmasıyla gebelik oranlarında artış ve gebelik kayıplarında azalma sağlanabilmektedir.

Kadında kısırlığı artıran faktörler nelerdir?

Anne adayı 35 yaşından küçükse, bir sene boyunca düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik meydana gelmemişse, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Yaşın 35’in üstünde olması: 35 yaş üstü gebe kalma şansı düşmeye başlar.

Kilo sorunu: Kişinin obez olması, aşırı düşük kiloya sahip olması ve aşırı egzersiz (adet düzensizliğine yol açarak gebe kalmayı güçleştirebilir) yapması da kısırlığı artırabilir.

Kronik hastalıklar: Diyabet, Lupus eritematozus, artrit, hipertansiyon, astım.

Kötü beslenme: Sigara ve alkol tüketimi, aşırı kafein tüketimi.

İş ortamı: İş yerinde (aşırı sıcak ortamda çalışmak), radyasyon v.b. etkiler.

Kimyasal maddeler: Pestisit gibi böcek- haşere ilaçlarına maruz kalmak, toksik gaz ve maddelerle karşılaşmak.

Aşırı stres

Hastalıklar: Endometriozis, polikistik over, dış gebelik, böbrek yetmezliği, siroz, hipofiz tümörü, anoreksiya nevroza, hipotiroidi, uterusta bozukluklara neden olan hastalıklar ve cerrahiler, pelvis ve uterus cerrahi girişimleri, ülseratif kolit, kron hastalığı, epilepsi, Cushing hastalığı, ağır anemi, kan hastalıkları, HİV enfeksiyonu, böbrek hastalıkları.

İlaçlar: Ağrı kesiciler, antibiyotikler, depresyon ilaçları ve kemoterapi ilaçlarının kullanımı gebe kalmayı negatif etkiler.

Tüp Bebek ve Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aynur Erşahin

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi