"Roller ve Senaryolar Sığlaştı"

Bir Banka Soygunu Komedisi oyunuyla sahnede, Bir Aile Hikayesi dizisiyle ekranda izlediğimiz Seren Şirince tüketim çağının hem yazılan karakterleri hem de senaryoları sığlaştırdığını söylüyor. Senaryolar gittikçe derinliğini kaybediyordiyen Şirince sözlerine şöyle devam ediyor; Kısa sürede yazılan senaryolar ve karakterler sığlaşıp, derinliğini kaybediyor. Ama üzerinde uzun çalışmaların yapıldığı karakterler ve senaryolar seyirciyi tatmin ediyor. Oyuncu için de aynı şey geçerli.

Bir Banka Soygunu Komedisi nasıl bir deneyim oluyor sizin için? Yollarınız bu oyunla nasıl kesişti?

Bir Banka Soygunu Komedisi daha önce denemediğim farklıbir deneyim oldu. Çünkü ilk oyunum “Göl Kıyısı”ağır bir dramdı. Bir Banka Soygunu Komedisi ise daha vodvil tarzı ve sürekli sahnede dekorları değişen yüksek tempolu, müzikli, eğlencesi hiç düşmeyen bir oyun. Bu yüzden de yoğun bir çalışma dönemi geçirdik. Bu anlamda bana farklı ve öğretici bir deneyim oldu diyebilirim. Oyunla yollarımız Mehmet Ergen sayesinde kesişti. Mehmet oyunu anlattı, daha sonra oyunumuzun yönetmeni Lerzan Pamir’le buluşup üçümüz bir araya geldik. Ben zaten Lerzan’la çalışmayı çok istiyordum. Metin, oyun için oluşan kadro da son halini alınca birlikte çalışmayıkabul ettim.

Roller ve Senaryolar Sığlaştı

Caprice karakteri sizce hayatınızın rolümü? Bu karakter kariyerinizde nasıl bir etkisi olacaktır?

Herhangi bir rol için hayatımın rolü der miyim, demeli miyim bilmiyorum. Çünküo rol “o zaman için doğru hissettiğimiz ve tutku” duyduğumuz bir şey gibi bence. Daha sonra üzerine eklemeli insan diye düşünüyorum. Hayatımın rolü ifadesi oyuncuyu sanki tembelleştiriyormuş gibi geliyor bana. Ama Caprice beni kesinlikle değiştiren, geliştiren bir rol evet, yönetmenim Lerzan Pamir’den çok şey öğrendiğim ve karakter için ekstra çalışmalar yaptığımız bir rol. Bu nedenle umarım emeğimizin karşılığını alırız.

Caprice kimseyle ciddi ilişki yaşamayan, sadece eğlencesinin peşinde olan bir tip... Peki ya Seren olarak sizde durum ne?

Hepimizin hayatında illa ki daha az ciddi ilişkiler yaşadığı dönemler olmuştur. Ama Caprice’in bakış açısındaki gibi bir ilişki biçimim hiç olmamıştı. Şu anda ciddi ilişkimin olduğu ama eğlenceyi bırakmadığım bir dönemdeyim. Zaten eğlence bitmemeli, o biterse tüm ilişkiler biter bence.

Komediyi kendinize daha çok yakıştırıp, daha mı rahat hissettiğiniz bir alan olduğunu düşünüyorsunuz?

Komediyi kendime daha çok yakıştırıp yakıştırmadığımıdaha önce düşünmemiştim açıkçası. Ama kesinlikle daha iyi hissettiğim bir alan olduğunu söyleyebilirim. Çünkübu alanda kendime göre daha fazla deneyime sahibim.

Roller ve Senaryolar Sığlaştı

Rol seçimlerinde daha cesur olmak lazım

Hep şirin, enerjik, sempatik roller size yakıştırılıyor. Bu durum çok güzel olmakla beraber sizi rahatsız ettiği de oluyor mu? Mesela sizi ağırlık olarak gördüğümüz rollerden başka nasıl bir fark istersiniz?

Rahatsız olmuyorum, anlıyorum…Genel olarak Türkiye’de işlerimize baktığımız zaman sürekli farklı rollerde gördüğümüz oyuncularımızın sayısı az. İnsanlar zihinlerinde başka bir şeye oturtmakta zorlanabiliyorlar. Ama alıştırmak lazım. İş seçimlerimizde daha cesur olmamız lazım. Tabii ki daha önce deneyimlemediğim bir rolde olmak çok isterim.

Sizin için en ters köşe rol ne olur sizce?

Ne ideolojisiyle, ne karakteriyle ne de düşünceleriyle, nerdeyse hiçbir şeyiyle daha önce temas kurmadığım birini oynamak sahiden ters köşe olurdu.

Her rolün kadınıyım gibi bir iddianız var mıdır?

Öyle iddialarım yok. Büyük laflar kullanmayıpek tercih etmiyorum.

Roller ve Senaryolar Sığlaştı

Son dönemde bu işim eğitimini alan almayan birçok oyuncu tiyatroya yönelmeye başladı. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyor ve nasıl yorumluyorsunuz?

Sevindirici tabi, önemli olan istikrarlı olması. İnsanların tiyatroya gitmeyi alışkanlık haline getirdiği bir dönem tekrar olur umarım. En sade haliyle şunu söyleyebilirim, tiyatro izlemeye yönelik bu ilginin en önemli sebebi, içinde bulunduğumuz dönemin sıkışmışlığının bir tezahürü olması.

Sizce artık ekrandaki karakterler hem seyirciyi hem de oyuncuyu tatmin etmiyor olabilir mi?

Tüketim çağındayız. O yüzden elimizdeki şartlar da karakterler de senaryolar da tükeniyor. Çok kısa sürede yazman gereken bir senaryo var mesela, e doğal olarak karakterler sığlaşıyor ve senaryolar derinliğini kaybediyor. Seyirci de eski derinliği bekliyor. Ama şartlar eskisi gibi değil ki. Ancak üzerinde uzun çalışmaların yapıldığıkarakterler ve senaryolar seyirciyi tatmin ediyor. Açıkçasıişi izlediğimiz zaman bu da belli oluyor zaten. Oyuncu için de aynışey geçerli bence.

Bir Aile Hikayesi dizisiyle de izliyoruz sizi... Bu dizide sizi cezbeden şey ne oldu?

Tek kelimeyle hikayenin kendisine kapıldım. Bu hikaye, karakterler çok gerçek. Ve bir uyarlamaya göre çok başarılı buluyorum. Beni içine çekip götürüyor. Sahnelerde duygular içime işliyor. Oyuncular zaten hepsi çok saygı duyduğum insanlar. Bu yüzden bu işin içinde yer aldığım için çok mutluyum.

Bu diziye kadar bir süre ekranda göremedik sizi o süreçte neler yaptınız?

Çalışırken vakit geçiremediğim insanlarla vakit geçirdim. Bir süre İngiltere’ye gidip geldim, orada tiyatro oyunlarıizledim. Bir kısa filmde oynadım. Daha sonra yaza doğru BKM’nin prodüktörlüğünü yaptığı bir aile filmi olan Bücür’ü çektik. Sonra zaten oyun süreci başladı.

Roller ve Senaryolar Sığlaştı

“İnsan emeğinin karşılığını görmek istiyor”

Dizilerdeki reyting kaygısı üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?

İnsan tabii ki emeğinin karşılığını görmek istiyor. Kötü bir reyting oranı olunca üzülüyorsun ama bir baskı yarattığını düşünmüyorum. Çünkü bizimle pek alakası olmuyor. Seyirci hikayeyi alıyor ya da almıyor.

Son dönemde keşfettiğini, üzerine düşündüğünüz neler var? Nelerin farkına vardığınız bir dönemdesiniz?

Sakinlediğim bir dönemdeyim galiba. Sakinliğin keyfinin farkına vardığım bir dönemdeyim diyebilirim. Genelde heyecanlı, endişeli ve hayata müdahaleci bir yapım vardı ve bunları aşmak için uzun zamandır uğraşıyordum. Sanırım aşmaya başladığım ve bundan mutluluk duyduğum bir dönemdeyim. Hayatı akışına bırakınca, doğru ilerliyor gibi her şey…

Sosyal medyayla aranız nasıl?

Sosyal medyayla aram iyi galiba; ne çok fazla ne de çok az kullanıyorum diyebilirim. Öyle bir dönemdeyiz ki sisteme direnmek telefonunun olmamasını istemek gibi bir hal aldı. Telefon varsa internet var. Artık sosyal medya hesaplarıyla para kazanan, bunu meslek haline getiren insanlar var. Başka nasıl meslekler çıkacak acaba diye düşünüyorum. Türkiye’ye ilk telefonun geldiği zaman dün gibi, geldiğimiz nokta inanılmaz, 20 yıl sonrası biraz ürkütücü benim için.

Hakkınızda yanlış bilinip düzeltmek istediğiniz bir şey var mı?

Doğum tarihim internette yanlış yazıyor ocak doğumlu değilim 15 Mart 1991’de doğdum.

Roller ve Senaryolar Sığlaştı

Bir Banka Soygunu Komedisi oyun tarihleri:

3 Nisan ZORLU PLATINUM SAHNESİ 20:30
13 Nisan CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ 16:00/20:30

20 Nisan ZORLU PLATINUM SAHNESİ 20:30

20 Mayıs MEB ŞURA SALONU 21:00
21 Mayıs MEB ŞURA SALONU 21:00