Çocuğunuza Neden Nasihat Etmemelisiniz?

Şimdi açık konuşalım, hangimiz nasihat dinlemekten hoşlanırız? ‘‘Nasihat dinleyeni değil, sadece nasihat edeni rahatlatır.’’ diye boşuna söylenmemiş sanırım. ‘‘Ben sana söylemiştim.’’ kaçımızın duymak istemediği korkulu cümle?

Hepimiz kendi hayatımızı yaşıyoruz ve bu hayatın sorumlulukları bizde. Yanlış yaparsak sonuçlarına biz katlanacağız ama kendi yanlışımızdan kimseyi sorumlu tutmamak kadar da rahatlatıcı bir şey olamaz. Ailemizin kararları doğrultusunda yanlışlar yaparsak, bir ömür onları suçlayarak, mutsuz bir yaşam süreriz. (Daha ayrıntılı ve örneklendirilmiş olarak, ‘‘Çocuklara Seçim Hakkı’’ yazımda bulabilirsiniz.) Kendimizden pay biçersek, çocuklarımıza kendimize davranılmasını istediğimiz gibi davranırsak, onların yararına-mutluluğuna olacak ve ebeveyn-evlat ilişkilerimiz sağlam kalacaktır.

01- Nasihat etmek, çocuğunuzun olası çözümler bulmasını engeller. Halbuki zor durumdan kendi çabasıyla kurtulan bir çocuk zafer kazanmış olur.

Haberin Devamı

02- Özgüven ve yeterlilik duygusunun gelişmesi için sizden destek istemediği sürece, hamle yapmayın, sadece gözlemleyin.

03- Nasihat etmeniz, sorumluluk almak yerine, size (ileride başkalarına; arkadaşlarına, eşine) bağımlı olarak yaşamasını sağlar.

04- Nasihat her zaman doğru olacak diye bir şey yok. Yani size göre doğru, başkalarının doğrusu olmayabilir. Çocuğunuz sizden bağımsız bir birey, kendi kararları, düşünceleri ve doğruları olabilir. Bu durum sizi suçlamasına zemin hazırlar.

05- Onlara tavsiyelerde bulunabilirsiniz. Yol gösterebilirsiniz ama fikrinizi dayatmadan, sonucunda kendi seçeceği yolu kabullenerek. Seçimi konusunda, (size göre) doğru ve yanlışları gösterdikten sonra seçimlerine saygı duymalısınız. Böylelikle yaptığı yanlışlardan ders çıkaracak ve ileride daha büyük hataları tekrarlamayacaktır. ‘‘Bir musibet, bin nasihatten iyidir.’’ demişler... Belki de onun doğrusu mutlulukla sonuçlanacaktır. ‘‘Senin mutluluğun için seni bu yola zorluyorum.’’ cümlesi hayatımızın bir evresinde, ailelerimizle gerginlikler yaşamamıza sebep olmuştur öyle değil mi? Bazen gerçekten onlar bizim gördüğümüzü görememiş olur ve seçimimiz doğrudur, bazense sırf onları haklı çıkarmamak için mutsuzluğa rağmen o yolda ilerlemeye devam ederiz. Her iki şıkta da ebeveynin yol göstericilikten çıkıp, çocuğuna istediğini dayatan tavra bürünmesi olumsuzlukla sonuçlanacaktır.

Haberin Devamı

06- Nasihatle takındığınız ses tonu, fikrinizi dayatma konuşma tarzınız, çocuğunuzun seçim yaparken, özellikle sizin fikrinizin zıt yönünde ilerlemesini ve sizden uzaklaşmasını sağlayabilir. Çocuğunuzu bile bile hataya itebilirsiniz.

Mesela okul çağındaki bir çocuğu ele alalım. Okulda verilen ödevlerin eksiksiz yapılıp, derse hazırlıklı katılması çocuğun sorumluluğundadır. Ama genellikle ebeveynler, çocuklarının eksik ödevlerinden kendilerini sorumlu tutar ve öğretmeninin uyarılarını kendi üstlerine alırlar. Bu yüzden de okuldan gelen bir çocuğa sürekli ‘‘Ödevlerini bitirdin mi? Hangi derslerinin ödevleri bitti? Getir ödevlerini kontrol edeyim.’’ gibi diyaloglara girerler. Bu durumun bir üst boyutu da, ‘‘Gel, birlikte yapalım. Ay, şu sunumun için ne çok araştırma yapmam gerekiyor. Hafta sonu çocuğumun dönem ödevini tamamlayacağım için program yapamam. Her gecem bizim oğlanın ödevlerini yapmakla doluyor. Bizim kızın bu seneki sunum ödevi için ne çok mesai harcadım, çok zor ödevler veriyorlar canım, kız nasıl yapsın, mecbur biz yapıyoruz.’’ diyerek çocuklarının sorumluluklarını üzerlerine alıyorlar.

Peki bu dersler ve ödevler konusunda (hayatı boyunca tüm sorumluluklarını göz önünde bulundurduğumuzda) nasıl davranmak gerekir?

Çocuk dersini çalışmak istemezse, ona başına gelebilecek olasılıkları ‘‘Dersten kötü not alabileceği... Öğretmeninin arkadaşlarının önünde bu konuyu onunla konuşabileceği ve bu durumun onu arkadaşlarına karşı mahcup duruma düşürebileceği’’ açıklayıp, sonrasındaki davranışının sorumluluğunu ona bırakmak gerekir. Belki sizin söyledikleriniz sayesinde, sizin istediğiniz gibi davranacak ve derslerini tamamlayarak derse gidecek sorun yaşamayacaktır, belki de sizin söylediklerinize rağmen ödevlerini tamamlamadan derse katılacak ve söylediklerinizi yaşayarak dersten kötü not alacaktır. Dersinden kötü not alınması durumunda ise ‘‘Ben sana derslerini çalış demiştim. Ben söylemiştim.’’ cümlelerinin yerine, o durumda ne hissettiğini sorgulamak ve eğer talep ediyorsa, durumu düzeltmek için ne yapabilir diye ona anlatıp, destek olmak gerekir.

Böyle bir yaklaşım çocuğunuzun bireye dönüşmesinde, kendi sorumluluğunu üstlenmesinde, yaratıcı bir kişiliğe dönüşmesinde, olası olumsuzluklarda krizi sakince yönetmesinde, hayatı kendi seçimleriyle yaşayarak, özgüvenli birine dönüşmesinde önemli rol oynayacaktır.

Haberin Devamı

https://www.facebook.com/bebekolduannedogdu/