Kara Kediden Kurtulmak

Anlaşılmadığını ve/veya anlayamadığınızı düşünüyorsanız kendinizle olan arkadaşlığınızın arasına kara kediler girmiş demektir. İnsanın kendisiyle arkadaş olması, sahte kimlik ve maskelerini bırakmaya karar vermesiyle başlayan uzun bir yolculuktur. İsterseniz önce bir durum tespiti yapalım.

Kendinizle olan arkadaşlığınıza kaç puan verirsiniz?

Umarım kendinizle olan arkadaşlığınızın tatmin edici bir puanı vardır. Bu yazımda kendisiyle arkadaş olmayı arzulayanlar için birkaç aydınlatıcı soru ve yanıt hazırladım.

Kendinizle olan arkadaşlığınız nasıl zayıflar?

Zihnin çalışma şekli çok enteresandır. Zihin, zıtlıkları görür ve bir tanesini seçmeye zorlar. Sürekli karşıtlıklara doğru çekilip dururuz. Bu şekilde karmaşık duygular, kararsızlıklar, şüphe ve endişelerin hayatımızdaki kapladığı alan genişler. Acılı anılar daha kolay ortaya çıkmaya başlar, duygular dayanılmaz olur. Bu durumda bazı deneyimleri ret ederek kendimizi birkaç bölüme ayırırız. Deneyimler yok sayıldığında, kendimizle olan arkadaşlığımız zayıflar. Sevmediğimiz, nefret ettiğimiz şeylerle aramızda büyük bir güvenlik duvarı/ları oluşur. Güvenlik duvarlarının sayısı arttıkça dostluk ile sevmenin de kapsamı daralır.

Her şey ne zaman başladı?

Her şey insanı duygusal ve zihinsel düzeyde etkileyen travma/larla başladı. Onlardan kurtulmak için attığımız adımlar ileride daha fazla acıyı getirecek seçimlere yöneltti. Bu durumu budist öğretilerden öğrendiğim bir metaforla anlatmak istiyorum. Travma okun bedeninize saplanmasıdır. Bir daha olmaması için acemice yapılan seçimler, okun saplandığı yerden daha derinlere inerek yarayı derinleştirir.

Zayıf ve kötü parçalarımızdan kurtulmaya çalışma ve bu parçaları hatırlatanlara savaş açma, sınırlayıcı kurallar koyma gibi stratejiler travmayı yok etmez. Aksine kendimizden daha da uzaklaştırır. (Eminim, şu an dahi aklınıza geçmiş bir deneyiminiz gelmiştir)

Kendimizle arkadaş olmanın kuralı nedir?

Kendimizle arkadaş olmanın kuralı, bazı deneyimleri ya da halleri sevmek, bazılarını ret etmek ya da kurtulmaya çalışmaya dayanmaz. Sevgimize ve dostluğumuza neyin ya da kimin layık olduğuna dair şartlar koyarsak, sevgimiz bu koşulları karşılanmadığında kolayca hayal kırıklığına hatta nefrete dönüşebilir. Sürekli kendi kendimizi savunmaya başlarız. Gerçek dostluk, sevme ya da sevme meselesi değildir, hiçbir şeyden kurtulmaya dayanmaz.

Bir sonraki yazımda Kendimizle Nasıl Arkadaş Oluruz? Süreç nasıl geçekleşecek? Bu işin sonu var mı? Gibi sorulara yanıt bulmaya çalışacağız. Bir sonraki haftaya kadar yukarıda soruların gerçekliğini hayatınızdan örneklerle test etmeniz güzel olabilir. Aklınıza soru ya da fikir var gelirse bana yazabilirsiniz.

Her Daim Sevgi ve Işıkla

Sibel KAVUNOĞLU

Kaynak Judy Lief- Making friends with yourself