Son dönemin gözde trendlerinden biri olan pantolon takımların oldukça ilginç bir hikayesi var. Gelin hep birlikte geçmişe dönelim ve hikayeyi yeniden hatırlayalım...

19. ve 20. yüzyılların başında beden ölçüsüne göre dikilen takımlar –daha çok etek ceket takımlar- dönemin orta sınıf ve üst sınıf kadınları için adeta bir norma dönüşmüştü. Seçkin çevredeki kadınlar 1930’larda ilk kez pantolon takım giymeye başladılar. Sonrasında, 60’lı yıllarda bu maskülen moda iyice yaygınlaştığında ‘pantolon takım’ teriminin bu trendi diğerlerinden ayırmak için kullanılması bazı tartışmalara ve fikir ayrılıklarına yol açtı.

Pantolon takımıyla ilk fotoğrafı veren isim olan Alman asıllı Hollywood yıldızı Marlene Dietrich, Eylül 1933 tarihli Vogue dergisinde bol kesimli beyaz pantolonlu pozuyla hafızalara kazındı. Ama Marlene’den sonra Katharine Hepburn ve Greta Garbo gibi ünlü yıldızların pantolon ceket takımlarıyla cesurca dolaşmalarının o dönemde pek de coşku uyandırmadığını söylemek gerek. Çünkü zaten pantolon giymek kadınlar için tartışma yaratan bir konu iken bir debu tartışmaya bir ceketin dahil olması moda konusundaki bu değişimi daha da alevlendirdi.

Öyle ki, 1950’lere kadar pek çok kadına ‘erkek gibi’ olmaya özendikleri suçlamasıyla dava açıldı. Hatta bu yüzden tutuklamalar bile yaşandı.

İkinci Dünya Savaşı sorasında, pek çok kadın fiziksel olarak tehlikeli işlerde çalışmaya başlayınca, pantolon ve Tulum giyme oranı da aynı şekilde artış göstermeye başladı. Yine de kadınlar pantolon takımın daha geniş bir kitlenin beğenisini kazanması için 1960’lara kadar beklemek zorunda kaldı.

1966’da ünlü modacı Yves Saint Laurent, akşam için şık bir pantolon takım olan ‘Le Smoking’i tasarladı. OI dönemde bile bu stil o kadar tartışmalıydı ki, Amerika’nın en sosyetik isimlerinden biri olan Nan Kempner, New York’daki ünlü bir restoranın kapısından kıyafeti dolayısıyla geri çevrildi.

Pantolonun arkasındaki politika, 70'li yıllarda bambaşka bir konsepte evrildi. Platform topuklarla giyilen polyester kumaştan üretilen pantolon ceket takımlar aynı zamanda özgürlük akımının da temsilcisiydi. Pantolon takımlar bu dönemde her ne kadar artık kendine güvenen kariyer yapan kadının tercih ettiği üniformasına dönüşmüş olsa da bu maskülen stil hala cüretkar bulunuyor ve kadınları erkek meslektaşlarının ya da patronlarının eleştirilerine maruz bırakıyordu. Ama her şeye rağmen kadınların pantolon ceketle birlikteliği canlı renkler, dokular ve kumaşlarla giderek perçinlendi.

Diane Keaton’ın 1977’de rol aldığı ‘The City Renewer’ filmindeki aksesuarları yelek ve kravat, pantolon takımları daha da popülerleştirdi. 80’lerde ve 90’larda bile pantolon takım giymek kışkırtıcı olarak algılanıyordu.

90’lı yılların başlarındaki radikal geçmişine rağmen 2000’lerin ortasında pantolon takım, ihtişamlı bir geri dönüş yaptı. Bottega Veneta ve Chanel gibi ünlü modaevleri, 2015 itibariyle gerçekleştirdikleri defilelerinde pantolon takımların kadınların gardıroplarında vazgeçilmez bir parça haline gelmesini sağladı.

Günümüzde politikacılardan ünlü isimlere kadar pek çok kadın, pantolon takımın feminist tarihine referans olarak gösterdikleri desteği vurgulamak için pantolon ceket giymeye devam ediyor. Moda dünyasının da iyiden iyiye kanıksadığı pantolon takımlar 2019’da artık renk ve form sınırı tanımadan sokaklara kadar inmiş durumda.