Suyun Altında Nefes Alan Kadın

O ülkemizin gözbebeklerinden... Pek çok kez gururla bayrağımızı gönderde dalgalandıran Dünya Serbest Dalış rekortmeni Şahika Ercümen, suya olan tutkusunun yanı sıra sualtı ile ilgili sosyal sorumluluk projelerinde de gönüllü olarak yer almaya devam ediyor. Detayları kendi ağzından dinliyoruz...

- Bir süredir yeni bir heyecanın içinde oldunuz. Polonyalı meslektaşınız Emilia Biala ile birlikte dalış kampları düzenlediniz. Bu proje nasıl gelişti?

Türkiye’nin ilk kadın serbest dalış eğitmeniyim fakat aktif sporcu olduğum için çok fazla eğitmenlik kimliğimi kullanamamıştım.

Yaşamını denize borçlu bir sporcu olarak, benim hayatımı değiştirdiği gibi başka gençlerin de yaşamı değişsin istiyorum.

Ayrıca her sene yüzme bilmediği için boğulan onlarca insan, deniz canlılarından ve yosunlardan korktuğu için denize giremeyenler için bir şey yapmam gerektiğini düşündüğüm için, birlikte antrenman yaptığım Polonya Rekortmeni Emilia Biala ile eğitimlere başlamaya karar verdik.

- Bu kamplarda vereceğiniz eğitimler hangi amaçları taşıyor, kimleri kapsıyor? Hangi tarihlerde, nerelerde olacaksınız?

Üç tarafı denizle çevrili ülkemizde hala her sene onlarca boğulma vakası yaşanıyor. Bu eğitimleri, herkesin suda kendini rahat hissedebilmesi, acil bir durumda kendini kurtarabilmesi veya müdahale edebilmesi amacıyla planladık.12 yaş üstü yüzme bilen herkes katılabilir. Sıradaki eğitimimiz Eylül’de Kaş’ta olacak.

- “Benim için hayat ilk nefes aldığımda değil, ilk nefessiz kaldığımda başladı” diyorsunuz bir söyleşinizde. Suya olan tutkunuzu ilk ne zaman keşfettiniz? Hikayenizi anlatır mısınız?

Çocukluğumda astım hastasıydım ve evden dışarıya bile çıkamıyordum. Fakat ilkokul sonrasında sualtı ile tanıştığımda her şey değişti, adeta suyun altında nefes alabiliyordum.

- Suyu altında nasıl bir dünyaya gözlerinizi açıyorsunuz?

Masmavi, yer çekimi olmayan, sınırsız özgür bir dünya, rüya gibi.

- Suyla ilgili olarak sosyal sorumluluk projeleri de gerçekleştiriyorsunuz. Bugüne kadar bu konuda neler yaptınız?

Tüm sporculuk hayatım boyunca hep bir sosyal sorumluluk projesinin içinde oldum. Bundan 15-20 sene önce sosyal sorumluluk projesi kavramı da çok yaygın değildi. Fakat içimde hep başka yaşamlara dokunma ve dünyamızı koruma içgüdüsü vardı. Yaşamını suya borçlu bir milli sporcu olarak, su kaynaklarımızın ve denizlerimizin nesli tehlike altında olan canlıların korunması, çocukların eğitimi gibi pek çok projeyi aktif olarak yürüttük.

Şimdi ise ‘Sıfır Atık Mavi’ projesinin bir parçasıyım.

- Aynı zamanda beslenme ve diyet eğitimi almışsınız. Size kolaylık sağlıyor mu bu durum?

Kesinlikle! Sağlıklı beslenme hem fiziksel hem psikolojik durumumuz için çok önemli. Ayrıca sporda performansıma çok katkı sağlıyor.

- Şu ana kadar 9 adet dünya rekorunuz var dalışla ilgili. Sizin için en unutulmaz olanı hangisiydi? Neden?

Her rekorun bambaşka unutulmaz hikayeleri var. Örneğin buzun altında kırdığımız Dünya Rekoru benim ilk rekorumdu. Su 1 derece, buzun altı klostrofobik. Kadınlar rekoru 70, erkekler rekoru ise 100 metreydi. Hedefim hem erkekler hem kadınlar rekorunu geçerek Guinness Rekorlar kitabına girmekti. Rekor denemesi öncesi başka bir dalgıç erkekler rekorunu kırmıştı. Ama birçok zorluğa rağmen 110 metre sualtından giderek rekoru kırdık. Bu tecrübenin beni çok güçlendirdiğine inanıyorum.

- Dalmayı hayal ettiğiniz en sıra dışı lokasyon neresi?

Aslında bir hayalim vardı ve o gerçek oldu. Bu sene Antarktika’da daldım ve Antarktika kıtasında tüpsüz dalış yapan ilk Türk Kadın oldum. Şimdi Galapagos ve Tonga’yı çok merak ediyorum.