Geçtiğimiz günlerde daha önce çok severek izlediğim Marslı filmini yeniden izlemek üzere TV karşısına geçtim. Evet, film izlemeyi toplum olarak seviyoruz. Senaryoya dökülen hikayeler, beyaz perdeye aktarılan çekimlerle bize aksiyon, gerilim, trajedi ve romantik unsurlar olarak geri dönüyor. O duyguyu seviyoruz; kendimizi filme kaptırmayı, hüzünlenmeyi ya da gerilmeyi çok seviyoruz. Filmi beğendiysek üzerinde en fazla 10 dakika konuşuyoruz, beğenmediysek eğer ‘kötüydü’ deyip geçiyoruz.

Peki, bir film çekilirken, aşama aşama hiç düşünüyor muyuz? Bir film özellikle de niş bir konu ise eğer hangi aşamalardan geçiyor ve bu aşamalarda ne tür bilgiler edinilip ne şekilde bir prodüksiyon oluşturuluyor?

Marslı filmine dönersek yeniden…

2015 yılında vizyona giren, başrolünde Matt Damon’ın oynadığı film… Bakıldığında klasik bir uzay filmi gibi görünse de aslında detaylarda yeni bilgiler edindiğimiz ‘vay be’ dediğimiz içerikler barındıran bir film. Çekimlere zaten laf yok, muhteşem! Harika bir prodüksiyon, mükemmel oyunculuklar. Peki, siz hiç su olmayan bir yerde patates yetiştirildiğini hayal ettiniz mi? Ya da bir gezegende insan vücudunda açılan yaraların nedenlerini düşündünüz mü? İşte bu film yapım öncesi süreçlerde bunun gibi birçok konuyu araştırmakla geçiyor. Belki de çok beğendiğimiz ya da beğenmeyip üzerinde durmadığımız filmlerin yapım öncesi aşamasında neler öğreniliyor neler haberimiz yok.

Mars’ta Su Üretip Patates Yetiştirmek

Filmin ana karakteri Mark Watney, NASA’da çalışan bir uzay bilimci ve aynı zamanda da botanik bilimci. Mars’ta çıkan bir fırtına sonucu erken dönmeleri gerekiyor ve bir kaza sonucu Mark yaralanarak Mars’ta tek başına kalıyor. Uzay aracının Mars’a geri dönmesi 3-4 yıl ve dolayısıyla da o zamana kadar hayatta kalmaya çalışmak zorunda. Mars yolcuğunda NASA tarafından yemek olarak patates seçiliyor ve Mark, yanlarındaki patateslerden yeniden patates üretip hayatta kalmaya çabalıyor. Tabii ki, Mars’ta su yok!

Mark işe önce su üretmekten başlıyor; senaryo da olsa insana bu durum çok da mutluluk verici gelmiyor mu sizce de? Mars’a iniş aracındaki hidrojenleri boşaltıp, katalizörden geçirip nitrojen ve hidrojen olarak ayırdıktan sonra, hidrojeni bir alana alıp yakıyor; tabii ki bunun yanında mekiğin içinde ne az ne de fazla oksijen olması lazım, yoksa patlama oluyor. Mark, kendi oksijenini hesaba katmadığı için ilk denemesi hüsranla sonuçlanıyor ve küçük bir patlama oluyor. Sonrasında kendi oksijeninin hidrojene gitmemesi için uzay kıyafetini giyip başına kaskını geçiriyor ve sonuç; başarılı. Mark, Mars’ta suyu üretti!

Patatesin yetişmesi için sıra gübreye geldi; Müracaat maalesef insan dışkısı…

Bunların sonunda 136 m2’lik bir tarlada Mars toprağının insan dışkısı ve hidrojen yakılarak elde edilen suyla birleşmesi sonucu patateslerin yaprakları çıkmaya başlıyor.

Bu patatesler Mark kurtarılana kadar onun hayatta kalmasını sağlıyor. İşte bunun gibi birçok sahne var filmde ve izlerken şaşırıp kalıyorsunuz.

Bizde ise uzay filmleri alüminyum folyo tarzında kıyafetlerden ve bir uzay aracı setinden ibaret… Mars’ta patates yetiştirmeyi düşünmüyorum bile! Tabii ki çok güzel filmler de var; hayran hayran izlediğimiz ve gurur duyduğumuz…

Ne diyelim; bu tarz filmlerde daha zamana ihtiyacımız var…

Marslılar kovalasın bizi!

Sevgiler...

Merve Yılmaz Çelik

Öğretim Görevlisi