Sialendoskopide Yanılgılar

Sialendoskopi, tükürük bezi kanallarının içerisini görmek için kullandığımız bir endoskopi yöntemidir. Bu yönteme tükürük bezi endoskopisi de diyoruz. Sialendoskopi sayesinde tükürük bezi taşları, salgı tıkaçları ve darlıklar başta olmak üzere pek çok kanal tıkanıklığı sorununu görerek teşhis ve tedavi edebiliyoruz. Yaklaşık 1-1,5 milimetre çapındaki endoskopların içerisinden 0,6-0,7 milimetre çapındaki araçlarla çalışıyoruz. Bu şekilde örneğin, küçük taşları tutup kanaldan çıkartabiliyoruz ya da büyük taşları kırıp parçalarına ayırdıktan sonra, tek tek tutup veya kanalın içerisini yıkayarak dışarı çıkartabiliyoruz. 1990 yılında uygulanmaya başlayan bu yöntemi ülkemizde 2004 yılından beri kullanıyoruz. Ülkemizde bu yöntem son yıllarda yaygınlaşmaya başladı fakat maalesef henüz yeterli düzeyde değil. Ayrıca hekimler arasında dahi bu yöntemi bilmeyenler olabiliyor ve bu nedenle sialendoskopinin etkinliği ve faydaları ile ilgili yanlış yorumlar yapılabiliyor. Hastalarda kafa karışıklığına yol açan ve bana en sık sordukları bazılarına dikkat çekmek istiyorum:

Bezin içerisindeki tükürük bezi taşları sialendoskopi ile çıkartılamazmış, kanal içerisindekiler çıkartılabilirmiş,

Tükürük bezi ve kanalı birbirinden ayrılamaz; kanal sistemini aynı bir ağaç gibi düşünmek gerekir. Nasıl dallar ağacın yapraklı kısmının içinde bulunuyorsa, tükürük bezi kanalları da bezin içerisine doğru devam ederler. Bizler sialendoskopi sırasında, ana kanal, birincil, ikincil ve bazen üçüncül dallanmalara dahi ulaşabiliyoruz. Uçlara doğru ilerledikçe kanallar incelir; sialendoskopun çapından daha ince bölgelere ulaşamayız, ancak uçlardaki taşlar zaten bezin tamamını şişirecek kadar belirti vermezler. Yani tükürük bezi taşlarının, adı üstünde, zaten çoğu bezin içindedir ve bunların %85-90’ına ulaşabiliriz.

Büyük taşlar sialendoskopi ile çıkartılamazmış,

Tükürük bezi taşları, boyutlarından bağımsız olarak, günümüzde, deneyimli ellerde sialendoskopi ve kombine yöntemlerle %95-96 oranında tedavi edilebiliyor. Sialendoskopi sırasında pnömatik litotripsi (havalı taş kırma) ile kırdıktan sonra 2,5-3 santimetrelik taşları bile çıkartabilmek mümkün oluyor.

Sialendoskopi ile tükürük bezi taşı çıkartılsa da, sonradan tekrar edermiş,

Günümüzde artık tüm branşlarda organ koruyucu uygulamalar tercih ediliyor. Nasıl böbrek taşları tekrarladığı zaman böbrek alınmıyorsa, tükürük bezi taşları da tekrarlarsa sialendoskopi ile çıkartılabilir. Bununla birlikte tek taşı olan vakaların tekrarlama olasılığı yok denebilecek kadar düşüktür. Birden fazla taşı olanlarda ise, sialendoskopi ile taşların hepsi çıkartıldıysa, yeni bir taş oluşma olasılığı düşüktür. Zira uygulamanın bitiminde kanal ağzını genişleterek bırakırız; bu sayede gelecekte taşa dönüşebilecek tortular oluşursa, tükürük salgısıyla kanal içerisinden rahatça temizlenebilir. Ayrıca tedbiren sialendoskopi sonrasında hastanın su içme miktarı, sigara kullanımı ve beslenme alışkanlıklarını düzenleriz.

Tükürük bezi taşı varsa bezin işleyişi bozukmuş, çalışmıyormuş. Bu gibi nedenlerle bezi aldırmak gerekirmiş.

Tükürük bezi çalışmıyor olsaydı zaten salgı üretmez ve yemek yenildiği sırada bez şişmezdi. Bez şişiyorsa zaten çalışıyordur diyebiliriz. Elbette iltihaplı şişmeler bunun dışındadır. Bununla birlikte, tıbbi çalışmalarda, tükürük bezi taşı nedeniyle alınan tükürük bezleri incelendiğinde, bezlerin en az yarısının tamamen normal veya normale yakın olduğu saptanmış. Bez yerine taşın çıkartıldığı vakalarda da, bezin işleyişinin zamanla düzeldiği belirlenmiş.

Görüldüğü üzere, tükürük bezi taşı olan hastaların sialendoskopi ile tedavi şanslarını önleyebilecek bazı yanlış ifadelere açıklık getirmeyi amaçladım. Günümüzde deneyimli ellerde sialendoskopi yönteminin başarısı oldukça yüksektir. Buradaki tek sıkıntı, tükürük bezi taşının çıkartılıp çıkartılamayacağının ancak sialendoskopi sırasında belirlenebilmesidir. Bu nedenle, sialendoskopistlerin bile bu konuda bir kesinlikten sözedebilme lüksü yokken, hastaların, sialendoskopi hakkında yeterli deneyimi olmayan ve hatta sialendoskopi dahi yapmayanların görüşlerine göre hareket etmeleri doğru olmayacaktır.

Günümüzde nasıl böbrek taşları pek çok merkezde kırılıyor ve çıkartılabiliyorsa, tükürük bezi taşları için de bu durum geçerlidir. Sialendoskopi ülkemizde uzmanlar arasında öğrenildikçe, yaygınlaştıkça, tükürük bezi kanal tıkanıklıklarının tedavisinde altın standart haline gelmiş olan bu yöntemin, halk arasında tüm yönleriyle bilinirliği de artacaktır.