Günümüzde cinsellik tabu olmaktan çıkamamış bir konudur. Konuşulmaktan çekinilen, utanılan bir konuda sorun yaşandığında bunu dillendirmek ve çözüm arayışına girmekte çiftler için zordur. Vajinismus çiftleri bu gerçekle karşılaştığında kendilerini yalnız hissederler. Sanki bu sorunu yaşayan tek çift kendileriymiş gibi bir düşünceye kapılırlar. Oysa vajinismus en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Fobik bir semptom olan vajinismusun verdiği en belirgin özellikse hastalıkla yüzleşmekten kaçmak ve tedaviyi sürekli erteleme isteğidir. Oysa vajinismus tedavisi geciktirildikçe çiftlerin yaşam kalitesi düşmekte ve ilişki yıpranmaya başlar.

Vajinismus kadını için bu yaşananlar özgüven konusunda ciddi yaralanmalara neden olmaktadır. Kendini eksik ve yetersiz görmeye başlar. İş hayatında, sosyal hayatında sürekli olarak zihnini meşgul eden ve enerjiyi düşüren bir konu olarak yer alır. Bu durum erkek eşe karşı mahcubiyet veya tam tersi agresif bir tutuma girilmesine neden olabilmektedir. Sonucu birleşme denemesine gidecek kaygısıyla eşler birbirinden fiziksel olarak uzaklaşmaya başlar. Fiziksel uzaklaşma eşlerin duygusal bağlarını da zayıflatabilir. Özellikle, evlilik süresi uzadıkça sosyal baskılarla çocuk beklentisi oluşmakta ve bu baskı çiftlerin daha fazla içlerine kapanmasına ve daha az sosyalleşmelerine neden olabilmektedir.

Vajinismus erkek eşlerinin birçoğu bu durum karşısında aşırı anlayışlı bir tutum sergiler. Eşlerinin en büyük destekçisi olmaları takdir edilmeye değerdir. Tabii ki çiftlerin ortak sorumluluk alanı olan vajinismusun dayanışma ve bağlılıkla karşılanması gerekmektedir. Burada önemli olan erkek eşlerin aşırı anlayışlı yaklaşımlarının tedaviyi geciktirmemesidir.

Vajinismus hayatın her alanını etkileyen ve yaşam kalitesini düşüren bir semptom olmakla birlikte tedavisi kısa sürede ve kalıcı olarak yapılmaktadır.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Op. Dr. Tamer Gültekin

http://www.drtamergultekin.com/