Kurt adamlarla vampirlerin yüzyıllardır süren gizli savaşını konu alan 'Karanlıklar Ülkesi: Evrim'ieğer gözleriniz çok keskin değilse büyük bir zevkle izliyorsunuz!

Kurt adamlarla vampirlerin yüzyıllardır süren gizli savaşını konu alan 'Karanlıklar Ülkesi: Evrim'i
eğer gözleriniz çok keskin değilse büyük bir zevkle izliyorsunuz!

Karanlıklar Ülkesi: Evrim
Vampirlerin atası Marcus'un öldürülmesinin üzerinden 15 yıl geçmiştir. Aradan geçen zamanda, insanoğlu gerek Vampir gerek Lycan klanlarından haberdar olmuş ve her iki türü de ortadan kaldırmak için seferberlik ilan etmiştir. Bu soykırım sürecinde ele geçirilen Selene(Kate Beckinsale) on yıldan fazla bir süredir dondurulmuş bir şekilde uyumaktadır. Antigen'deki gizli bir laboratuvarda kendine gelen Selene tutsak olduğunu anlar. Buradan kaçan Selene hem kendi türünü hem de Michael'dan olan kızı Eve'nin (India Eisley) hayatını kurtarmak için Antigen'e karşı bir intikam savaşına girer. Bu mücadelede
Lycanlar da yer alır.

Üçüncü boyut filmi kurtarıyor
Sessiz filmlerden seslilere, renksizden renklilere ve iki boyuttan üç boyuta geçiş sinema tarihini kökten değiştirdi. Bu dönüşümde teknolojik gelişmelerin yeri tabii ki inkar edilemez bir gerçek. Sinemadaki bilim kurgu ve fantastik öğelerin teknoloji olmadan hiçbir şey ifade etmediği de ortada.
'Karanlıklar Ülkesi: Evrim'i bu çerçevede incelediğimizde önümüzde sırtını efektlere dayayan bir film duruyor. Özellikle üç boyutlu çekilmesi gişeyi otomatikman etkiliyor çünkü son yıllarda sadece perdeden dışarıya fırlayanları izlemek için sinemaya giden bir kitle oluştu. Onlar için filmin konusu önemli değil, görsellik ön planda. Yapımcılar da bu kitleyi fark ettikleri için boş durmayarak gişede hatırı sayılı işler yapan filmleri yeniden ısıtıp, piyasaya sürmeye başladı.
Eğer gözleriniz efektlerle süslenen sahnelerin yer yer gerçekliğini kaybetmesini fark etmiyorsa 'Karanlıklar Ülkesi: Evrim'i zevkle izlerseniz. Yoksa, film sizin için bir zulme dönüşebilir.