BAŞARININ ANAHTARI OYUNDUR!

Anne-babalar çocuklarının iyi bir meslek sahibi ve kendine yeten bireyler olmasının yolunun eğitimden geçtiğini düşünüyor. Aslında daha çok öğretime bağlıyorlar diyebiliriz. Eğer minik, akademik olarak başarılı olursa, ilerde iyi bir meslek sahibi olur ve mutlu bir yaşam sürer diye düşünüyorlar. Bu durumda bütün ümitler, akademik başarıya bağlanıyor ve okul, çocuğun hayatının merkezinde tutuluyor.

BAŞARININ ANAHTARI OYUNDURBütün gün kapalı ortamdalar

Anne-babalar daha bebeklikten itibaren çocuklarının daha zeki ve başarılı olması için aktivite setleri almaya başlıyor. Okul dönemi boyunca sayılar ve renkler gibi kavramları öğretmeye çalışıyorlar. Aynı şekilde okullar da, bazen miniklerin yaşına uygun olmayan ödevler veriyor ve onları bilgi bombardımanına tutuyor.

Öğrencilerin yarım günlük olan okulları, yine iyi bir eğitim kaygısıyla neredeyse tam gün oluyor. Buna bir de uzun servis saatleri eklenince, çocukların hayatı yetişkinlerden daha zor oluyor. Yetişkin bir insan tüm gün çalışabilir ama bir çocuğun tüm gün kapalı ortamda sorumluluk altında kalması, gelişimsel olarak uygun değildir.

Öğretim değil, eğitim önemli

Eğitim, sadece konu öğretimi değildir. Çocuğun tüm davranışlarını ve becerilerini kapsar. Vicdanlı ve ahlaklı bir birey olarak yetişmesine destek olur. Öğretimden daha önemli olan, miniğin davranışları ve arkadaşlarıyla ilişkileridir. Onun özgüveni ve becerileri gelişmezse, hayatta mutlu ve başarılı olması garantilenemez.

Temel ihtiyacını karşılayın

Ebeveynler başarının anahtarını çocuklarının iyi bir okulda bütün gün bilgi bombardımana tutulması gibi algılıyor. Oysa miniğin başarılı ve mutlu olması için, temel ihtiyaçları karşılanmalıdır. Özgürce hareket edip, oyun oynaması gerekir. Çocuklar hayatı oyunla öğrenir. Onlara oyunla eğitim verilmelidir.

Oysa günümüzde, küçücük çocukların lise öğrencisi gibi saatlerce kapalı alanda eğitim alması bekleniyor. Minikler, hareket ederek ve arkadaşlarıyla iletişim kurarak birçok beceriyi kazanır. Maalesef pek çok çocuğun, okulda arkadaşlarıyla oyun oynamaya fırsatı olmadığı gibi, eve geldiğinde de ya arkadaşları ya da oyun alanları bulunmuyor.

Açık hava ilaçtır

Çocukların hem fizyolojik hem de ruhsal sağlığı için en iyi ilaç, açık hava oyunlarıdır. Bu durum, vücut sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlar ve fazla enerjilerini atar. Minikler güneşten D vitamini alır, iştahları açılır ve gece de rahat uyur.

BAŞARININ ANAHTARI OYUNDURGelişimsel olarak ince ve kalın motor becerileriyle, iletişim ve problem çözme yetenekleri gelişir. Oyun, çocuk için hayatın kendisidir. Yemek-içmek kadar doğal ve gereklidir. Fakat maalesef birçoğumuz, çocukların doğal gelişimini gerçekleştirmesine izin vermiyoruz.

Zaman kaybı değildir

Okul öncesi dönemde bir çocuğun günde en az 5-6 saat oyun oynamaya ihtiyacı vardır. İlkokul çocuğunun da en az 4-5 saat oyun oynaması gerekir. En ideal olanı günün yarısını dışarda arkadaşlarıyla oynayarak geçirmesidir.

Yeterince oynarsa, hem okulda başarılı, hem de kendine yeten bir birey olur. Bu nedenle oyunu zaman kaybı değil, çocuğun potansiyelini gerçekleştirmesi için yemek ve içmek kadar doğal bir ihtiyaç olarak görmeliyiz.