Anne-babalar, çocuklarına internet erişimi imkanı sağlayarak sokaklardaki tehlikelerden koruduklarını düşünüyor. Oysa en büyük tehlike, evlerinin içinde… Çocuklar internet aracılığıyla birçok tehdide karşı savunmasız kalıyor. Özellikle sanal oyunlarda hem oyunun içeriğindeki şiddete maruz bir şekilde duyarsızlaşıyor, hem de tanımadıkları kişilerle tanışarak, çeşitli istismar tehlikeleriyle karşı karşıya kalıyor.

Bilgisayardaki en tehlikeli oyunlar, sanal olarak interaktif olanlardır. Çocuk, hiç tanımadığı bir kişiyle adeta savaş yapıyor. Oyuncu, şiddet uygulayarak engelleri aşıyor. İnsan öldürerek, duvar yıkarak veya araba çalarak engelleri geçtikten sonra ileri seviyelere ulaşıyor. Bu oyunlarda şiddeti ne kadar kullanır ve karşınızdaki rakipleri ne kadar yok ederseniz, o kadar başarılı oluyor ve seviye atlıyorsunuz. Oyun bağımlılığı çocukları öyle bir hale getiriyor ki, artık onu gerçek gibi yaşıyor ve kendini karşındakine kanıtlama çabası içinde oluyor.

Evdeki tehlike: İnternet

Kaybeden taraf ise bunu hazmedemiyor ve çözüm yolu olarak şiddete başvuruyor. Şiddet, çocuk için bir süre sonra normalleşiyor ve günlük hayatına da yansıyor. Zamanla merhamet duyguları yok oluyor. Hayvanlara zarar veren, duyarsız çocuklar oluyorlar. Yanında biri düşse, dizi kanasa, umursamıyor. Arkadaşıyla en ufak bir sorun yaşadığı zaman hemen şiddete başvuruyor. Çocuklar, sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında ve tehlike karşısında kalıyor. Özellikle ön ergenlik ve ergenlik dönemindeki çocuklar daha büyük tehlike içinde... Onlar bu dönemde kendilerini kanıtlamak için riskli davranışları sergileyebiliyor. Bu oyunları oynayanların yenilgiyi kabul edemeyip gerçek hayatta buluşarak birbirine zarar verdiğini, hatta öldürdüğünü üzülerek öğreniyoruz.

Pedofiliye dikkat!

Ayrıca sanal oyunlar, şiddet ve bağımlılığın yanı sıra kötü niyetli kişilerin çocuklara zarar vermesine de neden olabilir. Pedofilik kişiler, çocuklara ulaşmak için online bilgisayar oyunlarını kullanıyor. Bu kişiler oyun üzerinden onlarla iletişime geçebilir ve ‘görüşelim’ diyebilir. Bu yüzden anne-babalar
çok dikkatli olmalı.

Yasaklamak çözüm değil!

Bu tehlikelere karşı sadece yasaklamak çözüm değil. Asıl iş, ebeveynlere düşüyor. Çocuklar, küçük yaştan itibaren dijital dünyadan uzak tutulmalı ve ailelerinin kontrolü altında olmalı. Onları elbette internetten, dijital dünyadan tamamen uzak tutmak mümkün değil, ama kontrolünü sağlamak büyüklerin elinde. Daha iki yaşından itibaren çocuk sussun diye eline tabletleri ve akıllı telefonları verirsek, o çocuk kendini bilir hale gelince, daha farklı oyunlar oynayacak ve bağımlı olacak. Böyle yetişen bir çocuk ergenlik döneminde bilgisayar bağımlısı olabilir.

Evdeki tehlike: İnternet

Dijital oda hazırlanmamalı!

Bilgisayar ve oyun bağımlılığıyla ilgili ailelere düşen görevler ve onların yapması gerekenler şöyle:

*Çocuklar küçük yaşlardan itibaren dijital dünyadan uzak tutulmalı.

*Onlara evlerinde dijital malzemelerle donatılmış bir oda hazırlanmamalı. Aileler genelde çocuklara otel odası gibi dijital bir dünyayı kendi elleriyle hazırlayıp sonra, “Bilgisayarla oynama” diyorlar. Bağımlı minikler yaratmak istemiyorsak, dijital oda hazırlamamalıyız.

*Anne-babalar her zaman takipte olmalı, hangi sitelere giriyor ve hangi oyunları oynuyor, hepsini bilmeli.

*Çocuklar, sosyal aktivitelere yönlendirilmeli. Örneğin; yüzme, futbol ve müzik alanlarında çocuk yeteneğine göre bir kursa gitmeli.

*Akademik başarı hayatın merkezi olarak görülmemeli. Çünkü bu başarıyı önde tutan ailelerin çocukları başarılı olamayınca, çareyi bilgisayar oyunlarına kapanmakta ve burada kendini kanıtlamakta buluyor.

*Çocuğun yeteneği ne yönde ise oraya yönlendirilmeli ve akademik alanda başarılı olmasa da yeteneğine uygun seçtiği alandaki başarısı takdir edilmeli ve özgüveni kırılmadan saygı duyulmalı.

*Arkadaşlık ilişkileri canlı tutulmalı. Onlarla vakit geçireceği ortamlar yaratılmalı.

* Bazı çocuklar içine kapanıktır. Onlarla iletişim kurmakta zorluk yaşayan aileler, mutlaka profesyonel yardım almalıdır.